Fatih Ayasofya’yı cami yaparken Akşemseddin'e sormadı

Fatih Ayasofya’yı cami yaparken Akşemseddin'e sormadı

Tarihçi Prof. Dr. Mehmet İpçioğlu ile İstanbul’un fethini konuştuk

A+A-

Fatih Karaşahan’ın röportajı
RİSALE HABER - ÖZEL

Necmettin Erbakan Üniversitesi Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mehmet İpçioğlu ile İstanbul’un fethini konuştuk. Yeni Çağ ve Osmanlı üzerine araştırmalar yapan İpçioğlu, Ulusal ve uluslarası çalışmalarına devam etmekte.

FATİH’İ FATİH YAPAN

İslam tarihinde birçok komutan fetihler yapmış. Fakat “Fatih” ünvanı verilen oldukça az. Sultan Mehmet’e bu ünvanın verilmesinin anlamı nedir?

İslam tarihinde birçok büyük komutan fetihler yapan anlamına gelen ebulfetih namıyla anılsa da ‘Fetih’ denilince akla gelen ilk isim Sultan Mehmet’tir şüphesiz. Bu nedenle ona ebulfetih yerine doğrudan Fâtih ünvanı layık görülmüş, adından ziyade sanıyla anılmıştır. Peki, bu ünvan diğerlerine değil de neden O’na verilmiştir? Birden fazla nedeni olan bu soruya cevap vermek gerekirse evvel emirde diyebiliriz ki; O bir ulu rüyanın gerçekleşmesine vesile olmuş da ondan. Hemen, hemen bütün İslam komutanlarının hedefi olan bir ideali O gerçekleştirmiş de ondan. Bizans çöküntüleriyle tıkanmış olan medeniyet yollarını, insanlık âlemine yeniden açmıştır da ondan. İnsanlığı bir çıkmazdan kurtarmış, medeniyete yeni ufuklar açmıştır da ondan. Gerek toplum, gerekse fert bazında insanlık ona medyun-u şükrandır da ondan.

FETHİ SAHİPLENEN DE, İNKÂR EDEN DE İDRAKTEN MAHRUM

Hem toplum, hem de fertler “medyun-u şükrandır” dediniz. Peki, İstanbul’un fethini anlayabildik mi ya da Fatih Sultan Mehmet’e bu teşekkürü edebiliyor muyuz?

Evet, insanlık ona şükran borçludur. Ancak, ne var ki, bu şükranın ifadesi için yalnızca 29 Mayıs tarihlerinde belli bir görüşün düzenlediği fetih şölenleri, fethin cihanşümul manasını temsil etmekten oldukça uzaktır.

Aslında fethi sahiplenen de, inkâr eden de fetih olgusunun altında yatan evrensel manayı idrakten mahrumdur. Çünkü fetih; ne kutlayanların inandığı derecede küçük bir cihangirlik kavgası, ne de inkâr edenlerin iddia ettikleri türde bir işgal hareketidir. Aksine evrensel bir dönüşüm, üniversal bir inkılâbtır fetih.

FETHİ ANLAMANIN SIRRI: HZ. MUHAMMED’İ (sav) ANLAMAKTA

Fatih aynı zamanda Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’in(sav) de müjdesine mazhar olmuş bir kumandandır. Fethi değerlendirirken ya da bahsettiğiniz tarzda anlamaya çalışırken Peygamber efendimizle ya da asr-ı saadetle ilişkilendirebiliyor muyuz?

Gerçekte Fatih’in İstanbul’a meftuniyeti, Selâhaddin'in Kudüs'e meftuniyeti ile eş anlamlıdır. İkisi de peygamberin müjdesine mazhar olmak iştiyakıyla yaşamış, gayretini himmetini bu idealini gerçekleştirme yolunda sarf etmiştir. Bu açıdan bakınca peygamberin (ASM) davasıyla Selâhaddin’in davası, onunla da Fatih’in davası örtüşmektedir. İşte bu noktada fethin evrensel anlamı peygamberin davasında yatmaktadır.

