Hüseyin ÇEŞİTCİOĞLU

Hüseyin ÇEŞİTCİOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Gezi Vakası'nda neler oldu?

A+A-

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

28 Mayıs 2013/7 Haziran 2013 tarihleri Antalya'da Gezi Vakaları'nın en yoğun yaşandığı günler.

Sosyolojide tekil bir vakaya hadise/olay, kitlelerin karıştığı olaylara vaka/olgu deniyor.

İstanbul Taksim' de başlatılan ve 79 ile yayılan vakalar/olgular zinciri; gezi olayları değil gezi vakaları.

•Bu vakalar tüm Türkiye için tam bir toplumsal laboratuvar oldu.

•Bu laboratuvarda büyük devletlerin elemanları başta; herkes yeterince belge bulgu gerçek yağmaladı ve arşivledi.

•Muhtemel ki en az kayıt tutan en az arşiv yapan ülke yine biz olduk.

•Bu dehşetli günlerde toplum bir karpuz gibi betona düştü ve binbir parçaya bölündü.

•Bu korkunç gecelerde toplumun şuuraltı derinlikleri ortaya saçıldı. Kitle dayanışması ve taşkınlık patlaması yaşandı. Kur'an'da geçen; fısk, fücur, fitne, fesat kavramları mücessem hale geldi.

•Bu on gece on gündüzde; Türkiye halkları kavramı tecessüm etti, insanın azgın vahşi, zalim/cahil tabiatı elle tutulur gözle görülür oldu.

•Mayıs sonu Haziran başı bugünlerde; tarihteki Celali isyanları modern zamanda ve metropollerde dirildi fışkırdı.

•Belki 40/50 senede bir görülen bu muazzam olgular/kalkışmalar; toplumumuz tarafından geçici hafızaya kaydedildi unutuldu. Yani belge, bulgu, yazı, arşiv ve müzeye maledilmedi. Hani derler ya: Avrupa'da olsaydı; muazzam bir kültür denizi oluşur; edebiyat, sanat, roman ve dizilere konu olurdu.

•Bir kez daha görüldü ki; göçebe ruhlu toplumlar tarihten ibret alamıyor; aynı/benzer mekanizmalı vakalar tekrarlanıyor.

calliaraah.jpg

2013 Mayıs ayında bir lisede öğretmenlik yapıyordum.

Gezi günleri yaşanırken; sınıfa iki öğrenci hışımla dalıverdi. Kapı çalma, müsaade, özür yok!

Hemen bir öğrenciye yöneldiler emredici bir şeyler söylediler. Öğrenci zayıf tabiatlı biriydi. Bana baktı “oğlum istemediğin bir şeyi yapma” dediysem de; dışarı çıktı ve geri geldi.

Öğrencilere bu tuhaflığı sordum; “hocam başka sınıftan gelip arkadaşın motorunu aldılar, gezi protestosuna gideceklermiş” dediler! Bana göre zorla gasbetmişlerdi; engel olamamıştım.

Dersten sonra müdür vekiline gidip durumu şikayet ettim.

-“Hocam öğrenci hali işte yaramazlık” şeklinde geçiştirdi. Konuyu kavradım; idare bu gezi protestolarını organize ediyordu. Öğretmen odasında konuştuğumuz arkadaşlar da benzer sıkıntıları yaşıyormuş.

Bu lise kuruluşundan kemalist/sol/batıcı kalesi olarak biliniyordu. Bu fikirlerin çağladığı bir liseydi, ismiyle müsemma idi. Müdür vekili de alevi/solcu imiş tanıyanlar söyledi. 2013 ikinci yarısında bu okula tayinim çıkmıştı. 3 aylık öğretmendim bu okulda.

*

Antalya Cumhuriyet Meydanı gezi vakalarının odak noktasıydı. 24 saat yoğun bir kalabalık vardı. Aklınıza gelen gelmeyen tüm; kalkışmacı, isyancı guruplar sembolleriyle meydandaydı.

Irk, mezhep, ideoloji hazinemiz depolardan meydana saçılmıştı; Pir Sultancı, Atatürkçü, çevreci, kadıncı, anarşisti, ırkçısı…

Gösteriler, şarkılar, marşlar bedava yiyecekler, içecekler, gecelemeler…

geziii.jpg

Fotoğrafta görülen meydandaki yer sergilerinde her çeşit protesto vardı. Benim için önemli olan dinime, imanıma, Kur'an'ıma aykırı aşağılayıcı, güya kibar ince görünüşlü resim çizim ve görüntülerdi. Mesela: Klasik hoca tiplemeleri, siyasi İslamcı yergisi adına dine dokunan tasvir ve çizimler.

Yakındaki Yivli Minare Camii'nden ezanlar okunurken; ne müzik ne halay hiç kesilmiyor susmuyordu.

Bir akşama doğru Cumhuriyet meydanına uğrayıp ibretle ve üzüntüyle seyrettikten sonra; dar ve kısa bir sokaktan geçip akşam namazı için Yivli Minareli Cami'ye gidiyordum.

Baktım ki dar yolda kız-erkek gençler; guruplar şeklinde öpüşüp okşaşıyor…

Hatta cami penceresi kenarında iki genç aynı şeyi yapıyor; beni görünce ara verdiler.

Cami duvarında; 12 Eylül öncesinde gördüğümüz kızıl iri harflerle slogan yazılmıştı. Zekalı telefonum olmadığından bir çok ibretlik görüntüyü çekemedim. Hem de alışkın olmayınca insan kalıcı, ileriye dönük düşünemiyor!

Akşam namazını Yivli Minare etrafında toplanmış gençlerin; marş ve şarkıları eşliğinde kıldık. Nasıl kıldık anlarsınız!

Zaten cemaat 3/5 kişiydik. Dışarı çıkınca sadece üzüntü ve ümitsizlik vardı yüzlerde. İçimizde H. İsmail'in anlattığı sarhoş ve cesur mümin yoktu.

Şahsen kendimi o an çok çaresiz ezik ve mutsuz hissettim...

*

Yivli Minare Camii'nde akşam namazını kıldıktan sonra şu ezeli hakikatlar benliğimde deprenip çınlıyordu:

“Yecüc Mecüc setleri/ yıkılıp aşıldığında; onlar her bir tepeden akın ederler, gerçek vaad yaklaşmıştır.” (Enbiya Suresi, 96)

“Deccallerin fitneleriyle bilerek, severek isyana/tuğyana, Yecüc Mecüc'ün anarşistliği ile; fesada/canavarlığa giden, dinsizliğe ve küfre düşen...” (Şualar, 467)

“Anarşistlik fikrinin tam yeri ise; hem mazlum kalabalıklı, hem medeniyet ve hakimiyette geri kalan çapulcu kabileler olacak.” (Şualar, 463)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum