Görmez: Müslüman coğrafyasında çatışmalar körüklenmektedir

Görmez: Müslüman coğrafyasında çatışmalar körüklenmektedir

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez, İslam medeniyet havzasında bulunan unsurlar arasında yeni bir fitne ateşi yakılarak medeniyet içi bir çatışma istendiğini söyledi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez, İslam medeniyet havzasında bulunan unsurlar arasında yeni bir fitne ateşi yakılarak medeniyet içi bir çatışma istendiğini belirterek, ''Müslüman coğrafyasında dine, mezhebe ve etnisiteye dayalı farklılıklar derinleştirilmekte ve çatışmalar körüklenmektedir'' dedi.

Görmez, Le Meridien Otel'de düzenlenen ''Arap Uyanışı ve Orta Doğu'da Barış: Müslüman ve Hristiyan Perspektifler'' başlıklı uluslararası konferansın açılışında yaptığı konuşmasına, dini kitaplardan alıntılarla başladı.

Bu toplantının alışık olunan, birbirini tanıma ve karşılıklı güzel temennilerde bulunmak için bir araya gelinen diyalog toplantılarından farklı olduğuna işaret ederek, bütün dinleri ve insanlığı doğrudan ilgilendiren bir konu için, hak ve hukukun, adaletin ikame edilmesi ve yüceltilmesi için, birbirleri için, daha güvenli hayat alanları oluşturmak için toplandıklarında bunun daha anlamlı olacağını söyledi.

Bu toprakların binlerce yıl barışın ve esenliğin diyarı olduğunu ve dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar çok dinli, çok kültürlü ve çok uluslu topraklara dönüştüğünü ve bu ruhun her zaman bölgede yaşadığını ifade eden Görmez, Bağdat, İstanbul, Şam, Kahire gibi şehirler daha ilk kurulurken her zaman camiler, kiliseler ve havraları içerdiğini dile getirdi.

Müslümanların zihinsel algısına göre İslam medeniyetinin inşasının sadece Müslümanların beşeri tecrübesini yansıtmadığını, bu tecrübenin bu coğrafyadaki etnik, dini ve mezhebi tüm unsurların birlikteliklerinin bir sonucu olduğunu söyledi.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu bölgede çok farklı tezahür eden dini ve mezhebi unsurlar modern zamanlara kadar asla bir kitlesel çatışmanın ve birbirini ötekileştirmenin konusu olmadığı gibi medeniyetin inşası için daima dayanışma içinde olmuşlardır. Bugün biz toplum önderlerine, aydınlara ve siyasetçilere düşen görev entelektüel anlamda dün varolan bu birlikteliğin hikmetini bugüne neden taşıyamadığımızı aramak olmalıdır. Geçmişte bu coğrafyayı darüsselam yapan hikmet nedir? Bugün var olan toplumsal sorunları çözmek için sorulacak büyük soru budur. Bugün bu coğrafyada hikmetini yitirmiş medeniyet havzasının mirasçıları olan bizler siyasal karmaşa ile toplumsal kargaşanın getirdiği trajik sahnelere her geçen gün daha fazla şahitlik etmekteyiz.''

Modern zamanlarda bu hikmetin yitirilmesinde din adamlarının ve dini kurumların tarihin akışına katkı yapmak yerine sadece tarihe tanıklık ederek seyirci kalmalarının da payı olduğunu ifade eden Görmez, Sovyet Rusya'nın yıkılmasıyla birlikte İslam ve batı karşı karşıya getirilerek bir medeniyetler çatışması yaratılmaya çalışıldığını ancak bu çatışma senaryolarının yalnızca teorik çerçevede kaldığını anlattı.

Mehmet Görmez, şöyle devam etti:

''Ancak bu çatışma senaryoları ferasetli duruşların sayesinde sadece teorik çerçevede kalabilmiştir. Bu bağlamda üretilmiş İslamofobi hala batıda bu çatışma alanının oluşması için kışkırtılsa bile Müslümanların bu tuzağa her şeye rağmen düşmemeleri en büyük temennimizdir. Ferasetle bir tehlike insanlık adına yok edilmişken üzülerek belirtmek isterim ki, İslam medeniyet havzasında bulunan unsurlar arasında yeni bir fitne ateşi yakılarak medeniyet içi bir çatışma istenmektedir. Müslüman coğrafyasında dine, mezhebe ve etnisiteye dayalı farklılıklar derinleştirilmekte ve çatışmalar körüklenmektedir. Bir taraftan kan ve gözyaşı akarken diğer taraftan barutun kokusu bu coğrafyada yaşayan bütün farklılıkları korkuya sevk etmektedir. Umuyor ve diliyorum ki, bu medeniyet havzasının tüm unsurları bir taraftan yitirdikleri hikmeti bulma çabasını gösterirken diğer taraftan basiretleriyle bu fitne ateşini söndüreceklerdir.''

Bu toprakların üzerinde var olan dini, mezhebi ve etnik farklılıkların bu toprakları bereketli kıldığını kaydeden Görmez, farklılıkları rahmet olarak gören bir anlayışın mensubu olanların kendilerini bu rahmetten yoksun bırakmalarının söz konusu olamayacağını ifade etti.

Bütün ilahi dinlere göre mazlumun da zalimin de dinine bakılmayacağını söyleyen Görmez, ''Zulme, sömürüye, işgale, savaşa, baskıya, menfaate, korsanlığa, silaha ve güce dayalı egemen uygarlıktan kurtularak adalete, dayanışmaya, bağımsızlığa, barışa, özgürlüğe, dostluğa, bilgeliğe, hukuka ve ahlaka dayalı evrensel değerlerin medeniyetini oluşturma gayesi insanlığın vecibesi olmalıdır. Sadece kendi taraftarlarının veya çoğunluğun inanç haklarını önceleyen ve başkaca inançları yok sayan anlayış değil; kim olursa olsun, az çok demeden ve herhangi bir değere tabi tutmadan herkesin inanç hakkını ve inancını dilediği gibi yaşama hakkını kutsal gören anlayış ahlaki olandır'' diye konuştu.

Zaman