Çavuşoğlu: Ateşkesin garantörü Türkiye ve Rusya
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, "Ateşkesin Suriye geneline yayılması için dün mutabakata varıldı. Suriye'deki muhalif grupların imzaladığı 2 belgenin garantörü Türkiye ve Rusya." dedi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye'deki muhalif grupların imzaladığı 2 belgenin garantörünün Türkiye ve Rusya olduğunu bildirdi.
Açılış ve bazı ziyaret için Antalya'nın Alanya ilçesine gelen Çavuşoğlu, Alanya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mehmet Ali Dim'i ziyaret etti. Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çavuşoğlu, Alanya'da olmaktan mutluluk duyduğunu, ulusal basının yanında yerel basının da güçlü olduğunu söyledi.
Önemli bir süreçten geçildiğini anlatan Çavuşoğlu, bir taraftan terör örgütleriyle bir taraftan da Türkiye'ye yönelik tehditlerle mücadele ettiklerini, ülkenin hedeflerine ulaşması için gece gündüz çalıştıklarını belirtti.
Suriye sorununu çözmek ve buradaki dramı bitirmek için çok çaba sarfettiklerini, altı yıldır da çabaların devam sürdüğünü aktaran Çavuşoğlu, çok taraflı platformlarda çaba sarfettiklerinin, çabaların devam ettiğinin altını çizdi.
Çabalarına rağmen bugüne kadar anlaşmaların hiçbirisinin uygulanmadığını dile getiren Çavuşoğlu, "Her seferinde ihlal edildi. Ama biz yanıbaşımızdaki drama duyarsız kalamazdık, ikili çalışmalarımıza da çabalarımıza ağırlık vermeye başladık. İran ile dört tur görüşmeler yaptık, Rusya ile özellikle ilişkilerimizin normalleşmesinden sonra Suriye'de bir çözüm için yoğun çaba sarfettik." diye konuştu.
Rusya ile ilk görüşmeden sonra Rusya-Türkiye arasında ortak çalışma grupları oluşturduklarını anlatan Çavuşoğlu, bunların, askerlerin, istihbaratın ve kendi bakanlığının diplomatlarının bulunduğu çalışma grupları olduğuna dikkati çekti. Çavuşoğlu, "Bu çalışma gruplarının amacı Suriye'de nasıl bir çözüm buluruz, nasıl ateşkesi sağlarız, insani yardımları ulaştırırız ve siyasi çözüme doğru nasıl gidebiliriz. Daha sonra bu çabalarımızı yoğunlaştırdık." dedi.
Halep'teki gelişmeler
Halep'teki gelişmelere değinen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
"Maalesef Halep yerle bir edildi, acımasızca bombalandı. Çok sayıda masum insan öldü ama 50 bin civarında sivil insan, dar bir bölgeye sıkıştırılmış, kuşatılmış halde, bu dramı da sona erdirmek üzere Rusya ile ikili düzeyde çok çaba sarfettik. Daha sonra İran'ı da işin içine kattık. O süreçteki tüm çabalarımızı, Sayın Cumhurbaşkanımızın telefon görüşmelerini, sadece Putin ile değil Obama, Merkel ve diğer liderlerle görüşmeleri biliyorsunuz. Sonuçta Halep'teki 50 bin civarında kişiyi kurtardık. 45 bin kişi gönderilen otobüslerle, minibüslerle kurtarıldı, kendi araçlarıyla da çıkan oldu. Yaklaşık 50 bin kişi olduğunu düşünüyoruz. Bunların bir kısmı Türkiye'ye geldi, bir kısmı Türkiye sınırına gelmek istedi, önemli bir kısmı da İdlib bölgesinde yaşıyor."
Bunun bir adım olduğunu, çok engeller çıkarıldığını, anlaşmaları bozmak isteyenler olduğunu belirten Çavuşoğlu, gruplar ve terör örgütleri olmasına rağmen bunu başardıklarını ifade etti.
