Ey insanın fıtratına kâinatı okuyabilecek bir câmiiyet yerleştiren Yâ Fâtır!
29. Lem’a Tefekkürname’den ilhamla dualar
Bismillahirrahmannirrahim
Ey geçmişi ve geleceği bilen Yâ Alîm!
Ey bütün varlıkları hikmetle birbirine bağlayan Yâ Hakîm!
Ey insanın fıtratına kâinatı okuyabilecek bir câmiiyet yerleştiren Yâ Fâtır!
Ey bütün mevcudatı birbirine münasebettar kılan Yâ Câmi!
Bize verdiğin bu câmiiyetin hakkını bilmeyi nasip eyle.
Ey Yâ Nûr!
İmanın nuruyla altı cihetimizi aydınlat.
Geçmişimizi yokluk karanlığı içinde bırakma;
onu ibret, şükür ve rahmet penceresine çevir.
Geleceğimizi korku ve belirsizlik içinde bırakma;
onu rahmetine, ebediyetine ve rızana açılan bir yol olarak göster.
Üstümüzdeki semâları başıboş bir boşluk olarak değil,
kudretinin ve hikmetinin âyetleri olarak okut.
Altımızdaki zemini yalnızca toprak olarak değil,
Yâ Rezzâk'ın sofrası, Yâ Rahmân'ın rahmet tecellîsi olarak tanıt.
Önümüzde akan hayatı yokluğa doğru bir sürükleniş değil,
Sana doğru yapılan bir yolculuk olarak göster.
Ey Yâ Fettâh!
Altı cihette bulunan bütün mevcudatı bizim için marifet kapılarına çevir.
Bir çiçeği gördüğümüzde Yâ Cemîl diyebilelim;
bir nimeti gördüğümüzde Yâ Rezzâk diyebilelim;
bir şefkati gördüğümüzde Yâ Rahîm diyebilelim;
bir hikmeti gördüğümüzde Yâ Hakîm diyebilelim;
bir güzelliği gördüğümüzde Yâ Bedî‘ diyebilelim.
Ve nihayet bütün bu isimlerin tecellîlerinden Zât-ı Akdes'ine yönelmeyi,
gördüğümüz her nimeti şükre,
her sanatı marifete,
her güzelliği muhabbete,
her münasebeti ubudiyete dönüştürmeyi nasip eyle.
Ey Yâ Câmi!
Bizi kâinatla yabancılaştırma;
kâinat kitabını iman nazarıyla okuyan,
her cihette Senin rahmetini, hikmetini ve rubûbiyetini gören kullarından eyle. Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
فَلِإِنْسَانٍ لِعَلَاقَتِهِ بِجَامِعِيَّةٍ فِطْرِيَّةٍ بِمَا فِي الْجِهَاتِ السِّتِّ مِنَ الْمَوْجُودَاتِ ...
Türkçe Meal
“Çünkü insanın, altı cihette bulunan mevcutlarla fıtrî ve küllî bir münasebeti bulunduğundan...”
Burada cümle henüz tamamlanmamıştır. Fakat “فَلِإِنْسَانٍ” ile başlayan bu ifade, iman sayesinde altı cihetin nurlanmasının insan için neden menfaatleri celbeden büyük bir nimet olduğunu açıklamaya girişiyor. Bu cümle, bir önceki “جَلْبِ الْمَنَافِعِ — menfaatleri celbetme” ifadesinin neden özellikle insan açısından büyük bir nimet olduğunu açıklamaya başlıyor.
Bu cümle Risale-i Nur'daki insanın “küçük bir âlem” oluşu fikriyle çok yakından irtibatlıdır.
Bediüzzaman'ın sıkça kullandığı temel bakış şudur: “İnsan, bu dünyaya bir memur ve misafir olarak gönderilmiş.” Bu bakış açısında insan, kâinata yabancı değildir. Aksine kâinatın bütünlüğü içerisinde kendisine verilen vazifeyi anlamaya çalışan bir muhataptır.
Daha da önemlisi, insanın mahiyetinde kâinatın mânâlarını okuyabilecek bir câmiiyet vardır.
Bu sebeple insan gözle âlemi görür, akılla mânâlandırır,
kalple sever, vicdanla tasdik eder, ruhla Allah'a yönelir.
Yani insanın câmiiyeti, onu kâinatın bütününe açılan bir pencere hâline getirir. Bu noktada 29. Lem'a'daki yaklaşımımız açısından çok önemli bir sonuç ortaya çıkıyor:
İman, insanın dışındaki âlemi değiştirmekten önce, insanın o âlemle kurduğu mânâ ilişkisini değiştirir.
Hazırlayan: Nuran Şahin
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.