Başörtüsü yasağının mimarı cezaevinde
28 Şubat'ta ilk sivil tutuklama; eski YÖK başkanı cezaevinde
İzzettin Çiçek'in haberi;
Şubat soruşturması kapsamında tutuklananların sayısı 60'a çıktı. Eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz bunlar arasındaki ilk sivil yönetici oldu.
Savcılığın geçen hafta ifadesinin alınmasını istediği ancak evinde bulunamayan Gürüz, önceki gün yurtdışından döndü. Dün adliyede Savcı Kemal Çetin'e ifade veren Gürüz, öğleden sonra nöbetçi Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ne çıkarıldı. Buradan da Sincan Cezaevi'ne gönderildi. Alınan bilgilere göre dönemin YÖK Başkanı, savcılık sorgusunda darbe sürecini yönettiği belirtilen BÇG ile bağlantısının olmadığını iddia etti. Katsayı uygulamasında Genelkurmay'dan gönderilen 8 Mart 1998 tarihli Çevik Bir imzalı belgenin etkisinde kalmadıklarını savunan Gürüz, "Mektubu dikkate almayacağımızı söylemek için Karargâh'a gittim." dedi. "Kurumlardan gelen mektupları bizzat ziyaret ederek mi yanıtlıyordunuz?" sorusuna da "Hatırlamıyorum." karşılığını verdi. Gürüz, YÖK'teki aramalarda bulunan fişleme notlarının ise öğretim üyeleri ile rektörlerin sicil bilgileri olduğunu ileri sürdü.
Gemi seyahatindeyken 'mevcutlu olarak ifadeye çağrılması' üzerine pazar günü Türkiye'ye dönen eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz, dün sabah saatlerinde ticari taksi ile Ankara Adliyesi'ne geldi. Gürüz, öce soruşturmayı yürüten Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin'e ifade verdi. 28 Şubat postmodern darbe sürecinin en etkin yapılanması olan Batı Çalışma Grubu ile bağlantısının olmadığını savunan Gürüz, savunmasında kullanmak üzere kendi yazdığı '21. Yüzyılın Başında Türk Eğitim Sistemi' adlı kitabını da yanında getirdi. Savcılık sorgusunda BÇG'yi o dönem duymadığını ileri sürerken, konuyu sadece medyaya yansıdığı haliyle bildiğini savundu.
Kamuoyunda sıkça tartışılan katsayı uygulamasıyla ilgili kararının YÖK tarafından ihtiyaç üzerine alındığını belirten Gürüz, Genelkurmay'dan gelen mektubun etkisinde kalınmadığını iddia etti. Gürüz, "Çevik Bir, bize 14 Temmuz 1998 tarihli bir yazı gönderdi. Konusu, üniversite sınavında ortaöğretim başarı puanının artırılmasıyla ilgiliydi. Ben de randevu aldım, sözlü olarak kendisine bu yazıyı dikkate almayacağımızı, o yazıda söylenenden farklı bir sistem uygulamaya sokulacağını ilettim." dedi. Savcının, "Kurumlardan gelen mektupları bizzat ziyaret ederek mi yanıtlıyordunuz?" sorusu üzerine "Hatırlamıyorum." demekle yetindi.
Gürüz, başörtüsü uygulamasının ise hukuka uygun olduğunu, BÇG'nin bu konuda da etkili olmadığını söyledi. 28 Şubat döneminde başörtülülere karşı başlatılan 'cadı avı' ile ilgili sorular üzerine hukukun uygulandığını kaydeden Gürüz, başörtüsünün laikliğe aykırı olduğunu öne sürdü.
Kemal Gürüz, geçtiğimiz şubat ayında YÖK'te yapılan aramalarda çıkan 300 klasör belgede yer alan fişleme notlarının ise öğretim üyeleri ile rektörlerin sicil bilgileri olduğunu savundu. Sicil notlarının kanaat üzerine hazırlandığını ifade eden Gürüz, "Onun için YÖK'te o sicil belgeleri vardır. Onun dışında Başbakanlık'tan, İçişleri Bakanlığı'ndan; devletin çeşitli kurumlarından gelmiş birtakım yazılar vardır." dedi. Eski YÖK Başkanı Gürüz, 'belgelerin neden imha edilmek istendiği'ne ilişkin soruya 'konuyla ilgili bir bilgisi olmadığı' cevabını verdi.
BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI VE KATSAYI EŞİTSİZLİĞİNİN MİMARIYDı
28 Şubat sürecinin eğitim kurumlarındaki uygulayıcısı olarak bilinen Kemal Gürüz, 1995 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından Yükseköğretim Kurulu (YÖK) başkanlığına atandı. 8 yıl süren başkanlık döneminde gerçekleştirdiği uygulamalarla çok tartışıldı. Gürüz, 1989'daki Anayasa Mahkemesi'nin yorumuna dayanarak meslek liseleri ve imam hatip liselerinin üniversiteye girişlerini engelleyen katsayı uygulamasını getirdi. Onun döneminde YÖK bünyesinde dekanları ve rektörleri fişleyen "Toplumsal Faaliyet Birimi" kurulurken "irticai faaliyette bulunduğu" iddiası ile pek çok öğretim görevlisi görevinden alındı. 28 Şubat 1997 tarihli MGK kararı da yine Gürüz döneminde yürürlüğe konuldu ve sekiz yıllık eğitim sistemine geçildi. Üniversitelerde başörtüsü ise "kılık-kıyafet kanunu"na aykırı olduğu gerekçesiyle yasaklandı.
Ahmet Necdet Sezer'in 2000'de cumhurbaşkanı olması ve 2002'de AK Parti'nin tek başına iktidara gelmesi ile Gürüz'ün etki alanı zayıfladı. AK Parti hükümeti, 2003 yılında bir acil eylem planı ile yükseköğretimde köklü değişikliğe gidileceğini bildirdi. Rektörler, yasa tasarısının üniversitede özerkliği engelleyeceği gerekçesiyle, tasarının engellenmesi için cumhurbaşkanı ve askerden destek istedi. Gürüz, bu çerçevede 2003 yılında bazı rektörlerle birlikte Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman ile görüştü. Eski Cumhurbaşkanı Sezer, Aralık 2003'e gelindiğinde Erdoğan Teziç'i yeni YÖK başkanı olarak atadı.
Kemal Gürüz, Ocak 2009'da Ergenekon soruşturması kapsamında da gözaltına alındı. 4 gün gözaltında kaldıktan sonra serbest bırakılan Gürüz, Ergenekon davasında tutuksuz sanık olarak yargılanıyor. 2003 yılında katıldığı cumhuriyet mitinginde açılan "Ordu göreve" pankartı sorulan Gürüz, bu pankartı görmediği iddiasında bulunmuştu.
Zaman