Mevlüt Çavuşoğlu, siyasi çözümü oluşturmak için herkesle görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi. Ortaya bir perspektif konulması için çaba sarfettiklerini anlatan Çavuşoğlu, "Biz çabalarımızı sürdürdük ve ateşkesin Suriye geneline yayılması için dün mutabakata varıldı. Biz bu mutabakatın garantörüyüz. Suriye'deki muhalif grupların imzaladığı 2 belgenin garantörü Türkiye ve Rusya. Rejimin imzaladığı belgenin garantörü ise Rusya. İran'ın da Moskova'da söz verdiği ve ortak metne katıldığı gibi İran'ın da özellikle Hizbullah, Şii gruplar ve rejim üzerinde nüfuzunu olumlu yönde kullanması gerekiyor." dedi.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Bundan sonraki süreçte özellikle bu ateşkesin ve mutabakatın kalıcı olması gerekiyor. Mutabakat, Birleşmiş Milletler parametreleri yine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2254 no'lu kararı, yine Cenevre Deklarasyonu gibi daha bugüne kadar atılmış adımların ışığında bir ateşkes ve siyasi çözüm. Bundan sonra Suriye geneline yayılan bu ateşkesin kalıcı olması gerekiyor. Biz biliyoruz ki bundan memnun olmayan gruplar da var, arazide de gruplar var. Aynı şekilde memnun olmayan ülkeleri de görüyoruz. Açıklamalarından bunu hissediyoruz. Ama genel itibarıyla çok büyük de bir destek var. Herkes burada Türkiye'nin ve Rusya'nın hakkını teslim ediyor. Biz artık Suriye konusunda işin merkezindeyiz. Bugüne kadar net görüşler belirttik ve herkesten daha net olduk. Önemli bir rol oynayarak bu süreci devam ettirmek istiyoruz."
"ABD katılmak isterse memnuniyet duyarız"
"Olası ihlallere karşı mekanizmamız var." diyen Çavuşoğlu, ateşkesin ve insani yardımların takibi için bir merkez oluşturduklarını söyledi. Bu merkezlerin Rusya ve Türkiye'de olacağına dikkati çeken Çavuşoğlu, iki merkez arasında koordinasyon olacağını ifade etti.
Arazideki süreci birlikte takip edeceklerini belirten Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
"İşin içinde muhalifler de olacak rejim de olacak. 'İhlal edilirse ne tür yaptırımlar olabilir' diye de detaylı çalışmaları başlattık. Bundan sonraki süreçte ateşkesin kalıcı olması kadar bunun tamamlayıcı adımı olan siyasi sürecin de başarılı olması gerekiyor. Rejimin heyetiyle muhalif grupların heyetlerini Astana'da bir araya getirmek için Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile Putin telefonda prensip olarak anlaşmıştı. Biz de Lavrov ile bunun koordinasyonunu yapıyoruz, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Putin'in bizlere olan talimatlarıyla. Bununla ilgili de mutabakat imzalandı, fakat mutabakatın imzalanması yetmez, hayata geçirmemiz gerekiyor."
Rusya'da Noel tatili bitince iki ülke uzmanlarının bir araya gelerek çalışmalara başlayacağını ve daha sonra Lavrov ile bir araya gelip Astana'nın hazırlıklarını yapacaklarını anlatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
"Kim katılacak, katılmayacak, nasıl olacak konuşulacak. Tabi biz bu süreçte Birleşmiş Milletler'in de burada olmasını arzu ettik. Mutabakatta bu var. De Mistura'nın da Astana'ya katılması konusunda Lavrov ile mutabakatta kaldık. İleride katkı sağlamak isteyen ülkelere de açığız. Burada hiç kimse dışlanmıyor. Bizim amacımız burada rol çalmak değil. Bugüne kadarki anlaşmalar başarısız olduğu için biz kendi inisiyatifimizi ön plana çıkararak, inisiyatif kullanarak adımlar attık. Suriye'nin geleceği için herkesin katkı sağlaması lazım, ama sadece aile fotoğrafında olmak için yer almak için buralara katılmak, bana göre gereksiz. Herkesin somut katkılar sağlaması gerekiyor. Somut katkı sağlayacak herkesi işin içine dahil etmek istiyoruz.
Amerika'da yeni yönetim olacak. Yeni yönetim geldikten sonra ABD de buraya mutlaka katılmak isteyecektir. Dün Lavrov ile de prensip olarak anlaştık. ABD katılmak isterse biz bundan da büyük mutluluk duyarız. Esasen P5 ülkelerinin hepsinin ciddi katkı vermesi gerekiyor. Buradan çıkacak kararlar BM Güvenlik Konseyi kararları ile desteklenmeli ve müeyyideleri de olmalıdır. Amacımız bu çalışmaları devam ettirmek. Esasen Cenevre sürecine tekrar inşallah dönülür, BM şemsiyesi altında müzakereler tamamlanır."
"Suriye'de istikrar ve huzur"
Suriye'nin geleceği için yapıcı rollerini sürdüreceklerini vurgulayan Çavuşoğlu, hayati derecede önemli gördükleri istikrar ve huzurun Suriye'ye gelmesi dileğinde bulundu.
