Diyarbakır şiddetle değil İslam ile bilinmeli
Sürekli gerginlik ve çatışma haberleriyle gündeme gelen Güneydoğu'dan bu hafta farklı bir ses yükseldi. Hazreti Peygembe're (sas) duyulan sevgi salonlara sığmadı, statlardan sokaklara aktı.
Şanlıurfa'daki GAP Arena Stadı, mahşeri bir kalabalığa sahne oldu. Ardından cumartesi günü Diyarbakır'da gerçekleşen Kutlu Doğum etkinliği, bu toprakların gerçek mayasını, kimliğini gözler önüne serdi. İl Müftülüğü ile Diyarbakır Girişimci İşadamları Derneği'nin (DİGİAD) birlikte organize ettiği Atatürk Stadı'ndaki Kur'an ziyafetine yaklaşık 100 bin kişi katıldı. 20 bin kapasiteli stadın bütün tribünleri ve çim saha tıklım tıklım doldu, on binlerce Diyarbakırlı da salâvatlara dışarıdan eşlik etti. Tablo, 'İşte gerçek Diyarbakır bu!' dedirten cinstendi.
Güneydoğu'nun kalbi sayılan Diyarbakır, gerçek bir peygamberler ve sahabeler şehri. Hazreti Zülkifl ve Hazreti ElYesa' başta olmak üzere, topraklarında misafir ettiği 7 peygamber ve 541 sahabe bu kimliğin kanıtı. Tam 1373 yıldan beri Diyarbakır'da İslam sancağı dalgalanır. Peygamber Efendimiz'in bâki âleme irtihalinden sadece 6 yıl sonra, yani 638 yılında Diyarbakır, kapılarını İslam'a açmıştır. Anadolu'da İslam topraklarına katılan ilk şehir Diyarbakır'dır. Hazreti Ömer'in halifeliği döneminde, İyaz bin Ganem komutasındaki İslam ordusuyla Diyarbakır'ın fethine katılan Hazreti Halid bin Velid'in oğlu Hazreti Süleyman, 27 sahabe arkadaşıyla birlikte şehit düştüğü Diyarbakır surlarının hemen dibinde yatar. Yaklaşık 14 asırdan beri Diyarbakır'da Kürtler ve Türkler adeta kardeşlik destanı yazarlar. Bu toprakların mayasında İslam kardeşliği vardır.
Yıl 1514... Yavuz Sultan Selim, Çaldıran Seferi'nde Şah İsmail'i hezimete uğrattıktan sonra Doğu Anadolu'nun Osmanlı devletine bağlanması üzerine yoğunlaşır. Diyarbakır halkı da ayaklanır ve Safevilerin şehirde kalan yöneticilerini kalenin dışına çıkarır. Bunun üzerine Şah İsmail, komutanlarından Karahan'ı bir ordu ile Diyarbakır üstüne salar. Yaklaşık 1 yıl süren kuşatma boyunca Diyarbakır halkı büyük acılar çeker. Dulkadiroğulları'na karşı seferde bulunan Yavuz Sultan Selim, Bıyıklı Mehmet Paşa ve Şadi Paşa'yı Diyarbakır'ın yardımına gönderir. Büyük Kürt tarihçisi İdris-i Bitlisi ve bölgedeki Kürt emirleri de Osmanlı güçlerine destek verir. Bunun üzerine Karahan muhasarayı kaldırmak zorunda kalır. 1515 yılı Eylül ayında şehre giren Osmanlı kuvvetleri, büyük bir sevinçle karşılanır.
Bu topraklarda kardeşliğin mazisi vardır. Peygamber sevgisi 14 asırdan beri Kürtleri, Türkleri, Arapları yan yana tutmuştur. Sevgi ve hoşgörü, buranın vazgeçilmez değeridir. Yaşanan onca acı, insanlar arasındaki kardeşliğe en küçük bir zarar verememiştir. Diyarbakır'daki Kutlu Doğum şöleni, bunun ispatıdır. Bundan sonra atılacak adımlar için de en somut referanstır.
Diyarbakır'daki şölende on binlere hitap eden Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez'in dediği gibi, Bursalı Süleyman Çelebi ile 1400'lü yıllarda yaşayan Kürt alim Melayê Batê'nın mevlidleri arasında fark yoktur. 'Allâh adın zikredelim evvela / Vacib oldu cümle işte her kula' mısralarını, 'Hemdê bê hed bo Xwedayê âlemin / Ew Xwedayê daye me dînê mubîn' tamamlar. (Âlemlerin Rabb'ine sınırsız hamdolsun / O Allah ki, bize dini mübini bahşetti). Süleyman Çelebi Bursa'nın bir köyünden, Melayê Batê ise Hakkâri'nin bir köyündendi. İkisi de Peygamber sevgisinde buluştu.
İstanbul ile Hakkâri'yi, Ankara ile Diyarbakır'ı birbirine bağlayan, ırk ve renk ayrımını ortadan kaldıran iman kardeşliğidir. Bunun sebeple insanları camilerden soğutmaya çalışmak, ibadetleri siyasi bir motif haline getirmeye çalışmak irrasyoneldir. Bu toprakları doğru okumak isteyenlerin bakması gereken yer Diyarbakır Atatürk Stadı'dır.
Zaman
