Güneş enerjisinde lisans vermeye başlıyoruz

Güneş enerjisinde lisans vermeye başlıyoruz

2014-2016 yıllarını ihtiva eden Orta Vadeli Program’da cari açığı azaltmak için enerji yatırımları teşvik edilecek.

Turhan Bozkurt'un haberi:

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan daha önce yüksek maliyetler sebebiyle tehir ettikleri güneş enerjisi lisanslarında müjde verdi. Babacan, “Şimdi fiyatlar hayli düştü. Geri dönüş süreleri 5-6 yıl. Bizim için fizibıl hale geldi.” dedi.

Orta Vadeli Program’ın ardından yeni ekonomik vizyonla ilgili soruları cevaplayan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, kredi kartları, bireysel krediler ve kredi kartıyla taksitli satışlara dikkat çekti. Eylül sonu itibarıyla vatandaşın toplam 82 milyar lira kredi kartı borcu olduğu, bunun 48 milyarlık bölümünü taksitli satışların oluşturduğu bilgisini verdi. Babacan, “Dünyada kredi kartına böyle taksit yapan bir ülke yok. Akaryakıt ve gıdada getirdiğimiz taksit yasağı yeni dönemde diğer alanlara yayılacak. Beyaz eşya, elektronik ve otomotivde taksite sınır getirilebilir.” dedi. Babacan, taksit miktarıyla aylık maaş arasında bağ kurabileceklerini dile getirdi.

Türkiye büyüme ile cari açık arasında bocalıyor. Hızlı büyüdüğünde iç tasarrufları (şu anda milli gelire oranı yüzde 12,6) kâfi gelmediğinden enerji başta olmak üzere ara malı ithalatının ödemelerini ekseriyetle sıcak para ile gerçekleştiriyor. 2011’de yüzde 10’u aşmıştı cari açığın milli gelire oranı ki ucuz atlattık. Türkiye üretimde katma değeri artırmadan, enerjide rüzgâr, güneş, su, jeotermal ve kömür gibi kaynaklarını değerlendirmeden mevcut talebi (özel kesimin tüketim harcamaları) kısarak cari açığı bir yere kadar engelleyebilir. Üstelik bu politika büyüme rakamlarını aşağı da çekebilir. Yüksek açıkla krize sürüklenmek ne kadar yanlışsa gereksiz kısıtlamalarla yüzde 5’lik potansiyel büyümenin altında kalınması da o ölçüde yanlıştır.

Bu girizgahı niye yaptım? Türkiye’nin 2014-2016 yıllarını ihtiva eden Orta Vadeli Program (OVP) önceki gün açıklandı. Programda, Amerika’da tahvil alımlarının azaltılacağı senaryosunu esas alan ihtiyatlı bir yaklaşım var. Büyüme hedefleri bu yıl için yüzde 4’ten 3,6’ya çekilmiş. 2014’te yüzde 5 büyüme öngörülmüştü ancak Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren OVP’de yüzde 4 olarak yer aldı. ABD piyasaya verdiği ucuz ve bol doları önümüzdeki üç yıl içinde geri çekecek. Bunda şüphe yok. Hal böyle iken aynı yıllara ait tahminlerin cari açık problemi ile boğuşan bizim gibi ülkelerde aşağı yönlü revizyonu kaçınılmaz oluyor. Gazetelerde OVP’nin yapısal manada gerçekçi olup olmadığından daha çok haklı tüketiciyi ilgilendiren başlıkları öne çıktı. Örneğin kredi kartı limiti aylık gelirin iki katını geçemeyecek. Yine kartlı alışverişlerde taksitlere sınırlandırma ve taksitle gelir arasında uyum gibi tüketimi kısacak tedbirler öne çıkıyor. Hükümet kredi musluğunu kısarak tasarrufları artırmayı ümit ediyor. Kredi kartlarından mütevellit toplam 82 milyar TL borç var. Rakamın 42 milyarını taksitli alışverişler teşkil ediyor. Bankalar kartı çarşı pazarda pazarlarken BDDK ve ilgili kurumlar seyretti. Şimdi disiplin altına almak için uğraşıyoruz. Alışkanlıkları değiştirmek zordur. Ticaret ehlinin kredi kartının mevcut kullanımına olan bağımlılığını bir anda değiştirmek büyümeye zarar verebilir.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ihtiyatlı iyimserliği ile bilinen bir isim. Sayın Babacan’ın bu duruşu uluslararası yatırımcı nezdinde Türkiye’ye duyulan güveni artırıyor. OVP’yi açıkladığı günün akabinde İstanbul’da ekonomi editörleri ile yaptığı toplantıda yine ihtiyatlı, mutedil tavrı ile cevap verdi sorularımıza. Kamuda bütçe açıklarını yüzde 2’nin altına indirerek tasarruf adına örnek davranış sergilediklerini aktardı. “Dünyada kredi kartına böyle taksit yapan bir ülke yok, akaryakıt ve gıdada getirdiğimiz taksit yasağı yeni dönemde diğer alanlara yayılacak. Bu konudaki çalışma üç dört haftaya netleşecek.” dedi. Kredi kartı limiti ile gelir arasında bağ kurduklarını, şimdi de taksit miktarları ile gelir arasında bağ kuracaklarını belirterek, “Tüketici 36 ay taksitle cep telefonu alıyor, arada telefonu yeniliyor ama taksitler devam ediyor. Konut kredisindeki yüzde 25 peşin uygulaması diğer bireysel kredilere de yayılacak. Bunların sonuçlarını 3-4 ay izleyeceğiz eğer sonuç yeterli olmazsa gerekirse tedbirleri artıracağız.” bilgisini verdi. Çıkış noktası da şu: “Vatandaş kazanıp harcıyorsa mesele yok, ama kazanmadan borçlanıp harcıyorsa bunu kabul edemeyiz.” Birkaç yıl evvel bankacılardan yükselen “yoğurdu 12 taksitle de alırım kime ne!” itirazına da değindi: “İşte biz kime ne sorusunun cevabını gereğini yaparak veriyoruz.” Babacan’ın sözlerinden başka tedbirler geleceği anlaşılıyor.

