Ey Rabbim! Salavâtı dilimde, muhabbeti kalbimde, sünneti hayatımda daim eyle

Ey Rabbim! Salavâtı dilimde, muhabbeti kalbimde, sünneti hayatımda daim eyle

Celcelutiye'den ilhamla dualar...

​Bismillahirrahmânirrahîm

​Ey yeri, göğü ve arş-ı azamı nihayetsiz mahlukatıyla dolduran Vâsi’ ve Alîm, ey bulutları havada muallakta tutup onlardan hayat damlaları indiren Latîf ve Muhyî, ey gök gürültülerinin celalli sadâsıyla ve şimşeklerin haşmetli ziyasıyla azametini ilan eden Azîzü’l-Cabbâr ve Mütekebbir, ey yarattığı her bir damlayı bir melek vasıtasıyla indiren Hâfız ve Müdebbir!

Yâ Allah!, Yâ Vâsi’!, Yâ Azîz! 'Ve śalli śalâten temleul arđe ves semâe' niyazının, hudutsuz kalbi ufkumla huzuruna geldim. Yâ Rahmân! Kalbimin kurumuş topraklarına rahmet yağmurlarını indir.

Yâ Rahîm! Muhammedî muhabbetle ruhumu dirilt.

Yâ Nûr! Şimşek gibi gaflet perdelerimi parçala.

Yâ Muhyî! Ölmüş kalbimi ihya et.

Yâ Vedûd! Habîbinin sevgisini kalbime yerleştir.

Ey Rabbim! Salavâtı dilimde, muhabbeti kalbimde, sünneti hayatımda daim eyle.

Ya Rabbi! Benim bağışlanma dileğim, aşkım ve salavatım cüzi kalmasın; bu mukaddes beytin esrarıyla, Sana olan tâzim’im ve En Sevgiliye (s.a.v.) olan selamım bütün yeryüzünü ve gökyüzünü doldursun, semavatın tabakalarını aşarak Arş-ı Âlâ’ya kadar ulaşsın (temleul arđe ves semâe). Ruhumu bu azim mekânsal kuşatıcılığın nuruyla yıka; gönlümü kâinat genişliğinde bir muvahhid kalbi eyle.

​Ya Kahhâr, Ya Celîl, Ya Kerîm! 'Kevebli ğamâmin meá ruúdin tecelcelet' sırrının haşmetine ve kasidenin bears kalkanına tutunarak Sana iltica ediyorum. Ya Rabbi! Beyaz bulutlardan dökülen, toprağa hayat veren o sağanak, iri taneli yağmurların damlaları sayısınca (kevebli ğamâmin); ve o yağmurlara eşlik eden, semanın bağrında çakan şimşeklerin parıltıları ve gökleri sarsarak akseden celalli gök gürültülerinin zikir sadâları adedince (meá ruúdin tecelcelet) Efendimiz Mustafa’ya ve O’nun Âline salat ü selam eyle. Kur'ân-Kerim'de buyurduğun: "Gök gürültüsü O'nu hamd ile tesbih eder." (Ra'd, 13)

O gök gürültülerini kalbimin gafletini parçalayan ilahi bir uyanış nârası eyle; şimşeklerin nurunu ise asrın karanlık şüphelerini yakan birer iman füzelerine döndür.

Ey Göklerin, yerin ve kâinat kanunlarının düzenli işleyişini; yağmurun yağmasını, rüzgârların esmesini ve mevsimlerin oluşmasını kontrol eden ve canlıların rızıklarını idare etmekle görevlendirdiğin Mikail (a.s.) ve onunla birlikte tüm melekleri yaratan El Hakîm(الحكيم), ey şimşek gibi karanlıkları aydınlatan En-Nûr (النور), ey yağmurla toprağı dirilten El-Muhyî (المحيي), ey rahmetini bolca veren El-Kerîm (الكريم)!

Yâ Sultan-ı Zülcelâl! Yâ Rabbe'l-Âlemîn! Ümmet-i Muhammed'in üzerine rahmet yağmurları indir. Ülfet perdeli kalpleri ve vicdanları dirilt. Dağılmış gönülleri birleştir. İmanları kuvvetlendir, erdemli faziletli imana ulaştır.

