Çocukların bir değeri yalnızca duymalarını değil hayatlarına taşımalarını önemsiyorum
Çocukların saygı, hoşgörü ve merhamet gibi değerleri davranışlarına yansıtmalarında zorlandıklarını görmek beni en çok düşündüren konulardan biri
Çocuk kitapları yazarı Seher Başdaş ile yazarlık ve çocuk edebiyatı üzerine konuştuk. (Mustafa Oral)
Kendinizden bahseder misiniz?
Üç çocuk annesiyim. İzmir'de yaşıyorum. Okumayı, yazmayı, araştırmayı ve gözlemlemeyi severim. Sadece kitap okumayı değil insanları ve hayatı okumayı da önemsiyorum. Merak ettiğim konuların nedenlerini ve farklı yönlerini araştırmak benim için kıymetlidir. Ayrıntılara dikkat ederim, ama o ayrıntıda yapacağım işe engel bir durum varsa o engeli gerektiğinde yolun kenarına bırakıp yoluma devam edebilirim.
Yazmaya nasıl başladınız? Sizi yazarlığı yönelten sebepler nelerdi?
Yazmaya ortaokul yıllarında şiir yazmakla başladım. Yine o dönemlerde şiir yarışmasında derece almıştım. Unutulmaz anılarımdan biri olmuştu. Daha sonra hayatın farklı dönemlerinde yazmaya ara verdiğim zamanlar oldu.
Çocuklarım olduktan sonra onlara kitap okumaya başladım. Her akşam okuyabileceğim kitap arayışına girdim. Bu süreçte çocuklarımıza zamanımızın ihtiyaç duyduğu değerleri nasıl aktarabileceğim üzerine düşünmeye başladım. Önce kendi çekirdek ailemde, daha sonra çevremde gözlemlediğim bazı durumlar beni düşündürdü. Saygı, hoşgörü ve merhamet gibi değerlerin bazı çocukların davranışlarında yeterince karşılık bulmadığını fark ettim. Çocuklara bu değerleri anlatma ihtiyacı hissettim. Yazarlığa yönelmemde bu düşüncelerimin önemli bir yeri var.
Yazarken kimlerden etkilendiniz?
Çocuk edebiyatında Nurdan Damla'nın gerek çocuk hikâyelerinde gerekse romanlarında kullandığı dil ve üslubu beni çok etkiliyor ve kendisi de bu konuda örnek aldığım bir şahsiyettir.
Neden çocuk edebiyatına yöneldiniz?
Çocuklarımıza manevi değerlerimizi aktarma isteğim çocuk edebiyatına yönelmemde etkili oldu. Zamanla bunun yalnızca kendi çocuklarımla sınırlı kalmaması gerektiğini düşündüm. Başka çocukların da bu gibi değerlerle tanışmasını istedim. Çocukların bir değeri yalnızca duymalarını değil, anlamalarını ve hayatlarına taşımalarını önemsiyorum. Bu nedenle araştırmaya, gözlemlemeye ve düşünmeye yönlendiren hikâyeler yazmak istedim.
İki kitap yazdınız. Bu kitaplarda neler anlatıyorsunuz?
Sırlı Yolculuk kitabımın çıkış noktası, Risale-i Nur eserleriyle tanışmam ve özellikle tefekkür kavramıyla karşılaşmam oldu. Tefekkür benim için bir dönüm noktasıydı. Bakmakla görmek arasındaki farkın önemini fark ettim. Bu düşünceyi çocukların anlayabileceği bir hikâye ile anlatmak istedim. Çocukların çevreyi gözlemlemelerini, gördükleri şeyler üzerine düşünmelerini, böylelikle tefekkür etmeyi öğrenmelerini istedim.
Gül Kokulu Rotalar kitabımda ise çocukların Peygamber Efendimize (asm) duydukları sevgiyi araştırarak derinleştirmelerini istiyorum. Sevginin yalnızca hazır bilgilerle sınırlı kalmamasını, çocukların merak ederek araştırmalarını önemsiyorum. Peygamber Efendimizin çocuklarla iletişimini ve çocuklara duyduğu sevgiyi tanımalarını, öğrendiklerini hayatlarına taşımalarını temenni ediyorum.

Günümüz çocukları çok zor bir çağda dünyaya geldi. Dijital çağda özelde insan olmak, genelde çocuk olmak gerçekten çok zor. Neler söylersiniz?
Ne yazık ki çocuklarımız pek çok farklı içerikle karşılaşıyor. İzledikleri şeyler, gördükleri davranışlar ve tekrar tekrar maruz kaldıkları görüntüler onların dünyayı algılama biçimlerini etkileyebiliyor. Özellikle kötü davranışların ve şiddetin sürekli gösterilmesi, zamanla bu davranışların sıradanlaşmasına neden olabilir. Çocukların gözleri bu tür görüntülere alıştıkça bu davranışları normal karşılayabilirler.
