Doğum haberini alan Bediüzzaman, 'Fesübhanallah, adını ben koyacağım' dedi

Doğum haberini alan Bediüzzaman, 'Fesübhanallah, adını ben koyacağım' dedi

On beş günlük olunca kundakladım, eşim alıp Üstada götürdü

A+A-

RİSALEHABER

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin talebelerinden "Sıddık Süleyman" olarak bilinen Süleyman Kervancı'nın oğlu Yusuf Kervancı'nın adını Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri  koymuştu.

Vefat yıldönümünde rahmetle anıyoruz.

Yusuf Kervancı Barla'da doğduğunda Said Nursi, Yusuf ismini vermiş ve kulağına ezan okumuştu. Olay Ömer Özcan'ın Ağabeyler Anlatıyor kitabında şöyle geçiyor:

BEDİÜZZAMAN: ADINI BEN KOYACAĞIM

Yusuf Kervancı'nın Barla'da, Yokuşbaşı Mahallesinde, Üstad'ın medresesinin karşısındaki evde dünyaya gelişini ve ilk günlerini annesi Memnune Kervancı şöyle anlatmaktadır:

"1933 senesinde Ayşe ve Huriye gibi dört kızdan sonra bir oğlum dünyaya gelmişti. Çeşme başında kadınlar 'Çınar ağacına tuğ dikildi' diye sevinçle konuşmuşlardı. Üstad 'Bu sesler nedir?' diye sorduğu zaman bizim bey (Sıddık Süleyman Kervancı) 'Bir oğlumuz oldu' diyerek, doğumu Üstada haber vermişti. 

Üstad, 'Fesübhanallah, ben tam Sûre-i Yusuf'u okuyordum. İsmini ben koyacağım' diye buyurmuş. Kocam, 'Bir haftalık oldu, getireyim mi?' diye sorunca, Üstad, 'Yok, ben on beş günlük olunca çağırırım.' demiş. On beş günlük olunca kundakladım, eşim alıp Üstada götürdü. Üstad kıbleye döndü, ezan okudu ve ismini Yusuf olarak koydu. Bizim evden gözüküyordu, biz de bakıyorduk. Üstad'ın dershanesinin karşısında soldan dördüncü ev bizim evimizdir.

YUSUF KERVANCI: ÜSTAD ASKER OLDUĞUM İÇİN HEDİYEMİ KABUL ETTİ

Bediüzzaman'ın bizzat ismini koyduğu bahtiyar simalardan, sıddıkların evlâdı Yusuf Kervancı, son şahitlerde şunları anlatmıştı: 

"Bize Barla'da lâkap olarak "Türdüler" derlerdi. Dedelerim, Barla'dan İstanbul'a kervancılık yaptıkları için, soy ismimizi Kervancı olarak aldık.

"Askerden Isparta'ya geldiğimde, Üstada cübbe ve çay getirmiştim. Asker olduğum için hediyemi kabul etmişti. Başımdaki bere de hoşuna gitmişti.

"1950'den sonra Barla'ya geldiği zaman Mustafa Çavuş'un kızı Zekiye yemek göndermişti. Üstad yemeği çok buldu, önce yirmi beş kuruş verdi, sonra elli kuruş daha gönderdi. Yemeğin yarısından fazlasını da geri verdi. Daha sonraları ise Üstadı Ankara Beyrut Palas Otelinde ziyaret etmiştim."

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.