Dalâlete düşenlerden başka Rabbinin rahmetinden kim ümid keser?

Dalâlete düşenlerden başka Rabbinin rahmetinden kim ümid keser?

Ayet meali

A+A-

Bismillahirrahmanirrahim

Cenab-ı Hak (c.c), Hicr Sûresi 49-56. ayetlerinde meâlen şöyle buyuruyor:

49-(Habîbim, yâ Muhammed!) Kullarıma haber ver ki, şübhesiz ben, Gafûr (günahları çok bağışlayan)ım, Rahîm (onlara çok merhamet eden)im!

50, 51-Bununla berâber şübhesiz ki azâbım, o (pek) elemli azabdır! Onlara İbrâhîm’in misâfirlerinden (meleklerden) de haber ver!

52-Hani onun yanına girmişler de, “Selâm (senin üzerine olsun!)” demişlerdi. (O da onlara yemek ikrâm etmesine rağmen, yemediklerini görünce): “Doğrusu biz, sizden endişe eden kimseleriz!” demişti.

53-(Melekler ise kendilerini tanıtarak:) “Endişelenme! Çünki biz, seni çok âlim (olacak) bir oğul ile müjdeliyoruz!” dediler.

54-(İbrâhîm de:) “Beni mi müjdelediniz, bana ihtiyarlık gelip çatmışken? O hâlde (beni) ne ile müjdeliyorsunuz?” dedi.

55-(Melekler:) “Seni hak ile (muhakkak olacak bir şeyle) müjdeledik; onun için ümîdi kesenlerden olma!” dediler.

56-(İbrâhîm:) “Zâten dalâlete düşenlerden başka Rabbinin rahmetinden kim ümid keser?” dedi. (*)

(*)“Ye’s (ümidsizlik) ümmetlerin, milletlerin ‘seretan’ (kanser) denilen en dehşetli bir hastalığıdır. Ve kemâlâta (ilerlemeye) mâni‘ ve اَناَ عِنْدَ حُسْنُ ظَنِّ عَبْد۪ي ب۪ي [Ben kulumun bana olan güzel zannı üzereyim] hakīkatine muhâliftir; korkak, aşağı ve âcizlerin şe’nidir (işidir), bahâneleridir. Şehâmet-i İslâmiyenin şe’ni (İslâmî kahramanlığın işi) değildir.” (Mektûbât, Hutbe-i Şâmiye, 413)