Emekliliğin gölgesinde kalan iddianame
Eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner'in, zaten emekli olacak kuvvet komutanlarıyla beraber hükümete karşı kullandığı emeklilik blöfünün arkasında internet andıcı ile ilgili soruşturmanın olduğunu iddia edenler var.
[Haber Analiz - Ali Akkuş]
Bırakın hukuk bilgisini, okuma yazması olan herhangi bir kişi bile, andıç iddianamesini gördükten sonra bu gerekçeye itibar etmez. Savcılar öyle bir iddianame hazırlamışlar ki; deliller, şüpheli ifadeleri ve çapraz sorgularla bütün çıkış yolunu kapatmışlar. 'Gayri hukuki faaliyetlerin hiyerarşik bir düzen içerisinde örgütlü olarak gerçekleştirildiğine' dikkat çeken iddianamede, millete tuzak kuranların 'resmi yalanları' nasıl ürettikleri bir bir deşifre edilmiş.
Meçhul subayın ihbar mektubundaki iddialar tek tek araştırılmış. Elde edilen her yeni bilgi, ilgili bir başka devlet kurumuna sorulmuş. Örneğin Dursun Çiçek'in kredi kartlarındaki harcamalarının ayrıntıları BDDK'dan istenmiş. İddianamede, "Dursun Çiçek'in Ziraat Bankası'ndaki kredi kartı ekstresi incelendiğinde, 05.12.2008 tarihinde domainregistration 35,00 USD harcamasının yapıldığı anlaşılmıştır." tespiti yapılıyor ve devamında şu sonuca varılıyor: "Nisan 2009 tarihli olmasına rağmen Dursun Çiçek'in kredi kartından yapılan internet sitesine ilişkin harcamanın 05.12.2008 tarihli olması dikkat çekmekte, diğer şube müdürlerinin harcamalarının andıç paralelinde andıçtan sonraki tarihlere ait olmasına rağmen Dursun Çiçek'in yaptığı benzer harcamanın henüz andıç gündemde bile yokken gerçekleşmesi şüphe uyandırmaktadır." Yani bu kadar ayrıntıdan sonra Dursun Çiçek'in ben yapmadım demesi mümkün mü?
Savcılar, buldukları her delili Genelkurmay'a da sormuş. Burada kullanılan cümlelerdeki üslup ve koruyucu dil dikkatlerden kaçmıyor. Mesela, "Bu yayınların TSK'nın yönetimsel geleneği ve hiyerarşik düzene olan bağlılığına da ters düştüğü" vurgulanarak "Söz konusu yayınların, TSK içerisine sızdığı anlaşılan Ergenekon terör örgütüne mensup TSK personelince yayınlanmış olma ihtimali ile ilgili kanaat bildirilmesi istenmiş." Ne yazık ki, suça karışanlar suçlarını gizlemek için resmi yazılarla yine "belge bulunamadı" klişesine başvurmuş.
Suçun vahameti internet sitelerinde yazılanlarda gizli. Andıç deşifre olunca 7 defa geriye gelmeyecek şekilde silmelerine rağmen savcılar çok sayıda örnek bulmuş. Hazırlanan internet sitelerinde nelerin yazıldığını görmek için iddianamede yer alan 03.08.2009 tarihli yazının bir kısmını okumamız yeter: ..."Oturumunuzu sonlandırmaya geldim, meclisi yaptığınız her icraat ile kirletmenize ve şerefsizleştirmenize artık kalıcı bir son vermeye geldim, siz ki fitneci, fesatçı, meclis üyeleri, siz ki iyi bir hükümet olmak dışındaki her şey!! Kiralık sefil yaratıklar, zavallılar, ülkenizi en küçük şahsi çıkar adına satılığa çıkaranlar.. Atım kadar bile dindar değilsiniz! Altın sizin yeni Tanrı'nız olmuş! Satılığa çıkarmadığınız bir değer de kalmadı.. Ulusunuzun adına, iyi bir şey düşünemez misiniz? Sizi çıkarcı sürüsü, bulunduğunuz bu kutsal meclisi, o varlığınızla kirletiyorsunuz!"
Psikolojik harekat adına milletin parasıyla milletin Meclis'ine ve hükümetine karşı söylenenleri kabul etmek mümkün mü? Yeni Türkiye'de böyle işlere geçit yok artık.
Zaman
