Büyük tarihçiye ilgi artıyor
Mükrimin Halil Yinanç’ı sevenler Zeytinburnu’nda buluştu
Risale Haber-Haber Merkezi:
Ülkemizin dünya çapında yetiştirdiği büyük tarihçilerden birisi olan Mükrimin Halil Yinanç hakkında Zeytinburnu’nda bir anma toplantısı yapıldı. Zeytinburnu Belediyesi tarafından Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen anma toplantısına Mükrimin Halil Yinanç’ı sevenler, yakınları ve tarih meraklıları katıldı.
“Zeytinburnu’nun Ebedî Sâkinleri” programı dahilinde gerçekleşen anma programında, toplantıyı sunan Mehmet Nuri Yardım, Mükrimin Halil Yinanç gibi büyük tarihçilerin, gerçek değerlerimizin son yıllarda keşfedilmeye başladığını hatırlatarak, “Son üç ayda Mükrimin Halil hakkında üç ayrı toplantı yapıldı, bu kendi özümüze dönüşün bir işaretidir. Bu hayırlı bir gelişmedir. Geçmişle geleceğin kavuşması, nesillerin buluşmasıdır. Mükrimin Halil de Merkezefendi’de yatan büyüklerimizdendir. Bundan dolayı kendisini de Zeytinburnu’nun Ebedî Sâkinleri programına dahil ettik. Bu ilim adamının bütün eserleri bir an önce neşredilmeli. Hakkında bir an önce bir anma kitabı hazırlanmalı. Onu tanıyanlar hâtıralarını bu esere yazmalı. Ardından bir enstitü kurulmalı.” dedi.
Daha sonra konuşmaya başlayan yazar Mehmed Niyazi, Mükrimin Halil Yinanç’ın büyük bir idealist insan olduğunu belirterek, “O ömrü boyunca mukaddes bildiği idealleri için yaşadı. Fikirlerinden ve inandıklarından asla taviz vermedi. Bana göre Türkiye’de bir buçuk ilim adamı gelmiştir. Biri Mükrimin Halil Yinanç’tır, diğer buçuğu da Ali Fuad Başgil’dir.” dedi.
“BENİ İMTİHAN ETTİ”
Mükrimin Halil Yinanç’ın meşhur Marmara Kıraathanesi’nin öncülerinden biri olduğunu ifade eden Mehmed Niyazi, konuşmasına şöyle devam etti:
“Kahveye ilk gittiğimde baktım ki uzun boylu birisi var oturuyor. Sonradan öğrendim ki Emin Âli Çavlı imiş. Yanında da kısa boylu bir zat. O da meğer Mükrimin Halil Yinanç imiş. O zaman çok gencim. Mükrimin Halil beni görünce “Söyle bakalım 2. Mahmud ne zaman doğdu.” diye bir soru yöneltti. Ben “1839 yılında efendim.” diye cevap verdim. “ Gün ve ayını da söyle dedi.” diye devam etti. Demek meraklıymışım ki bildim: “2 Temmuz 1839 efendim.” Bu cevaplarımı takdir etti, teşvik etti. Allah rahmet eylesin.”
Mehmed Niyazi daha ziyade Türkiye’de ilim hayatı, Mükrimin Halil Yinanç’ın ilim dünyasındaki yeri ve Marmara Kıraathanesi’nde yaşananlar hakkında konuştu. Daha sonra Mükrimin Halil Yinanç’ın manevi oğlu ve yeğeni Tacettin Yinanç söz aldı. Tacettin Yinanç daha ziyade Mükrimin Halil’in Mülkiyeli yıllarını anlattı. Mükrimin Halil’in bilinmeyen yönleri üzerinde duran Tacettin Yinanç, “İnanıyorum ki Mükrimin Halil Yinanç hakkında daha bir çok çalışma yapılacak, toplantı düzenlenecektir. O hayatıyla, hizmetleriyle ve eserleriyle bunu ziyadesiyle hak ediyor.” dedi.
Dinleyiciler arasında bulunan Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel de Mükrimin Halil Yinanç ve Marmara Kıraathanesi hakkında bazı hâtıralarını nakletti. Konuşmaların tamamlanmasından sonra Mükrimin Yinanç Vakfı tarafından hazırlanan belgelik film gösterildi ve konuşmacılara çiçek verildi. Programın sona ermesinden sonra konuşmacıların ve dinleyiciler birlikte hâtıra fotoğrafları çektirdiler. Büyük bir ilgi ile takip edilen toplantıya iştirak edenler arasında, Prof. Dr. Fehamettin Başar, Mustafa Aydın, Şerif Aydemir ve tarihseverler vardı.

ÖMRÜNÜ İLME ADAYAN ADAM
Türkiye’de yetişen en iyi tarihçilerden biri kabul edilen ve Marmara Kıraathanesi’ndeki sohbetleriyle hatırlanan Mükrimin Halil Yinanç, 1 Temmuz 1900 tarihinde Maraş Elbistan’da doğdu. Babası Kadı Halil Kâmil Efendi’dir. İlk eğitimini baba ocağında aldı. Lise son sınıftayken 15 yaşında yazı yazmaya başladı. 1916’da öğretmenliğe ve Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’ne başladı. 1919’da Edebiyat Fakültesi’ni, 1921’de Mülkiye’yi bitirdi. Arapça ve Farsçayı çok iyi öğrendi. Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu hareketine destek verdi. Babası Adana’nın Saimbeyli ilçesinde kadı iken, 1920’de annesiyle birlikte Ermeni isyancıları tarafından katledildi. Liselerde tarih hocalığı yaptı, Tarih-i Osmanî Encümeni’nde çalıştı. 1924’te arkadaşlarıyla Anadolu mecmuasını çıkardı. 1925’te Encümen tarafından, kütüphanelerimizde bulunmayan nadir eserleri kopya etmek üzere Paris’e gönderildi. Türk Tarih Kurumu’nun kurucu üyeleri arasında yer aldı, İstanbul Üniversitesi’nde tarih profesörü oldu. 1957’de Ortaçağ Ordinaryüs Profesörlüğüne yükseltildi. Ders verirken kalp krizi geçirdi. 22 Aralık 1961 tarihinde vefat etti. Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi. Türkiye Tarihi-Selçuklular Devri’nin yanısıra pek çok eseri bulunuyor.
Ahmet Öztürk (Sanatalemi.net)
