Çanakkale Zaferinin 101.Yılı ve Şehitleri

Çanakkale Zaferinin 101.Yılı ve Şehitleri

18 Mart 1915'te kahraman ecdadımız, bütün dünyaya “Çanakkale Geçilmez” diye haykırdı

Zeki Işık'ın yazısı:

Çanakkale Zaferinin 101.Yılı ve Şehitleri
 
Bu gün Çanakkale zaferinin 101. Yıldönümüdür. Bu vesile ile tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyoruz. Mukaddes değerleri ve vatanı için şehir olanlar dün vardı, bugün de var ve yarında olacaktır. Zira dünya hak ile batılın, iman ile küfrün, iyi ile kötünün ayrıştığı bir yerdir. Başka bir ifade ile dünya tarladır bu tarlaya Cennet ve Cehennemin mahsulatı ekiliyor. Ahret ise harmandır orada herkes ektiğini toplayacak ve ona göre mükafat ve mücazatı olacaktır. Dünyaya bu yönden bakınca Şehitler 100 senelik mahsulü bir anda eken ve az bir şeyle çok şey kazanan kimselerden oluyorlar.. Bu bakımdan ehli iman hep şehit olmak o şerefe nail olmak istemiştir.
 
18 Mart 1915'te kahraman ecdadımız, bütün dünyaya “Çanakkale Geçilmez” diye haykırdı. Onlar Allah için, din için, İslâm için kanlarını ve canlarını feda ettiler. Şehadet şerbetini içtiler, o yüce mertebeye eriştiler. Tevhidi savundular, İslâm’ın izzet ve şerefini, Müslümanların haysiyet ve onurunu müdafaa ettiler. Mabetlerimize namahrem eli değdirtmediler. Şehadetleri dinimizin temeli olan ezanlarımızın susturulmasına müsaade etmediler. İmanlarıyla, cesaret ve fedakârlıkla, Allah’ın inayet ve yardımıyla büyük bir zafer kazandılar. Allah hepsine rahmet etsin ruhları şad olsun.

Allah insanları  imtihan ettiği gibi milletleri de imtihan eder. Millet olarak biz de tarihin hemen her döneminde zorlu imtihanlardan geçtik. Varlığımıza, inancımıza, mukaddesatımıza, huzurumuza kast edildi. Vicdanı körelmiş, insafını kaybetmiş güçler, bizi tarih sahnesinden silmek amacıyla Çanakkale’de olduğu gibi, Sakarya’da, Dumlupınar’da var güçleriyle üzerimize geldi. Bu ordular karşısında elimizde güçlü silahlarımız yoktu; fakat kalplerimiz iman doluydu. Gönüllerimiz birbirine sımsıkı bağlıydı. Aynı secdede Rahman’a kul olmakla, aynı kıblede istikameti bulmakla, birbirimize verdiğimiz değerle, muhabbetimizle, birlik ve beraberlik ruhuyla bütün zorlukların üstesinden geldik. Din, ezan, bayrak ve mukaddesat uğrunda Doğusuyla, Batısıyla, Kuzeyiyle, Güneyiyle hep birlikte aynı safta mücadele ettik. Binlerce evladımızı şehit verdik.
 
Bizde dini ve vatanı uğrunda şehit olanların bu kutlu şahadetlerini tebrik ediyoruz. Ruhları şad olsun diyoruz. Rabbimiz Şehitler için Bakara süresi Ayet 154. De “Allah yolunda ölenlere ölüler demeyin. Bilakis onlar hayattadır fakat siz anlaya massınız” diyor. Hayatını Allah yolunda savaşlarda feda eden şehitlerimizin yanında Birde manevi şehitlerimiz vardır. Bunlar da terör sebebiyle haksız yere öldürülen, yanan, boğularak ölenler gibi. Allah bunlara da şehitlik makamını vererek dünyada kaybettiklerini ahrette çok fazlasını vererek rahmetinin tecellisi ile onlara muamele ediyor.
 
Madem bu gün Çanakkale zaferi ve şehitlerini anma günüdür. Bu vesile ile vatanı, milleti, ezanı, bayrağı hülasa manevi değerleri için şehit olan tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyor ve onların aziz hatıralarını yad etmek adına Çanakkale de yaşanan iman kuvvetinin, fedakarlığın, cesaretin, insanlık derslerinin verildiği birer hadiseyi naklederek onlara Fatihalar ile rahmet dualarını hediye edelim. Şöyle ki:
 
 Çanakkale Zaferi; yokluk, fakirlik, imkansızlık içinde kazanılmış emsali az bulunur bir zaferdir. Çanakkale... Her bir metrekaresine 600 bin kurşunun atıldığı müstesna bir zaferin diyarıdır. Çanakkale... İmanın ve inancın, maddeye ve dünyaya galip geldiği müstesna bir yerdir. Çanakkale... 250 bin Mehmetçiğin vatanı ve maneviyatı için şehit düştüğü şanlı bir mekandır. Çanakkale... Allah’ın inayetinin ve Peygamberimizin as himmetinin tecelli ettiği şanlı bir yerdir. Çanakkale Zaferi bir millete karşı değil, birleşmiş milletlerden tertip ve teşkil edilmiş haçlı zihniyetine karşı kazanılmış şanlı ve şerefli bir zaferdir...!
 