Suriye halkının son 6 yıldır çok çektiğini ifade eden Çavuşoğlu, "Kendisini yöneten zalim bir rejim tarafından katledildi, kuşatılarak açlığa ve ölüme terk edildi, cezalandırıldı. Hastanelerde, okullarda bombalandı. İnsanlık tarihinin en vahşi görüntülerini burada yaşadık. Herkes sustuğu anda bile susmadık. Çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Erdoğan'ın liderliğinde Başbakanımızla, ilgili kurumlarımızla istihbaratımız ve askerimizle insani yardım, siyasi çözüm ve kalıcı ateşkes konusunda çabalarımızı devam ettireceğiz." dedi.
"Bizim tavrımız net"
Bir gazetecinin, "PYD konusunda ısrar var mı?" şeklindeki sorusuna Çavuşoğlu, şöyle yanıt verdi:
"Bizim tavrımız nettir. PYD'nin daha önceki Cenevre toplantılarına katılması için talepler olmuştu. Değişik ülkelerden olmuştu. Biz net bir duruş sergiledik. Muhalefet de net bir duruş sergiledi. Suriye'deki muhalefet de PYD'nin terör örgütü olduğunu çok iyi biliyor. Müzakere yüksek heyeti koordinatörü eski Suriye Başbakanıdır. Salih Müslim'in Kandil Dağı'ndan nasıl davet edildiğini, Esed'in, yönetiminin Müslim'e ne görevler verdiğini, Türkiye'ye yönelik terör saldırılarını başlatma görevi verildiğini kendisi belgeleriyle tüm toplantılarda sundu. PKK ile YPG'nin farkı yoktur. Suriye'deki, Irak'taki Kürtlere karşı olumsuz bir tavrımız yoktur. Türkiye'deki Kürt vatandaşlarımızı nasıl görüyorsak oradakileri, kardeşlerimizi de aynı şekilde görüyoruz. Bugün Kürt Bölgesel Yönetimi'ne en büyük desteği biz veriyoruz. Vermeye de devam edeceğiz. Onların da istikrarı, huzuru bizim için önemli, ama terör örgütlerine müsamahamız yoktur. İlerde silahları bırakırsa terör kantonu oluşturmak yerine Suriye'nin milli beraberliğini, toprak bütünlüğünü desteklerlerse onlar da kapsayıcı bir yönetimin içinde huzur içinde yaşarlar. Her şeyden önce terörü bırakmaları gerekiyor. Terörü bırakmazlarsa terörle mücadele nasıl yapılıyorsa onlara yönelik de mücadele yapılacaktır. Astana'da YPG gibi bir terör örgütünün olmaması gerektiğini Rus dostlarımıza söylüyoruz."
"Tutumumuz son derece nettir"
Gazetecilerin El Nusra'ya ilişkin sorularına ise Çavuşolu, "El Nusra'yı eleştirdiğimiz zaman sosyal medyada bazı şeyler görüyoruz. Sanki El Nusra'yı masum bir örgüt gibi değerlendirmeye çalışıyorlar. El Nusra ve DEAŞ adını kimse bilmeden önce Türkiye'de terör örgütü listesine alınmıştır. Her ikisini de terör listesine aldık. Terör gruplarıyla orada hakkını arayan masum, ılımlı grupları çok iyi ayırmak lazım. Tutumumuz son derece nettir. Terörle mücadele, ama mazlumların hakkını da savunma." diye konuştu.
Ateşkesin başarılı olmasının Suriye için önemli olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Ateşkesin başarılı olması hayati derecede önemlidir. Çatışma devam ederken siyasi dönüşümden bahsedebilir misiniz? Birçok gruplar var iki tarafta da. Savaş devam ederken Suriye'nin geleceğine yönelik bir şey konuşabilir misiniz? Siyasi çözüm isteniyorsa silahların susması lazım. Suriye için vizyonunuz ne, siyasi geleceği ne olacak bu konuda herkes, iki taraf da düşüncelerini ortaya koymalıdır. Esasen muhalefet Cenevre'de ve Fikirdaş Ülkeler Toplantısı'nda tüm dünya ile Suriye'nin siyasi geleceğiyle ilgili vizyonunu paylaşmış ve takdir kazanmıştır. Rejimin müzakerecileri de ortaya koysun. Kendi aralarında müzakere etsinler. Biz de bu işin koordinasyonunu sağlarız. Ateşkes Suriye'nin geleceği için olmazsa olmazdır."
