Bayram önemli değil, bizi unutmasınlar yeter'

Bayram önemli değil, bizi unutmasınlar yeter'

Bayramdan bayrama ziyaret edilen, belki de hiç ziyaret edilmeyen dedeler-nineler, pamuk elleriyle hazırlamış şeker kâselerini.

Zeynep Kırşan'ın haberi;

Gözleri kapıda her girene tebessüm ediyor huzurevi sakinleri. Kimi bayramda da olsa hatırlanmanın sevincini yaşıyor kimi ise azıcık samimiyet bekliyor...
Yavaşça açtığı çekmeceden bir kutu alıyor. Kutudan kenarı fistolu eski bir mendil çıkarıyor. Buğulu gözlerle baktığı mendili kırışmış elleriyle okşuyor. Çocukluğunda aldığı bu mendili yıllardır saklıyor 84 yaşındaki Pervin Haşimi. "Eski bayramlar başkaydı. Eskiden dostluk, birlik vardı. Evimizde oturup dostların gelmesini beklerdik." diye başlıyor söze. Bu bayram da heyecanla bekliyor ziyaretçilerini kendi isteğiyle yerleştiği huzurevine. Şimdilerde durumu iyi olanın tatile gittiğini dile getiren Haşimi, "Yakınlarımız bizi unutmasın yeter." ifadelerini kullanıyor. Eski bayramların neşesini hiç unutamayan Haşimi, misafir ağırlamanın, akrabalarla bir araya gelmenin, dostlarla bayramlaşmanın mutluluğunu tarif edemediğini dile getiriyor. Huzurevinde ziyaretçisi eksik olmuyor ama yine de bir yanı buruk. Elleriyle büyüttüğü torunu okulundan dolayı bu bayram onu ziyaret edemeyecek. "Ama 17 yıllık komşumun çocukları annelerinin yadigârıyım diye bu bayram yine gelecekler." diyor.

Günlerini kitap okuyarak ve resim çizerek geçiren Ertaç Öğek'in ise huzurevinde münzevi bir yaşantısı var. Huzurevinin 3 yıllık sakini 67 yaşındaki Öğek'in pek ziyaretçisi yok. Zaten adet haline gelmiş ziyaretlerden de şikâyetçi. Samimiyet ve hoş muhabbet istiyor kendisiyle tanışanlardan. Bayramlar gibi sevgi anlayışının da değiştiğinin altını çizen Öğek, eski bayramları dolu dolu yaşayan biri olduğunu ifade ediyor. Öğek, çocukluğunu anlattıkça gençleşiyor sanki. Bayram harçlığını kaptığı gibi soluğu kapalı sinemada aldığını hatırlıyor. Kurulan lunaparklarda harçlığını bitirene kadar eğlenirmiş. Abur cubur yemekten midesinin bozulduğunu keyifle anlatan Öğek, hediye edilen mendilleri ve çorapları, ikram edilen lokumları ve şekerleri unutmuyor. Her bayram Tekirdağ'da yaşayan halasına ziyarete gittiklerini, 7 saat süren o eğlenceli yolculuğu tekrar yaşamak istediğini dile getiriyor.

84 yaşındaki Talia Karacadağ ise "Annemizle haftalarca temizlik yapardık. Masalara kolalı beyaz keten örtüler sererdik. Çeşit çeşit tatlılar yapardık." diye anlatıyor eski bayramların telaşını. Karacadağ'ın bir oğlu, 4 torunu var. Torunlarının sık sık kendini ziyarete geldiğini gururla anlatıyor. 10 yıldır huzurevinde yaşayan Karacadağ, yeğenleri ve dostlarının da kendisini yalnız bırakmadığını belirtiyor. Bu bayram da bekliyor yakınlarını ama o en çok da kendisine benzetilen torununu. Annesinin, kapıya gelen çocuğa verilen şeker kâsesini bile ayırdığını, o kâseden şeker alma izinlerinin olmadığını söylüyor. Annesi kendisine şeker toplamak için izin vermezmiş ama toplamaya gelen çocukların şekerleri ve mendilleri bayram günü hazır olurmuş. Mendilin asıl maksadının bayram harçlığı vermek için bir araç olduğunu ifade eden Karacadağ, annesinin parayı nezaketten mendilin arasına koyup verdiğini aktarıyor.

Necla Seti'nin hikayesi ise biraz hüzünlü. 12 yıl önce ani bir kalp kriziyle kaybettiği eşinin ardından yalnızlığa dayanamaz ve huzurevine yerleşir. Huzurevinde geçen bayramlar ona en çok kendi çocukluğunun bayramlıklarının özlemini hatırlatıyor. Senede bir kere alınan ayakkabıları giyebilmek için bayram sabahını iple çektiğini anlatan 74 yaşındaki Seti, yatağının yanı başına koyduğu kıyafetlerin heyecanıyla sabaha kadar uyumadığını anlatıyor.

Zaman