Ezanın 1950 medyasına yansıması
Ezanın aslına çevriliş süreci, zamanın medyasına bakın nasıl yansımıştı
Abdülhalim Yener'in yazısından...
Ezanın 16 Haziran 1950'de, TBMM tarafından aslına uygun olarak okutulmaya karar verildiği süreç, o günün medyasına şöyle yanısmıştı:
Ezan tasarısının meclise verilmesinden sonra CHP'nin alacağı tavır merak konusu olmuştur. CHP meclis grubu iki gün boyunca toplantılar yaparak alacakları tavır konusunda görüşmelerde bulunuşlardır. Bu konuda Yeni İstanbul gazetesi şu haberi vermiştir : " Öğrendiğimize göre CHP grubu bu hususta menfi bir vazıyet almayacak ancak dil bakımından bazı ihtirazı kayıtlar öne sürecektir" (Yeni İstanbul 16.06.1950)
CHP'nin tavrı ile ilgili 17 Haziran tarihli Son Posta gazetesinde daha ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Bu gazetenin haberine göre CHP'nin meclis grubunda ilk önce genel bir aleyhtarlık olduğu, Yusuf Ziya Ortaç, Cevdet Kerim İncedayı, Hasan Reşit Tankut ve arkadaşları Arapça ezan aleyhinde konuşmuşlar. Konuşmalarında, bu durumun İnkılapları zedeleyebileceği, " Arapça okunmasının inkılaba ihanet olduğunu, irticaın avdeti için bunun ilk adım teşkil edeceğini binaenaleyh, Halk partisinin mutlak suretle bunun aleyhinde bulunması icap ettiğini söylediler. Hasan Reşit Tankut çekimserliği teklif ederken genç milletvekilleri tasarının lehinde olunmasını, Sebati Ataman;"Arapça ezanın lâiklik, inkılapçılık ve milliyetçilik prensibi bakımından mütalaa edilmesi icap ettiğini anlattı." Diğer genç milletvekilleri de aynı yönde görüş belirtmişler, son olarak Şemsettin Günaltay'ın konuşmasından sonra havanın değiştiği ve yapılan oylama sonucu tasarının desteklenmesi yönünde karar çıktığı bildirilmiştir. İsmet İnönü aleyhte tavır takınırken, Cevdet Kerim, Yusuf Ziya Ortaç, Hasan Reşit Tankut ve Cemal Eyüboğlu kararın aleyhinde kalmışlardır.
16 Haziran saat 15:00'te meclis Fuat Hulusi Demirelli'in başkanlığında toplanarak Arapça ezan tasarısını görüşmeye başlanmıştır. İlk konuşmayı Adnan Menderes yapmıştır: "Arapça ezan hakkında DP meclis grubunun aldığı kararın gazetelerde ve radyo ile yayınlandığını ve bunun neticesinde Arapça ezan okumak gibi hadiselerin artacağını ve bu hususta bir kanun kabul edildiğinden bunların suç sayılacağını, bunu için bu tasarının bir an evvel gündeme alınmasını istedi." (Yeni Sabah). Menderes konuşmasında teklifin ivedilikle gündeme alınmasını istemiş ve başkan Demirelli, adalet encümeninin de aynı teklifte bulunduğunu bildirerek teklifi oya sunmuş ve kabul edilerek teklifin müzakeresine geçilmiştir.
CHP grubu adına (metni, Şemsettin Günaltay tarafından hazırlandığı bildirilen) konuşmayı Cemal Eyüpoğlu yapacaktı. Başkan teklifin aleyhindeki konuşmanın yapılacağını söylemesi üzerine hem CHPliler ve aynı anda Eyüpoğlu lehte konuşulacağını bildirerek biranda hem bir şaşkınlık hem de memnuniyet havası esmiştir. Eyüpoğlu'nun konuşması:
"Bu memlekette milli devlet ve milli şuur politikası Cumhuriyetle kurulmuş ve CHP bu politikayı takip etmiştir. Ezan meselesi daima bir dil meselesi, bir milli şuur meselesi olarak telakki edilmiştir. Devlet politikası mümkün olan her yerde Türkçe konuşulmasını emreder. Türk vatanında ibadete çağırmanın da öz dilimizde olmasını bu bakımından daima tercih ettik: Türkçe ezan veya Arapça ezan üzerinde bir politika münakaşası açmaya taraf değiliz. (Bravo sesleri ve alkışlar). Milli şuurun bu konuyu kendiliğinden halledeceğine güvenerek Arapça ezan meselesinin ceza konusu olmaktan çıkarılmasına aleyhtar olmayacağız (Alkışlar ve Bravo sesleri)" (Son Posta, Yeni Sabah 17.06.1950)
Tasarı üzerinde Sinan Tekelioğlu : "Atatürk sağ olsaydı o da ezanın Arapça okunması meselesi üzerinde büyük meclis gibi düşünürdü" diyerek ezanın Türk dili ile okunmasında bir mahzur bulunmadığını ve milletin kendilerini bu kanunu kabul etmeleri için seçtiğini söyledi". (Y. Sabah)
DP den Talat Vasfi Öz "Arapça ezanın kaldırılarak Türkçe okunmasını 17.08.1932 de Atatürk'e atfen Diyanet işleri reisi tarafından tebliğ edildiği ve asıl Arapça ezan okunması yasağının Türk ceza kanununa 1941 senesinde konduğunu, ezandaki lafızların Peygamber tarafından tertip edildiğini söyleyerek, “Ezan farzı kifayedir. Ezan din dili ile olmayınca namazın da olmayacağı bazı sarihler tarafından ileri sürülmektedir.” dedi (Yeni Sabah).