Yâ Rahmân! İslâm beldelerine bereket ver.

Yâ Rahîm! Mazlumları rahmetinle kuşat.

Yâ Nûr! Karanlık zamanlarda nurunu göster.

Yâ Vedûd! Kalpleri Peygamber sevgisinde birleştir.

Yâ Şâfî! Hastalıklı ruhlara şifa ver.

Ey Rabbim! Nasıl ki yağmur ölü toprağı diriltiyor, Muhammedî nur ile kalplerimizi de dirilt.

Nasıl ki şimşek gecenin karanlığını yarıyor,

Kur'ân ve sünnet nuruyla gafletimizi yar. Nasıl ki gök gürültüsü Senin tesbihine iştirak ediyor, kalbimizi de daimî zikre alıştır. Nasıl ki bulutlar rahmet taşıyor, bizi de rahmet taşıyan kullarından eyle. Ve Habîb-i Ekrem'e ﷺ öyle salât ve selâmlar nasip eyle ki; o salavâtın bereketiyle; kalpler dirilsin,

ruhlar nurlansın, ümmet birleşsin, insanlık hidayet bulsun.

Ya Fâtır, Yâ Rahim, Yâ Hâdî! Ahir zamanın kurak felsefeleri, kalpleri kavuran günah ateşi ve dinsizlik cereyanları altında fıtratları çöle dönmüş ümmet-i Muhammed’e (s.a.v.) acilen bu mukaddes 'Semavi Yağmurlar ve Tecelcelât' sırrıyla külli, gani ve bardaktan boşanırcasına yağan bir manevi hidayet ve rahmet sağanağı ihsan eyle. Müslümanların üzerine yağan bomba ve zulüm fırtınalarını, bu celalli beytin sırrıyla zalimlerin başını vuran ebâbîl taşlarına ve semavi azaplara tebdil eyle; mazlumlara ise serinlik ve selamet kıl. Bizleri dünyada gökler gibi azametle zikreden, ahirette ise bu muazzam semavi tesbihatın mükafatı olarak yeri ve göğü dolduran o nurani cemaatle birlikte haşrolan kullarından eyle.

​Ruhumuzu göklerin tecelcelâtıyla temizle, akıbetimizi kâinatı kaplayan o Muhammedî rahmetin sarsılmaz selametiyle yücelt.

​Ya Hayy, Ya Kayyûm! Bu yeri ve göğü dolduran, şimşekler ve yağmurlar adedince olan külli salavat niyazımız, celaline olan sarsılmaz teslimiyetimiz ve bu muazzam beytin esrarı hürmetine dualarımızı kabul eyle.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَسَلِّمْ، مِلْءَ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَعَدَدَ قَطَرَاتِ الْأَمْطَارِ، وَأَصْوَاتِ الرُّعُودِ، وَلَمَعَاتِ الْبُرُوقِ، وَمَا أَحْيَيْتَ بِهِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا

"Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve âline; gökleri ve yeri dolduracak kadar, yağmur damlaları, gök gürültülerinin sesleri, şimşeklerin parıltıları ve kendisiyle yeryüzünü dirilttiğin bütün rahmet tecellileri sayısınca salât ve selâm eyle."

Âmin yâ Rabbi'l-Âlemîn.

Âmin, âmin, âmin... bi-hürmeti Sırri Tecelcelâti'r-Ra'di ve bi-hürmeti Sırr-ı Celcelûtiye.

