Evden çıkmayan ama yatak odasını dünyaya açan instatürbanlar!

Evden çıkmayan ama yatak odasını dünyaya açan instatürbanlar!

Başörtülü olduğu halde mahremiyetin ayaklar altına alındığı, israfın, gösterişin, şatafatın alabildiğine sergilendiği görüntüler eleştirilerin odak noktası

A+A-

RİSALEHABER

Son zamanlarda sosyal medyaya düşen "başörtülü", "dindar" sonradan görmelerin şovları yazarların gündeminde.

Başörtülü olduğu halde mahremiyetin ayaklar altına alındığı, israfın, gösterişin, şatafatın alabildiğine sergilendiği görüntüler eleştirilerin odak noktası.

İşte yazarların eleştirileri:

Evinden dışarı çıkmayan ama yatak odasını dünyaya açan instatürbanlar

Fatma Barabarosoğlu (Yeni Şafak)

Dindarlar, akıllarını/idraklerini ellerindeki telefona infak edince, ekran ile imtihan çetin geçiyor.

Suret yasağının ruhunu, mahremiyetin sınırlarını kavrayamamış zihinler, “kanalıma hoş geldiniz” diyor en mahrem sahneler eşliğinde.

Tesettürün şekil şartlarını yerine getirip ruhunu süpürmüş olan instatürban kadınlar”, hayatlarını 7/24 şeffaf sindirim olarak “kanalından” yayınlayıp fenomenleşiyor.

Saç gizli, uzun kıyafet ile beden saklı, ful makyaj ile yüz hatları olabildiğince parıltılı...

Eşler her daim fon olmaya hazır ve nazır, ne de olsa onlar paranın kaynağı.

Evinden dışarı çıkmayan, erkeklerle aynı ortamı paylaşmaktan beri duran, ama bütün dünyaya, evinin her köşesini, yatak odasının kapısını dahi açan “yeni kadın/instatürban”ların “yeni yuva” anlayışı...

Dindarlar popüler kültüre çarpıldıkça dinlerinden uzaklaşıyor

Ergün Yıldırım (Yeni Şafak)

Show Müslümanlığı, mahremiyet kültürünü de yıkıyor. Anne, genç kız, arkadaşların özel kutlamaları pervasızca kamusal alana dökülüyor. Odalar, aile ve kutlama sahnenin bir parçasına dönüşüyor. Artık özel alan değil, sahne vardır. Mahremiyet değil, ifşa vardır. Şahsi olan değil, kamusal olan vardır. Kamusal etki oluşturmak için mahremiyet durumları ayaklar altına alınıyor. Mahremiyetin değeri, inanç ve kültürümüzdeki kudreti buharlaşıyor.

Mevlit veya başörtüsü şatafatın içinde hiçleşiyor! Ruhsal olan, kutsal olan, dinsel olan özünü kaybediyor. Her şey bir metaya, bir figüre dönüşüyor. Ortama egzotik hava veren bir süse… Kutsallık, tüketim toplumun showla bütünleşen aracı haline geliyor. Başörtüsü ve mevlit ne örtendir ne de kutsal olan. Gösteridir, tüketimdir, metadır.

Müslümanlar, dindarlar ve muhafazakârlar popüler kültüre ve zenginliğin kapitalist tarzına çarpıldıkça dinlerinden uzaklaşıyorlar. Bu çarpılma, ruhsal dünyalarını sarsıyor. İslam’ın üzerlerindeki anlamını kayba uğratıyor. Sadece sembollerden ibaret Müslümanlık geriye kalıyor. 

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum