Çok şeye sahibiz ama az şükrediyoruz
Geçmişin zor şartlarında yaşayanlar, bugünün insanının doyumsuzluğunu ve şükürsüzlüğünü anlattılar...
Nurullah Kaya'nın haberi...
Türkiye'nin çok zor anlar geçirdiği zaman dilimlerine şahitlik eden ünlü yazar Hekimoğlu İsmail, günümüzdeki insanların, çok şeye sahip olmalarına rağmen az şükrettiklerini belirtiyor. Toplumun aşırı tüketimle birlikte israfı yaşadığını anlatan Hekimoğlu İsmail'e göre, bugünkü insanların çoğu ürettiğinden fazla tüketme sevdalısı. Ünlü yazar, Allah'ın verdiği rızka karşı da ciddi bir kanaatsizliğin hakim olduğunu vurguluyor.
Ciddi bir kanaatsizlik var
Toplumda yaşanan kanaatsizlik ve şükürsüzlüğün iki boyutu olduğuna temas eden sosyolog ve yazar Ali Bulaç, ilkini toplumda korkunç bir eşitsizliğin hakim olması olarak açıklıyor. Özellikle varoşlarda yaşayan kesimlerin çok ağır şartlarda yaşadığını aktaran Bulaç, diğer boyutta ise sanal bir tüketim toplumunun oluşturulduğunu ifade ediyor.
Bulaç, "Daima büyümeye dayalı kapitalist ekonomi, insanları sürekli tahrik ediyor. Tüketim kültürünün tuzağına düşen insanlar mevcut gelirleriyle yetinemiyor." şeklinde konuşuyor. Kapitalist sistemin bir aileyi en az 4-5 bin lirayla geçinmesi gerektiğine zorladığını aktaran Bulaç, "Halbuki bir aile 750 lirayla temel ihtiyaçlarını karşılayıp, onuruyla şerefiyle bir hayat sürülebilir. Ancak empoze edilen bu kültür herkesi tüketime zorluyor. Arzular, tutkular, ihtiyaçlar hiç bitmiyor. Böylece ciddi bir kanaatsizlik hasıl oluyor. Dolayısıyla zenginler dahi kendilerinden zenginlerle yarışıyor." açıklamasını yapıyor.
Özenti içindeyiz
Toplumda yaşanan çözülmeyi tamamen aileye ve televizyonlara bağlayan Türk halk müziği sanatçısı Şükriye Tutkun, iletişim konusuna eğilmenin üzerinde duruyor. Evlerde herkesin odasına çekildiğini, ailelerin artık TV başında bir araya gelebildiğini dile getiren Tutkun, "Evlerde herkesin bir dizisi var. Sanki diziler aile bireylerinin akrabaları ve arkadaşları olmuş. Onlarsız yapamıyorlar. Eskiden misafirlikler, akraba ziyaretleri vardı." tespitini yapıyor.
Tutkun, aile bağları kopan ve televizyon kültürüyle yetişen neslin, televizyonda gördüğü parlak dünyaları kendi hayatlarında yaşamak istediklerine değinerek şunları söylüyor: "Televizyonda ve internetteki boyalı dünyaya imrenerek nefsine hakim olamayan insanlar, mevcut gelirlerinden çok daha fazla harcamalar yapıyorlar. Her şeye sahip olmayı istiyorlar. Korkunç bir özenti kültürü içindeyiz. Kendi dünyasına şükretse daha mutlu olacakken hep para, hep para peşinde koşmaktan perişan oluyorlar."
Çocukların istekleri bitmiyor
Çocukluğunu çok zor şartlarda geçirmesine rağmen mutlu olmayı her zaman başardığını belirten ünlü oyuncu ve şarkıcı Nazan Şoray, günümüzde yaşanan şikayetlere anlam vermekte zorlandığını söylüyor. İnsanların akın akın şehirlere yönlendiğini vurgulayan Şoray, "İnsanlar daha az kazanıp, daha fazla para harcıyor. Ben çocukluğumda hiç oyuncak sahibi olmadım. Gelir seviyesi düşük memur bir ailenin çocuğuydum. Oyuncak niyetiyle oynadığım kırık bir testim vardı. Onunla oynuyor ve mutlu oluyordum. Ancak şimdiki çocuklar her şeyi istiyorlar. Biz anneler adeta çocuklarımızın başında askerler gibiyiz. İnanın istekler bitmiyor." açıklamasını yapıyor.
Zaman