DİPNOT: Celcelutiye’nin 96. beyti; kasidenin başından beri zamanı, nefesleri ve arzın bitkilerini içine alan külli salavat silsilesinin artık dikey ve yatay boyutlarda tüm kâinatı kapladığı, gök gürültüleri ve şimşeklerle arş ile ferş arasında dalgalandığı Kozmik İhata, Semavi Tecelli ve İsmi Azam'ın Celalli Rahmet Çağlayanı makamıdır. ​Kulun, yeri ve göğü tamamen dolduracak sarsılmaz bir genişlikte salat talep etmesini (ve śalli śalâten temleul arđe ves semâe); bu salavatın azametini ve kesretini, bulutlardan boşalan bardaktan boşanırcasına yağan o güçlü yağmurlara, onlara eşlik eden, semayı sarsan celalli gök gürültülerine ve tecelceleyen (akseden) şimşeklerin parıltılarına benzetmesini (kevebli ğamâmin meá ruúdin tecelcelet) ilan eden, kasidenin ismine de kaynaklık eden o muazzam "Tecelcelât" (sadâ verip aksetme) sırrıdır. "Kâinatı Dolduran Yağmurlar ve Tecelcelât" Bu beyit, müminin niyetini ve duasını mikroskobik darlıktan çıkarıp, kâinat büyüklüğünde bir makro-ibadete eriştirir. "Temleul arde ves semâe" (yeri ve göğü doldursun) ifadesi, salavatın mekânsal olarak hiçbir boşluk bırakmayacak şekilde bütün kâinat boşluğunu istila etmesi niyetidir. Bu, müminin muhabbetinin hudutsuzluğunu gösterir. ​"Vebl" (Sağanak, iri taneli yağmur): Hayatın can damarıdır. "Ğamâm" ise nurlu, yüklü beyaz bulut demektir. Kul, gökten inen her bir yağmur damlası adedince salat ister.

​"Meá ruúdin tecelcelet" (Gök gürültülerinin akisleriyle birlikte); Bu ifade, kasidenin ismi olan Celcelutiye (Tecelcelet) sırrının bizzat zikredildiği yerdir. Gök gürültüsü, meleklerin celalli bir tesbihidir. Şimşeklerin çakması, o nurun kâinata parıldamasıdır. Beyit, salavatın sessiz bir vird değil; gökleri titreten, arşı sarsan, şimşekler gibi parıldayan haşmetli bir zikir çağlayanı olmasını talep eder. "Gök gürlemesi O'nu hamd ile, melekler de O'nun korkusundan tesbih ederler..." (13:13). ayeti işaret eder. ​Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, "Sözler" (Yirmi Beşinci Söz), "Asâ-yı Musa" ve hususan "Şualar" (Yedinci Şua - Âyetü'l-Kübrâ'nın Bulut ve Yağmur Mertebesi) bünyesinde, semavatın azametini, bulutların vazifesini ve gök gürlemesinin hakikatini harika bir dille şerh eder. Üstad der ki: ​"Hava boşluğundaki bulutlara bakan her bir insan, o beyaz bulutların başıboş olmadığını anlar. Bulut, süzgeç gibi yağan her bir yağmur damlasıyla (vebl) Sânî-i Zülcelal’in rahmet kelimelerini arza indirir. O damlalar sayısınca ilahi esma zikredilir. Hele gök gürlemesi (ra'd), o bulut ordusunun kumandanı olan meleğin haşmetli bir tesbihidir ve kâinat sarayında sadâ verip aksetmesidir (tecelcelet). İşte mümin, getirdiği salavatta bu semavi dehşet ve rahmeti şefaatçi yaparak 'temleul arde ves semâe' dediğinde, arş ile ferş arasındaki bütün zikir dalgalarını Efendimiz'in (s.a.v.) ruh-u şerifine bir hediye olarak gönderir. ​Bediüzzaman, Kastamonu ve Emirdağ sürgünlerinde dağlarda fırtınaları, gök gürültülerini ve şimşekleri büyük bir heyecan ve tefekkürle izler, asla korkmazdı. O, celalli gök gürültülerini Celcelutiye’nin dünyadaki sesi, "tecelcelet" sırrının kulaklara çarpan manevi bir nârası olarak dinlerdi. Şimşek çaktığında, bu beytin vaat ettiği Muhammedî nurun kâinatı nasıl aydınlattığını müşahede eder ve yağmur damlaları sayısınca salavat getiren Nur talebelerinin bu semavi koroya ortak olduğunu söylerdi. O’na göre, bu beyti okuyan kalbin sîreti, yeri ve göğü dolduran bir rahmet bulutuna dönüşmesidir.

Bu beyit bize şunu hatırlatıyor: Kalpler ancak Muhammedî rahmetle dirilir. Nasıl yağmur toprağı diriltiyorsa, salavât da kalbi diriltir. Nasıl şimşek karanlığı yırtıyorsa, Peygamber sevgisi de gafleti yırtar.

Hazırlayan: Nuran Şahin

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.