Bu müzakerelerden sonra kanunun yayın tarihi üzerinde de konuşmalar olmuştur. Bir DP milletvekili kanunun kabul edildiği tarihte yürürlüğe girmesini istedi. Bir diğeri bunun mümkün olmadığını, fakat Resmi Gazetede neşredilir edilmez başbakanlığın telgrafla derhal bütün illere bildirebileceğini ve bu sebeple yarın Arapça Ezanın okunmasının mümkün olduğunu söylemiştir.
Müzakerelerin bitiminde el kaldırma suretiyle yapılan oylamada tüm DPli ve CHP'nin büyük ekseriyetinin oylarıyla kabul edildi. Böylece İsmet İnönü ve birkaç milletvekili dışında büyük bir ekseriyetle kabul edilmiş oldu. DP nin yanında CHP'nin tavrı da takdir toplamıştır.
Türk Ceza kanununun 526. maddesinin 2. fıkrası değiştirilerek 5665 sayılı kanunla değiştirilmiş ve Cumhurbaşkanı tarafından tasdik edilerek 17 Haziran 1950'de yürürlüğe girmiştir. Sürekli alkışlarla kabul edilip yürürlüğe giren kanun telefonla vilayetlere bildirilmiştir. (Yeni Sabah, Son Posta, 17.06.1950).
“Ezanın din dili ile okunmasına başlandı.”
Ezanın serbestisi ilk sayfadan okuyuculara duyurulurken bazı gazeteler büyük puntolarla ve manşetten vermişlerdir. Son Posta "Ezanın din dili ile okunmasına başlandı" başlığıyla haber vererek, yasağın kaldırılışının vilayetlere ve vilayetlerden tüm ilgililere tebliğ edildiğini yazmıştır.(18.06.1950). Ayrıca kanunun Ramazan ayına yetiştirilmesi, şehirde geniş halk kesimi tarafından memnunlukla karşılandığını yazdı. Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte ; Arapça ezan okuma suçundan takibata uğrayanların, mahkum olanların mahkumiyetlerinin infaz edilmeyeceğini yazmıştır. Diğer yandan, mareşal Çakmak'ın cenaze töreninde Arapça ezan okuyup tekbir ve tehlil getiren 45 şahıs hakkındaki takibatın da durdurulduğunu yazdı.
Aynı gazetenin İzmit muhabiri şu haberleri aktarmıştır: "Ezanın din dili ile okunması serbestliğini radyo ve gazeteden öğrenen İzmitliler bugün öğle (17 Haziran) namaz vaktini sabırsızlıkla beklemişlerdir... Müezzinler çift olarak ezana başladıklarında hocalar da halkla beraber duâ ederek hazırlanmış olan kurbanlar kesilmiştir. Halk ağlayarak birbirini tebrik edip kucaklaşmıştır. Ayrıca dün toplanan 1200 imzalı tebrik teli de bugün BMM başkanlığına çekilerek lâikliğin hürriyete kavuşmasından dolayı dokuzuncu devre BMM' ne İzmitliler minnetlerini bildirmişlerdir. Köylerde de ezan vakti halk kadınlı erkekli olarak camileri doldurmuşlar ve ezanı gözyaşları dökerek dinlemişlerdir." Buna benzer haber Konya muhabiri tarafından da bildirilmiştir.
Yeni Sabah Gazetesi bazı üniversitelilerin Başbakana çektikleri telgraflara yer vermiştir.
"Sayın Başbakanımız Adnan Menderes Ankara
Bütün İslâm aleminin, Müslüman Türk Camiası ve Türk gençliğinin en derin sevgi ve muhabbetini kazandıran Ezanı Muhammedi'nin aslı şekline müsaade ile Demokrasinin kabul ettiği hakiki vicdan hürriyetine doğru ilk adımı atmış olan Başbakanımızı biz İstanbul Üniversitesi Gençliği de bütün ruhumuzla tebrik ederken, vatan, millet ve din hizmetinde hayırlı muvaffakiyetler diler, samimi hürmet ve selamlarımızı arz eder.
