Dışişleri Şehitliği'nde tören düzenlendi
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, kendisini sadece savunmakla sorumlu olduğu topraklara hapseden, insanlığın kaderiyle ilgilenmeyen, kardeş toplulukların kaderiyle ilgilenmeyen milletlerin kendi sınırlarını da koruyamayacaklarını söyledi.
Şehit edilen Dışişleri Bakanlığı mensupları için Cebeci Asri Mezarlığı'ndaki Dışişleri Şehitliği'nde tören düzenlendi.
Bakan Davutoğlu burada yaptığı konuşmada, bir milletin tarihe koyduğu ağırlığın ölçüsünün dünyanın değişik coğrafyalarında toprağa verdiği şehitler olduğunu ifade ederek, "Aziz Milletimizin dünyanın hemen hemen bütün coğrafyalarında, tarihe hak, adalet, barış, huzur adına ne kadar büyük katkıda bulunduğunun belki de en çarpıcı, en doğrudan göstergesi de bu topraklarda verdiğimiz şehitler ve bugün o topraklarda sahip olduğumuz şehitliklerdir" dedi.
Yurt dışına çıktığında hiçbir zaman değişmeyecek olan ilk talimatının, şehitleri ziyaret etmek olduğunu belirten Davutoğlu, Myanmar'a ilk büyükelçilik açıldığında da ilk büyükelçinin gitmeden önce kendisine talimatını sorması üzerine, Myanmar'ın Arakan bölgesinde İngilizlere esir düştükten sonra orada şehit düşen Türklerin mezarlarını tanzim etmesini istediğini anlattı. Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Myanmar'dan Bosna'ya, Bükreş'ten Kore'ye, Bakü'den Çanakkale'ye, Yemen'e kadar bütün bu topraklarda şehitliklerimiz var. Bu topraklarda şehit düşen Aziz Şehitlerimiz bize hep şu mesajı verirler: Tarih boyu bu milletin başı dik olmuştur. Bizler, sizin gibi bizden sonra gelenler için o nesillerin başının dik olması, o milletin vakur bir şekilde tarihte yerini alması için bu diyarlarda toprağa düştük. Şimdi sizlerin bu emaneti yüceltme göreviniz var."
Bu emaneti yüceltmek için Dışişleri camiasının da çok şehit verdiğini ifade eden Davutoğlu, 27 Ocak 1973'te Mehmet Baydar ve Bahadır Demir ile başlayan bu şehitlerin sayısının 28 ayrı terörist saldırıda 42'ye ulaştığını, 2004'e kadar şehit verildiğini kaydetti. Davutoğlu, "Onların huzurlarında saygıyla, minnetle eğiliyor, onları rahmetle anıyorum" dedi.
-"Bayrağımızı yüceltmenin mücadelesini veriyoruz"-
Hala Türk şehitlerinin dünyanın değişik yerlerinde yürekleri yakan kaderleri yaşadıklarını dile getiren Davutoğlu, geçtiğimiz günlerde Afganistan'da da 12 askerin şehit olduğunu anımsattı.
Bu şehitlerden birisi olan Tahsin Barutçu'nun ablası Beyza Barutçu'nun da Lübnan'daki Türk Büyükelçiliği'nde görevli olduğunu ifade eden Davutoğlu, kendisinin aileyle görüştüğünü, Tahsin Barutçu'nun babasının da Afganistan'a giden ilk birliklerdeki albaylardan birisi olduğunu belirtti. Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Gördüğünüz gibi, babadan oğula, abladan kardeşe bütün bu başkentlerde, bütün bu coğrafyalarda bayrağımızı yüceltmenin mücadelesini veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz.
Bunu bir şekilde de ifade etmeden geçemeyeceğim. Afganistan'da yürütmekte olduğumuz misyon, bizim tarihi kardeşlerimiz olan ve ebediyete kadar kardeşlerimiz olacak olan Afgan halkıyla ilgili bir misyondur. Biz Afgan halkını hiçbir zaman kaderine terk etmedik ve hiçbir zaman da terk etmeyeceğiz."
Anadolu işgal altındayken ve Milli Mücadele'ye hazırlanırken, tek bir subaya, askere ihtiyaç hissedilirken Mustafa Kemal Atatürk'ün Mareşal Fevzi Çakmak'a Aralık 1920'de en seçkin subayları Afgan ordusunu tanzim etmek için Afganistan'a göndermesi emrini verdiğini belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Bu hem bir tarih bilincinin hem de geleceği okuyan stratejik bir bakışın eseridir. Kendisini sadece savunmakla sorumlu olduğu topraklara hapseden, insanlığın kaderiyle ilgilenmeyen, kardeş toplulukların kaderiyle ilgilenmeyen milletler kendi sınırlarını da koruyamazlar."
-"Türk subaylarına nasıl baktıklarını bilirim"-
Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin Afganistan'ın Belh şehri doğumlu olduğunu hatırlatan Davutoğlu, orada şehit düşen askerleri rahmetle andı.
Her Afganistan ziyaretinde Kabil'de Kabil Bölge Komutanlığı'nı ve Afgan ordusunu eğiten subayları ziyaret ettiğini belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Afganlı kardeşlerimizin, hangi etnik kökenden olursa olsun, Türk subaylarına nasıl baktıklarını bilirim. Bizim bayrağımızı gördüğünde yüreği kıpır kıpır olan Afgan halkının kaderine terk edilmeyeceğini de biliriz. Onun için bu büyük mücadelede şehit düşen subaylarımızın hepsi bu Aziz Milletin kardeş bir halkın kaderiyle nasıl ilgilendiğini, kardeş coğrafyalarda barış ve huzur için nelere katlanmayı göze alabileceğini bir kere daha göstermiş oldukları için onları minnetle anıyor, rahmet diliyorum. Bundan sonra da bu büyük yürüyüş devam edecek. Ay yıldızlı bayrağı dünyanın her yerinde onurla taşıyabilmek için, ülkemizin bekası için, devletimize ve milletimize hiçbir zaman zeval gelmemesi için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz."
Zaman