Güneş’te lisans müjdesi

Yukarıda dikkat çektiğim dengeyi bozmayacak adımlar aşırı tüketimin haliyle israfın önünü alacaktır. Ancak ekonomideki kronik rahatsızlığa kalıcı şifa için enerji açığımızı gidermek zorundayız. Rüzgâr ve su lisanslarından sonra gözler güneş enerjisi üretecek şirketlere verilecek lisanslarda. Babacan’a bunu sorduğumda, “Panel başta olmak üzere kullanılacak ekipmanların fiyatları çok yüksekti. Bundan ötürü lisans vermiyorduk. Geri dönüşü 10 yılı geçiyordu yatırımın. Şimdi fiyatlar hayli düştü. Geri dönüş süreleri 5-6 yıl. Bizim için fizibıl hale geldi. Güneş enerjisi için lisansları da yavaş yavaş vermeye başlayacağız.” cevabını verdi. Enerji yatırımlarındaki aksaklıkları gidermek için başkanlığını yaptığı Ekonomik Koordinasyon Kurulu’nda şikâyetleri masaya yatırdıklarını aktardı. Birkaç yıl olarak açıklanan iyileştirme takvimini de daralttıklarını ve çözüm bekleyen yatırımcıyı rahatlatacaklarını söyledi.

Ziraat, Vakıfbank ve Halkbank’ın 300’er milyon dolar sermaye ile üç ayrı katılım bankası kuracağını, çalışmaların sürdüğünü kaydetti. 3 katılım bankası iştirak değil kardeş kuruluş şeklinde faaliyet gösterecek. Bu arada İslam Kalkınma Bankası ile Mega İslami Banka kurulacak. 1+9 milyar dolar gibi güçlü bir sermayeye sahip olacak Mega Bank, katılım bankalarının likidite yönetimine katkı sağlayacak. Zira katılım bankaları Merkez Bankası’nın imkanlarından faiz hassasiyeti sebebiyle istifade edemiyor. OVP’de iddialı hedefler yok. Ancak büyüme, işsizlik, enflasyon ve kur başta olmak üzere makro hedeflerin Türkiye’nin yapısal problemleri sebebiyle pamuk ipliğine bağlı olduğunu mayıstan bu yana iliklerimize kadar hissediyoruz. Babacan ve ekibi aslında hepimize “Uçak türbülansa girecek, kemerleri sıkmaktan başka çare yok.” mesajı veriyor. Tasarruf vurgusunu hafife almayalım. Uçak yakıtı, sağlamlığı ve pilotların tecrübesi itibarıyla küresel türbülansı atlatabilecek gibi görünüyor. Kemer bağlamazsak türbülansta ağır bedeller ödeyebiliriz. Biz kemerleri bağladık Sayın Babacan! Sizin de ifade ettiğiniz gibi normal bir dönemde değiliz. Harici şartlar elimizi kolumuzu bağlıyor. Yığılmış problemlerimiz uçaktaki en ciddi ağırlıktır. Uçağın havada kalması yakıt ikmalinin aksamamasına ve rotanın her açıdan güvenli olmasına bağlı. Keşke kredi kartıyla bu ağırlıklardan kurtulabilseydik.

Zaman