Mültecilerin durumu
Çavuşoğlu, bir gazetecinin, "2 milyona yakın mülteci var. Ateşkese ilişkin mültecilerle ilgili planınız var mı?" sorusuna karşılık da da esprili bir şekilde, "3 milyon mülteci var. Bir kısmını geri ya da Avrupa'ya mı gönderdiniz?" dedi.
Suriyelilerin savaştan, terör örgütlerinden ve zalim bir rejimden kaçtığına dikkati çeken Çavuşoğlu, "Huzura ulaşmak için kaçtılar ve halen dönebilmek için Türkiye'de yaşıyorlar. Bir kısmı Avrupa'ya gittiler bir kısmı 'Huzur gelir. ülkemize geri döneriz' diyorlar. Fırat Kalkanı ile DEAŞ'tan temizlediğimiz bölgelere binlerce Suriyeli göçmen geri döndü. Cerablus'a, kasabalara, şehirlere... Demek ki bu insanlar dönmek istiyorlar. Dönmek isteyenlere de yardımcı olmak lazım. Huzur olmadan, savaş tamamen bitmeden, siyasi dönüş olmadan 'Kaosa gidin, açlıktan susuzluktan ölün' demek de bizim insanlığımıza yakışmaz. Biz bu insanlara yardım elimizi uzatıyoruz, uzatmaya da devam edeceğiz. Çok sayıda Suriyeli ateşkes ortamında bile dönmek istiyor."
El Bab operasyonu
Geçen hafta hava şartlarından dolayı hava operasyonlarının yapılamadığını ifade eden Çavuşoğlu, dün itibarıyla hava operasyonlarının yeniden başladığını kaydetti.
"Çağrımız karşılık buldu ve koalisyon uzun bir aradan sonra dün El Bab'da DEAŞ'ı vurdu." diyen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
"Öyle olması gerekiyor. Madem DEAŞ ile mücadele etmek için biriz ve beraberiz o zaman neden havadan destek vermiyorsunuz? Rusya bile dün El Bab'ın güneyinde DEAŞ'ı hedef aldı. Biz uzun zamandır Rusya'ya 'Muhaliflerin olduğu yeri hedef alıyorsun, DEAŞ'ı neden hedef almıyorsunuz?' diyorduk. Şimdi ateşkesten sonra herkes DEAŞ'e odaklanacak. Şimdi karadan operasyon da hız kazanacak. Tabi burada bir direnç var. DEAŞ için El Bab, Rakka ve Musul çok önemli. Buradan dönüş yok. DEAŞ'ı Irak ve Suriye topraklarından defetmek istiyorsak, böyle bir terör örgütünü yok etmek istiyorsak bu önemli şehirlerde de mücadelemizi sürdürmemiz gerekiyor. Önümüzdeki süreçte burada da sonuç elde edeceğiz inşallah."
"Tekrar bir soğuk savaş dönemine girmek istemiyoruz"
Çavuşoğlu, bir gazetecinin, "ABD ile Rusya arasında diplomatlar konusunda yaşanan gerilim bu süreci etkiler mi?" sorusu üzerine de şunları söyledi:
"Etkilememesini arzu ederiz. İki ülke arasındaki konuya girmek istemeyiz, ama bugün dünyada küresel aktör olan iki ülke arasında gerginlik olmasını arzu etmeyiz. Esasen NATO içindeki tüm ülkeler de uçak düşürme hadisesinden sonra bize Rusya ile Türkiye arasındaki o günkü gerginliği gidermemiz için tavsiyelerde bulundular. Yapıcı tavsiyelerdi. Biz de 'İlişkilerimizi normalleştirmek istiyoruz, biraz zamana ihtiyacımız var, sabrediyoruz.' demiştik. Neticede oldu. Şimdi aynı şeyi bu ülkeler için de söyleyebiliriz. ABD ve Rusya Federasyonu arasındaki gerginliğin hiç kimseye faydası olmaz. İki ülkeye de faydası olmaz. Bölgemize de bir faydası olmaz. Diplomatların sınır dışı edilmeleri söz konusu bu da çok doğru bir yaklaşım değil. Tekrar bir soğuk savaş dönemine girmek istemiyoruz. Halihazırda dünyada çok sayıda sorun var. Aynı şekilde Güney Çin denizinde Çin ile olan gerginliğin de mutlaka azaltılması gerekiyor. Biz o haklı, bu haklı konusuna girmeyiz, ama bu sorunların diplomatik yollarla çözülmesinde fayda var."
AA

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.