Bediüzzaman: Nur Talebeleri Âsâyişçidirler

Bediüzzaman: Nur Talebeleri Âsâyişçidirler

Altı vilâyetin altı zâbıta dâiresi, altı yüz bin talebelerin yirmi sekiz sene zarfında haksız muâmelelere mârûz kaldıkları hâlde

(Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin EMİRDAĞ LAHİKASI-2 eserinden bölümler.)

Bismillahirrahmanirrahim
...

2. Otuz‑kırk seneden beri inzivada tecrit, hastalık ve hapis gibi sebeplerle zarûret olmadıkça insanlarla görüşmeye tahammülü olmadığı için hariçten gelen dostlarını dâima hatırlarını kırarak onları geri çevirmesi ve akşamdan ertesi gününün sabahına kadar hizmetçileri dahi yanına kabûl etmemesi öyle bir hakikattir ki, bu kadar zâhir ve gözle görünen bu hakikat karşısında başka bir söz söylemeye lüzum yoktur.

Üstadımız Said Nursî’nin eskiden beri bir fıtrî seciyesidir ki, inziva ve insanlarla zarûret olmadıkça görüşmemek bir düstur‑u hayatı olmuştur. Hattâ hayatta kalan tek bir kardeşini dahi yakın bir şehirde iken otuz seneden beri görmediği hâlde görüşmek için yanına çağırmamıştır.

Hem hizmetçileri de akşamdan ertesi gün sabaha kadar şiddetli bir zarûret olmadıkça odasına girememektedirler. Şiddetli hastalığı ve görüşmeye tahammülü olmaması sebebiyle hariçten gelen çok dostlarının hatırlarını incitip görüşmeden geri çeviriyor.

Üstadımızla otuz seneden beri alâkadar olup dostâne vaziyet gösteren zâbıtaya âsâyiş noktasında Risale‑i Nurla pek ehemmiyetli hârika hizmeti sâbit olan Üstadımızın bütün hâli mahkemelerce medâr-ı tetkik olmakla hiçbir hâli zâbıtaca gizli kalmadığından, bazı gizli din düşmanlarının onun hakkındaki uydurmalarıyla otuz senelik bir müşâhedeye dayanan müspet kanâati bozmamak, hukuk‑u umumiyeyi temine çalışanların vazifeleri iktizasıdır.

3. Üstadımız hastadır, hattâ Cuma’ya dahi çıkamamaktadır. Ara sıra hava almaya pek ziyâde muhtaç oluyor. Bu sebepten pek nâdir olarak kendine mahsûs bir odası bulunan ve otuz sene evvel on sene ikamet ettiği Barla Köyüne gider, bir müddet kalır, gelir. Bazen de burada yaz mevsiminde, insanların bulunmadığı şehrin haricindeki mahallere giderek iki‑üç saat teneffüs eder gelir.

İhtiyarlığı, hastalığı dolayısıyla yayan yürüyememekte olduğundan ve halkın hürmetkâr vaziyetiyle rahatsız etmemesi için bu basit gidip‑gelmeyi otomobil ile yapar. Bunun haricinde hiçbir köye, meskûn hiçbir mahalle, hattâ otuz senelik dostları bulunan yerlere dahi mezkûr sebeplerle gitmiyor. İşte hâl ve vaziyet bundan ibarettir. Hakikat‑i hâl de budur.

Hizmetinde bulunan Tahiri, Zübeyr

HÂŞİYE: Çok yerlerde neşredilen ve müddeînin huzursuzluk ittihamının ademini gösteren ve Ankara Emniyet Umum Müdürlüğüne verilen bir hakikattir.

NUR TALEBELERİ ÂSÂYİŞÇİDİRLER

Âsâyişi muhâfaza ettiklerinin delil‑i kat'îsi şudur:

Altı vilâyetin altı zâbıta dâiresi, altı yüz bin talebelerin yirmi sekiz sene zarfında haksız muâmelelere mârûz kaldıkları hâlde hiçbir vukûâtlarını kaydedememeleri; hattâ Afyon Savcısının âsâyiş ittihamına mukâbil Üstadımız demiş: “Bu yirmi sekiz senede bir tek vukûâtı gösterebilir misiniz? Mâdem gösteremediniz, nasıl bu ittihamı ileri sürüyorsunuz? Yalnız küçük bir talebenin, başka bir mesele’den küçük bir vukûâtından başka ve altı yüz bin talebeden hiçbir vukûâtları olmadığı kat'î ispat eder ki, âsâyişi Nur Talebeleri muhâfaza ediyorlar.” diye Afyon’da savcıya demiş ve susturmuştur.

Said Nursî

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.