'Bu bölünme korkusundan kurtulmamız lazım'
Altın Portakal'daki gala sonrası tartışmalara sebep olan Kürtçe film Min Dît (Gözlerimin Önünde), farklı kesimlerin hassas bir konuyu konuşmaları için zemin açtı.
Tartışmalar biraz gerilimli geçse de herkes düşündüğünü söyledi. Ödüllerin açıklanmasından bir gün önce küçük oyuncularıyla beraber görüştüğümüz filmin Almanya'da yaşayan Kürt yönetmen Miraz Bezar, tartışmaları olumlu buluyor. Bir JİTEM görevlisi üzerinden özellikle 90'lı yıllarda Doğu Anadolu'daki faili meçhul cinayetlere değinen film, festival çevresince çok cesur bulundu. Bezar, "Almanya'da yaşamam, cesaretimi etkilemiş olabilir. Ama ben, en başından kendime oto sansür uygulamamaya kararlıydım. Senaryoyu 4 yıl önce Diyarbakır'daki çocukları ve o dönemi yaşayanları dinleyerek Evrim Alataş'la birlikte yazdık. Politik bir aileden geliyorum ben. İşkence gören, hapse giren dayılarım var. Yurtdışına çıkmak zorunda kalan kişiler var ailemde. Türkiye'nin demokrasiye ulaşması için dik duran insanlar vardı ailemde." dedi.
Miraz Bezar, filmin çok barışçıl mesajlar verdiğini söyleyerek, bu noktalara da dikkat çekilmesi gerektiğini söyledi: "Çözüm için şiddete başvurmayan bir karakter var filmde. 'Şiddet benim yolum değil' diyor. Türkiye'de iki taraftan da çözüm isteyenler var aslında. Sadece onların cesaretle ilk adımları atması gerek." Söyleşideki tepkiler için de, "Biz gerçek bir hikâye anlatıyoruz. Ama orayı görmediği, orada yaşamadığı halde, 'Böyle bir şey yok, siz bunları yaşamadınız' diyebiliyorlar, şaşırtıcı bir şekilde." ifadelerini kullandı. Türkiye'de tartışma ortamının oluştuğunu ve herkesin düşüncelerini söyleyebildiğini belirten Bezar, filmin Türkiye'de mutlaka gösterileceğini belirtti: "Bugün 12 Eylül'ü ve işkenceleri konuşabiliyoruz. Ama 30 yıl sonra! Doğu'da JİTEM'in yaptıklarını, çocukların ve insanların yaşadıklarını da 30 yıl sonra konuşmanın anlamı yok. Bugün konuşup çözersek gelecek nesilleri kurtarabiliriz."
Film, çocukların bir yerde 'Nerede benim Kürdistan'ım'? şarkısını söylemeleri sebebiyle tepki çekmişti. Onu soruyoruz Bezar'a: "Kürdistan kelimesi insanları neden rahatsız ediyor? Benim çocukluğumdan beri var olan bir kelime. Eski eserlerde Kürdistan diye geçer o bölge. Bir bölge, toprak ve yörenin ismi olarak kullanıyoruz onu. Bu 'bölünme korkusu'ndan kurtulmamız lazım. Uygurların yaşadığı yere Doğu Türkistan diyorsak, oraya neden Kürdistan demeyelim? Bu, illa ki başka bir devlet isteği midir? Demek ki bu ülkede birileri 'Nerede benim Kürdistan'ım'? diyorsa biz bu ülkeyi onlara cennet yapacağız ki, 'Nerede benim Türkiye'm' diyecekler." Bezar, filmin dağıtımı konusunda ise, "Filmin tartışılmasını isterim. Ancak bir taşkınlık ya da hararete sebep olmasını da istemem. Dolayısıyla bu filmi görüp de, barışçıl yönünü başkalarının da görmesini isteyenlerin yardımıyla olur bu." cevabını verdi.
ZAMAN