Bu çağda teknolojiyi tamamen hayatlarından çıkarmak yerine, neler izlediklerine ve hangi içeriklerle karşılaştıklarına dikkat etmeliyiz. Ancak tek başına bunlar da bütün sorunların nedenleri değildir. Çocuğun ailede gördükleri, çevresindeki insanların davranışları, okudukları ve yaşadıkları da çok önemli.
Çocukları en büyük sorunları neler?
Çocukların saygı, hoşgörü ve merhamet gibi değerleri davranışlarına yansıtmalarında zorlandıklarını görmek beni en çok düşündüren konulardan biri. Bunun yanında çocukların neler izlediği, kimleri örnek aldıkları ve gerçek hayatta nasıl ilişkiler kurdukları da önemli rol oynuyor. Bir çocuğun davranışlarını değerlendirirken yalnızca kendisine bakmanın yeterli olmadığını düşünüyorum. Aile ortamı, okul, arkadaş çevresi, okuduğu kitaplar ve izlediği içerikler de çocuğun dünyasını etkiliyor. Çocukları hemen suçlamak yerine onları anlamaya çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.
Anne ve babalar, çocuklarını bu çağın sorunlarıyla mücadeleye hazırlarken nasıl bir yol izlemeli?
Anne babalar öncelikle çocuklarını tanımalı ve onlarla iletişim kurmalı. Çocuklarımızın yalnızca söylediklerimizi değil, davranışlarımızı da gözlemlediklerini unutmayalım. Çocuklara yalnızca değerlerimizi anlatmak yeterli değildir. Onlara bu değerleri yaşayarak göstermeli, kendilerini ifade etmelerine fırsat vermeli ve karşılaştıkları durumlar üzerine düşünmelerine yardımcı olmalıyız.
Manevi değerlerimizin anne babaların hayatında yer edinmesi gerektiğine inanıyorum. Böylelikle çocuklarımıza örnek olacak ve en önemlisi de örnek aldığımız kişiyi tanımasına alan açmış oluruz. Çocuklarımızın örnek alabilecek kişileri tanımaları ve öğrendiklerini davranışlarına yansıtmaları gerektiğine inanıyorum.
Günümüz yazarları, şairleri, sanatçıları çocukların dünyasına hangi pencereden bakmalı?
Çocukların dünyasına, onların gözünden bakmaya çalışan bir pencereden bakmalılar. Bir çocuğun neye şaşırdığını, neyi merak ettiğini, nelerden etkilendiğini anlamaya çalışmalılar. Çünkü çocuklar için yazmak, yalnızca onlara bir şey anlatmak değil, onların dünyasına girebilmektir.
Ben bir şey yazarken bazen kendi çocuklarımı düşünüyorum. Yazdıklarımı henüz kitap haline gelmeden onlara okuyorum. Bir kelimenin, bir cümlenin veya ana fikrin onlarda nasıl bir karşılık bulduğunu gözlemliyorum. Yüzlerindeki hayranlık, şaşkınlık ya da ilgisizlik benim için kıymetli ipuçları oluyor.
Okurlarınıza hangi yazarları ve kitapları tavsiye edersiniz?
Çocuk edebiyatında Nurdan Damla, Salih Suruç ve Mustafa Orakçı'nın eserlerini tavsiye ederim. Nurdan Damla'nın manevi değerleri çocukların anlayabileceği bir dille anlatmasını, Salih Suruç'un Peygamber Efendimizin hayatını gerek çocuklara gerekse yetişkinlere aktaran eserlerini, Mustafa Orakçı'nın çocukları Türkiye'nin şehirlerini, tarihi mekanlarını ve kültürel özelliklerini keşfetmeye yönlendiren kitaplarını önemsiyor ve tavsiye ediyorum.
Tezgâhta neler var? Önümüzdeki günlerde okurlarınızı neler bekliyor?
Şu anda çocuklara yönelik yeni bir kitap dosyası üzerinde çalışıyorum. Bunun yanında okurlarımla sosyal medya üzerinden de buluşabileceğim farklı çalışmalar hazırlıyorum. Yazdıklarımı ve düşündüklerimi farklı anlatım biçimleriyle okurlara ulaştırmak istiyorum. Çalışmalarım olgunlaştıkça zamanı geldiğinde paylaşmayı umuyorum.
Bu röportaj vesilesiyle yazarlık yolculuğumu ve çocuklara bakışımı yeniden düşünme fırsatı buldum.
İlginiz için teşekkür ederim.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.