Bediüzzaman: Cemaatlerle iki şart ile ittihad ederiz

Bediüzzaman: Cemaatlerle iki şart ile ittihad ederiz

Ey dinî cemiyetler!..Maksadımız, müteferrik cemiyetler maksadda itttihad etmeleridir

A+A-

(Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin DİVAN-I HARB-İ ÖRFÎ adlı eserinden bölümler.)

MAKALE - 16

VEHİM: Bu cemiyet, sair cem'iyyat-ı diniye ile şakk-ul asadır. Rekabet ve nefreti intac eder?

İrşâd: Evvelâ: Umur-u uhreviyede hased ve müzahemet ve münakaşat olmadığından; bu cemiyetlerden hangisi münakaşa ve rekabete kalkışsa, ibadette riya ve nifak etmiş gibidir.

Saniyen:

Muhabbet-i din saikasıyla teşekkül eden cemiyetlerin iki şart ile- umumunu takdis ve onlarla ittihad ederiz.

Birinci Şart: Meşruta-ı meşrua'yı muhafaza etmektir.

İkinci Şart: Muhabbet üzerine hareket etmek ve başka cemiyet-i İslâmiyeye leke sürmekle kendine kıymet vermeğe çalışmamak... Birinde hata bulunsa, müftî-i ümmet olan cemiyet-i ulemanın efkâr-ı umumiyelerine havale etmek... Hem de cemiyetin kuvvetiyle hâkim-i mütehakkim olmamaktır. Zîra tahakkümat-ı siyasiyenin lezzeti ile herkes sermest oluyor. Vazgeçmek istemiyor.

Sâlisen:

Î'lâ-yı Kelimetullaha müteveccih olan bir cemiyet-i dîniye hiçbir garaza vasıta olamaz. İsterse de muvaffak olmaz. Hak ve hakikatin hatırı âlîdir, hiçbirşeye feda olunmaz. Şeriat vasıta-i garaz olamaz. Nasıl Süreyya süpürge olur?. Veya üzüm salkımı gibi yenilir?.. Şems-i İslâmiyeye "püf püf" eden cinnetini ilân eder.

Ey dinî cemiyetler!..Maksadımız, müteferrik cemiyetler maksadda itttihad etmeleridir. Mesalikte ittihad mümkin olmadığı gibi, câiz de değildir. Zîrâ taklid yolunu açar. Ve "neme lâzım, başkası düşünsün," sözünü de söylettirir. Mezahib-i erbaânın ihtilafı bu sırrı îma eder. İslâmiyete hizmet isteriz. Ne yolda olursa olsun!