Peygamberin davasını anlamak için de şu soruların cevabını bilmek gerekir ilk bakışta. Cihanşümul mesajıyla insanlığa gönderilen gönüller sultanı Hz Muhammed (S.A.V) geldiğinde insanlık ne haldeydi? Ne tür açmazların, hangi acılı buhranların girdabında çırpınıyordu? Dişsiz kardeşlerini parçalayacak sırtlanlar derekesine sükût etmiş olan insanlık, O’nun getirdiği nurla nasıl medeni birer varlık derecesine yükselerek yüz yıllarca dünyaya insanlık dersi vermişti?

FETİH, İNSANLIĞIN DÖNÜŞÜM GÜNÜ OLARAK KUTLANMALI

İnsanlığın Hz Muhammed (SAV) sayesinde, medeniyet anlamında, geçirdiği bu büyük dönüşümü anlamadan; Selâhaddin’i de, Fatih’i de, fethi de, kurtuluşu da anlamak mümkün değildir. Evet… Fethi anlamanın sırrı son peygamberin insanlığı bedeviyetten medeniyete, vahşetten, yabanilikten, zulmetten, nura doğru nasıl dönüştürdüğünü anlamakta yatar. Bunu anlayan insanlık, İstanbul’un fethinin salt bir din kavgası olmadığını; medeniyet yolunda, insanlığın önüne konulmuş olan kokuşmuş, tefessüh etmiş, barbarlığa, vandallığa karşı gerçekleşmiş olan büyük bir dönüşüm olduğunun bilincine ulaşır.

Batının, Selâhaddin’i anlamak için haçlıların ne mal olduğunu anlaması gerekiyordu. Nitekim anladılar ve en azından “Cennet’in krallığı” filminde O’nun hakkını verdiler. İstanbul’un fethini anlamak için yine dedüktif bir anlayışa ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu anlayış sayesinde Bizans’ın ve Batı dünyasının insanlığı nasıl bir keşmekeşe sürüklediğini anlaşıldığı anda umarız ki Fâtih gibi bir komutanın da evrensel anlamda hakkı teslim edilir ve her yıl 29 Mayıs tarihi insanlığın dönüşüm günü olarak kutlanır.

AYASOFYA AÇILSIN Kİ VATİKAN MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDEN ELİNİ ÇEKSİN

Bu anlamda fethin sembolü olan Ayasofya Camii hakkında ne söylemek istersiniz?

Ayasofya'yla ilgili olarak fatihin vasiyeti yerine getirilmelidir, Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar Ayasofya’nın açılması için en uygun şartlardır. Ayasofya’yı açmak için hiçbir engel yoktur. Türkiye Ayasofya’yı açmak için hiç kimseye veya hiçbir kuruma bir şey sormak zorunda değil. Fatih, Ayasofya'yı Camiye çevirirken kimseye sormadı, Akşamseddin'e bile sormadı çünkü icazeti Hazreti Peygamberden (sallallahualeyhivesellem) aldığına inanıyordu. Bunu bir görev olarak addediyordu. Bugün İslam dünyasının liderliğine oynayan Türkiye’de, İngiliz işgaliyle birlikte emperyalist güçlerce müzeye çevrilen Ayasofya'yı açmak farz haline gelmiştir. Türkiye'nin, Türkiye'yi yönetenlerin -hangi fikirde olsun, isterse CHP iktidarda olsun-  üstüne büyük bir farz olmuştur.

Ayasofya mutlaka açılmalıdır

Türkiye'nin lider varlığının dünyada kabul edilebilmesi için, İslam dünyasının Batıya karşı izzeti için, Vatikan'ın Müslümanlar üzerinden elini çekmesi için mutlaka açılmalıdır.

 

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum