Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş: Bediüzzaman kurtuluşu ilimde, kardeşlikte ve ittihad-ı İslam’da gördü
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı (İİKV) tarafından “Küresel Krizlere Kur’anî Çözümler” temasıyla düzenlenen 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’na katıldı
AKM'de gerçekleştirilen sempozyumda konuşan Başkan Arpaguş, insanlığın, maddi imkânlar hususunda tarihin en ileri dönemini yaşadığını, manevi açıdan ise devasa krizlerin kuşatması altında kaldığını ifade etti.
“AHLAKI HİÇE SAYAN YAKLAŞIMLAR, YERYÜZÜNDE HAYATI YAŞANMAZ HALE GETİRMEKTEDİR”
Bilim ve teknolojideki baş döndürücü gelişmelere, üretim ve tüketim düzeyindeki artışlara rağmen insanlığın kahir ekseriyetinin savaşlara, işgallere, katliamlara, açlık ve yoksulluk gibi sorunlara mahkûm edildiğini söyleyen Başkan Arpaguş, “Esasen bugün maddi anlamda gelişme olarak addedilen pek çok yenilik, ne yazık ki fıtrata ve tabiata kasteder hale gelmiştir. Hukuku, ahlakı ve insan onurunu hiçe sayan yaklaşımlar, yeryüzünde hayatı yaşanmaz hale getirmektedir.” ifadesini kullandı.
“MADDİ İLERLEME, TEK BAŞINA İNSANLIĞIN SAADETİNİ TEMİN ETMEYE YETMEMEKTEDİR”
Hiç şüphesiz tüm bu sorunların temelinde benmerkezci bir hayat tasavvuru ve insanın bitmek bilmeyen güç ve tahakküm arzusunun yer aldığını belirten Başkan Arpaguş, “Zira bu durum, sınırsız kazanma hırsı ve ölçüsüz tüketme ihtirasıyla insanı adaletten, merhametten, insaf ve vicdandan maalesef alabildiğine uzaklaştırmaktadır. İnsani ve ahlaki krizlerin küresel ölçekte varlığını sürdürmesi açıkça gösteriyor ki maddi ilerleme, tek başına insanlığın huzur ve saadetini temin etmeye yetmemektedir.” şeklinde konuştu.
Başkan Arpaguş, yüce kitabımız Kur’an-ı Kerîm’in insanın bu âlemdeki sorumluluğuna ilişkin ortaya koyduğu bütüncül perspektife işaret ederek, “Tüm zamanların kriz ve bunalımlarına en güçlü çözümleri sunduğunu görmekteyiz. Kur’an’ın herbir ayeti, hayatın her boyutunu tüm insanlık için en uygun biçimde düzenlemeyi hedefleyen evrensel bir ilkeyi ve ölçüyü ortaya koymaktadır.” ifadelerini kullandı.
“Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalığı ve azgınlığı da men eder.” ayet-i kerimesini hatırlatan Başkan Arpaguş, “Adalet, ihsan ve merhamet ekseninde şekillenen hayat ilkelerine ve hayatın tamamını kuşatan evrensel değerlere vurgu yapmaktadır. Bireysel ahlaktan devlet yönetimine, toplumsal ilişkilerden ekonomik düzene, uluslararası münasebetlerden tabiata karşı sorumluluklara kadar bütün alanları kuşatan bu ve benzeri ölçüler, aynı zamanda İslam’ın mutedil hayat tasavvurunu ortaya koymaktadır.” ifadelerine yer verdi.
“ALLAH RASULÜ (S.A.S.) GÜÇLÜ BİR MEDENİYET İNŞA ETMİŞTİR”
Başkan Arpaguş, “Bu tasavvurun mücessem halini ise sünnet-i seniyyede açıkça görmek mümkündür. Zira Allah Rasulü (s.a.s.), Kur’an’ın ilke ve değerlerini bizzat kendi hayatında pratiğe dönüştürmüş ve vahyin rehberliğinde örnek bir toplum ve güçlü bir medeniyet inşa etmiştir.” diye konuştu.
Yüce dinimiz İslam’ın, çağın sorunları karşısında kendilerine önemli sorumluluklar yüklediğine dikkati çeken Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:
“İslam’ın insanı iyileştiren değerlerini ve toplumu iyiliğe sevkeden ilkelerini hayat taşıma ve tüm dünyayla buluşturma görevi hepimizin omuzlarındadır. Bu bağlamda öncelikle bilgi, hikmet, ahlak ve maneviyat merkezli bir toplum vizyonunu güçlendirmek zorundayız. İnsanın maddi yönü ile maneviyatını dengeleyecek bir tavrı yüceltmek durumundayız. Teknoloji, küreselleşme ve modernitenin yol açtığı krizlere karşı insan odaklı, adil ve vicdani bir alternatif sunmak mecburiyetindeyiz.”
Başkan Arpaguş, konuşmasının şöyle sürdürdü:
“Diğer yandan özellikle gönül coğrafyamızda yaşanan etnik ve mezhebî gerilimler, siyasi parçalanmışlıklar, ekonomik bağımlılıklar ve kültürel savrulmalar karşısında inanç temelli bir kardeşlik bilincini güçlendirmek mecburiyetindeyiz. Öyleki bu bilinç, herhangi bir müslümanın acısını kendi acımız, sevincini kendi sevincimiz ve geleceğini kendi geleceğimiz görmemizi temin edecektir. Kur’an’ın bizden istediği ve Rasul-i Ekrem Efendimizin (s.a.s.) uğruna mücadele ettiği davanın en önemli veçhelerinden biri de budur.”
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nda işlenen “Küresel Krizlere Kur’ânî Çözümler” temanın son derece anlamlı olduğunu aktaran Başkan Arpaguş, “Açıkçası bu başlığı, geçmişin ihtişamına sığınan bir nostalji çağrısı değil; bilakis çağın değişen şartları içinde Kur’an’ın değişmeyen hakikatlerini yeniden düşünme, çağdaş meselelere sünnetin hikmet deryasından çözümler bulma arayışı olarak görüyorum.” şeklinde konuştu.
Başkan Arpaguş, sempozyumda bilgi ve teknolojiyi ahlakla, kalkınmayı adaletle, özgürlüğü sorumlulukla, farklılığı kardeşlikle ve gücü merhametle buluşturma çabası olarak değerlendirdiklerini belirterek, “Dolayısıyla bu anlamlı çabayı ve modern çağın kronikleşen sorunlarına kalıcı çözüm bulma arayışını, önemli ve kıymetli buluyorum. Bu amaçla ortaya konan tüm gayretleri katından bir inayetle bereketlendirmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.” ifadelerini kullandı.
“BEDİÜZZAMAN, KURTULUŞU İLİMDE, KARDEŞLİKTE VE İTTİHAD-I İSLAM’DA GÖRMÜŞTÜR”
Başkan Arpaguş, insani ve ahlaki krizlerin insanlığı kuşattığı tarihin her döneminde fikirleri, eserleri ve aksiyoner kişilikleri ile yeryüzünün huzur ve selameti için mücadele eden şahsiyetlerin her zaman olageldiğine dikkati çekerek, “Bugün burada, adına sempozyum düzenlenen Saîd Nursî de böyle bir şahsiyettir. O, İslam dünyasının içinde bulunduğu hazin durumu cehalete, ihtilafa ve ümitsizliğe bağlamış; buradan kurtuluşu da ilimde, kardeşlikte ve ittihad-ı İslam’da görmüştür. Müslümanların birbirlerinin eksikliklerini büyütmek yerine müşterek değerler etrafında birleşmeleri gerektiğini savunmuştur.” şeklinde konuştu.
Bediüzzaman Saîd Nursî’nin “ittihâd-ı İslâm” anlayışının, başkalarına karşı kurulmak istenen bir düşmanlık cephesi değil; bilakis Müslümanların kendi aralarındaki kardeşliği, dayanışmayı, işbirliğini ve ortak sorumluluk bilincini güçlendiren Kur’anî bir vahdet çağrısı olduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle tamamladı:
“İnanıyorum ki bugün bu çağrıyı güçlendirmek, son birkaç asırdır İslam dünyasının gücünü ve enerjisini sömüren sorunların bertaraf edilmesinin önünü açacaktır. Böylece Müslümanlar, sadece bölgesel değil, küresel krizlerin de üstesinden gelebilecek imkanlara kavuşacaktır.
aa

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.