187 Üniversiteli adına, Alaettin Yılmaztürk
"Sayın Adnan Menderes Başbakan Ankara
Müslüman Türkün vicdan ve din hürriyeti üzerindeki tahditleri kaldırma ve hakiki lâikliğin temelini atma yolunda Ezanı Muhammedi hususundaki kararınızın biz İstanbul Üniversitesi gençlerinin ruhuna tercüman olduğunu saygılarımızla arz ederiz.
İstanbul Üniversitesi adına, Orhan Cahit Doğru"
(Yeni Sabah Gazetesi)
18 Haziran tarihli Akşam Gazetesi; Arapça ezan serbestisinin başbakanlık tarafından vilayetlere bildirildiğini ancak, tüm camilere duyurulamadığından dün öğleyin camilerin bazılarında Türkçe ezan okunduğunu, akşama doğru ise her caminin tebligatı aldığını ve akşam ezanlarının Arapça okunduğunu yazmıştır.
Zafer Gazetesi başyazarı mümtaz Faik Fenik "Ezana Dair" makalesinde, muhaliflerin ilk başlarda takınmış oldukları tavrı eleştirdikten sonra "...Ezanın Arapça okunamayacağına dair memnu'iyet ... 526 maddenin 2. fıkrası hükmünden çıkmaktadır. Burada ;
(Şapka ihtisası hakkında (671) sayılı kanunla,Türk harflerinin kabul ve tatbikine dair (1353) sayılı kanunun koyduğu memnuniyet veya mecburiyetlere muhalif hareket edenler veya Arapça ezan ve kamet okuyandır...") tecziye olunur denmektedir.
Arapça ezan okuma memnu'iyeti ; amme intizamı ve emniyeti mülahazasıyla ittihaz olunmuş bir tedbir, bir emir olarak mütalaa olunamaz. Bilakis bu hüküm lâiklik prensibiyle kabili telif değildir... Şu halde Arapça ezan okuma memnu'iyetini kaldırmak sadece kanunlarımıza hataen girmiş bir hükmü tashih etmek olur..." diye yazmış devamında" ... Hangi medeni memleket ceza kanununda kiliselerin çanla veya düdükle o din saliklerini ibatede davet edeceği yazılıdır?" diye sorar (17.06.1950)
Son Posta Gazetesi'nden Ercümend E. TALU " Mübarek Ramazan" başlıklı makalesinde, bu yılki Ramazanın bir hususiyeti "itikat ve vicdan hürriyetinin şimdi daha geniş" olduğunu yazar. "Millet Meclisi Arapça ezan yasağını kaldırmakla lâiklik umdelerine dokunmamış bilakis o umdeleri takviye ve tersin etmiştir. Mademki din ile devlet işleri ayrılmıştır, devlet ezanın minarelerden nasıl okunacağına karışamaz. Demokrat iktidarın bu lâiklik anlayışına halkçı azınlığın da katılması alınan kararın isabetine bir delildir" (18.06.1950)
Yeni Sabah Gazetesi'nin başmakalesinde " Büyük Millet meclisi, ezanın din dili ile okunmasının serbest olduğunu ezici bir çoğunlukla, kabul ederek manasız, lüzumsuz hatta zararlı bir baskıyı ortadan kaldırdı", ifadelerinden sonra CHP nin ilk zamanlardaki "... gösterdikleri asabiyet ve telaş, bütün Atatürk inkılaplarının elden gideceği yolundaki uydurma ve yapmacık endişe, ezanın arkasında fesin ve çarşafın döneceği..." yolundaki tavırlarının değişiklik sebebinin şaşılacak bir durum arz etmediği şu ifadelerle açıklanmıştır :
"... Halk Partisi, son dört küsur yıllık bütün hareketlerinde, rey avcılığından ve iktidarda oturmağı devam ettirebilmekten başka hiçbir endişe ile müteharrik olur, görünmemiş idi. Din tedrisatının ilk mektuplara konulması, İlahiyat fakültesinin açılması, orman kanunundan vazgeçilmesi toprak kanununda tadilat kabul olunması hep aynı istikamette hareketlerdi..." (18.06.1950)
Beş Haziranda Arapça ezanla ilgili başbakan demecinin gazetelerde yayınlanmasıyla birlikte gösterilen sert tepkiler gittikçe azalmış, CHP'nin de ilk baştaki sert tutumunu devam ettirmeyip tasarının lehine oy kullanması ve tavır değişikliği,tasarının kanunlaşmasından sonra tepkileri azalttığı gibi ülkenin dört bir yanında büyük bir memnuniyete sebep olmuştur.
Köprü Dergisi