Çanakkale önlerine donanmalarıyla gelip demirleyen haçlı zihniyeti zaferden çok ama çok emin idiler. Onlara göre bu savaş bir hafta bile sürmezdi. Bizim meşhur bir halk deyimimiz vardır. " Evdeki hesap çarşıya uymaz ". Onların da kendi evlerinde yaptıkları hesap, Çanakkale'de tutmadı. Hesaplarında olmayan şeyler çıktı karşılarına. Bu hesaplar matematik hesabı, silah hesabı, gemi hesabı, top tüfek, silah hesabı değildi. Bu hesaplar onlarda olmayan iman, inanç, cesaret, fedakarlık ve insanlık değerleri ve seciyeleriydi. Çanakkale'de tam anlamıyla hiç beklemedikleri ve düşünmedikleri bir hezimete ve zillete uğradılar. Zira bu savaş madde ile mananın, Hak ile batılın savaşıydı. Çanakkale de zafer iman, inanç, inayet ve fedakarlık ile kahramanlığın zaferi oldu. Bunlara birkaç misal vererek onları rahmet ile yad edelim. Şöyle ki:
 
İnanca bir örnek. Sizlerin de bildiği gibi topçu neferi olan Seyit onbaşı gözyaşları içinde ellerini semaya kaldırarak dua ediyor. Allah’ım benden kuvvetini esirgeme, bana güç ve kuvvet ver diyor. Sonra Bismillah diyerek 280 kiloluk top mermisini sırtına vurmaya hazırlanıyor. Bunu gören arkadaşı Seyit belini kıracaksın diyor. Seyit şöyle diyor "Benim yüreğim kırılmış, belim kırılsa ne çıkar"  ve Allah’ın yardımıyla 280 kiloyu sırtına vurarak üç basamak çıkıp mermiyi topa yerleştiriyor. Ve top ateşlendiği zaman İngilizlerin en meşhur zırhlısını denizin dibine gömerken; inancın madde üstü gücünü herkese özellikle maddecilere göstermiş oluyordu.
 
Cesarete bir örnek...Düşman tarafından atılan top mermisi gibi, patlamayan mühimmat gece olunca askerlerimiz tarafından toplanarak düşman mevzilerinin yakınına bırakılıyor, sabah çatışmalar başlayınca o top mermilerine nişan alınarak patlatılıp düşmana büyük zayiat verdiriliyordu. Askerimizin bu cesareti düşmanı hem şaşırtıyor, hem de onların morallerini bozup cesaretlerini kırıyordu.
 
Fedakarlığa bir örnek. Ezineli Yahya çavuş eşini ve dört yaşındaki kızını bırakmış ve gönüllü olarak savaşa katılmıştı. Yahya çavuş Çanakkale’den önce Balkanlarda savaşmış oradan da Çanakkale'ye gelmişti. İlk karşılamayı onlar yapacaktı. Henüz birliklerimiz Çanakkale'ye gelmemişti. Bunun için düşmanın oyalanması ve sahilde tutulması gerekiyordu. Düşman birlikleri gemilerden atılan top atışlarıyla sahile üç alay çıkarmaya başladı. Gemilerden atılan ilk bombalar da bu küçük birliğin komutanı şehit düşmüş ve komutanlık Yahya çavuşa kalmıştı. 67 kişi kalan birliğin başına geçen Yahya çavuş üç alay düşman birliğini üç gün oyalamış ve ilerletmemişti. Sahilde mahsur kalan İngilizler bir taburla savaştıklarını zannediyordu. Bu üç günlük süre birliklerimizin Çanakkale’ye ulaşmasını sağlamış düşmanın deniz çıkarmasını akim bırakmıştır. 
 
İnsanlık dersine bir örnek...Ecdadımız gerek Çanakkale'de, gerek yaptığı diğer savaşlarda düşmanlara insanlık ve medenilik dersini vermiştir. Bizlere barbar deyip, kendilerini medeni sayanların yaptığı gibi barbarlık yapmamış, gittiği yerleri yakıp yıkmamış, çocuk ve bebekleri katletmemiştir. Ecdadımız, hiçbir savaşta böyle bir vahşete imza atmamıştır. Gittiği yerleri onarmış, oralara han, hamam, medrese, yol, köprü yaparak medeniyet götürmüştür. Avrupa'da olan, daha önce bizim hakimiyetimizde kalan ülkelerdeki hanlar, hamamlar, köprüler bunun en güzel şahidi ve örneğidir. Çanakkale'de de bunun binlerce örneği yaşanmıştır.
 
Cumamız Mübarek olsun…Şehitlerimizin Ruhu Şad Olsun.

 

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.