Balkanların İttihad-ı İslam özlemi
Balkan Sempozyumunda yapılan konuşmalarda, Müslümanlar arasındaki birliğe ihtiyaç olduğu bir kez daha dile getirildi
İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından düzenlenen Balkan Sempozyumu'nda konuşan Makedonya Merhamet Derneği Başkanı Adnan İsmaili, milliyetçilik akımının İslam dünyasında çözülme ve dağılmaya sebep olduğunu söyledi.
"Toplumumuzun zehirlenmesi bu ulus devlet sürecinde meydana geldi" diyen İsmaili, şöyle devam etti: "Hala iki asırdır bu konuşulan, yazılan ve yaşanan bu hastalığın ilacını bulmaya muktedir olamadık. Müslümanların yönetici ve yönetim sorunlarıyla ve bölgedeki kültürel ve siyasi ahenk de yok oldu. Aynı zaman da ekonomik ahengin bozulması da Müslümanların gelişmesinin önünü kesti."
Halifeliğin İslam dünyasındaki birleştirici önemine de dikkat çeken Adnan İsmaili, halifeliğin kaldırılmasından sonra Balkan Müslümanlarının büyük bir moral ve manevi destekten yoksul kaldıklarını söyledi.
Müslüman toplumlar arasındaki işbirliğinin önemini vurgulayan Zenitsa Eski Müftüsü Halil Mehtiç, "Tüm Müslümanlar arasındaki gerçek iş birliğinin temellerini kesinlikle farklı köken ve dillere sahip etnik gruplar arasında bağlayıcı, birincil ve temel entegrasyon unsuru olarak İslam oluşturmalıdır. Bu çeşit bir iş birliği modeli, bilhassa Balkanlarda birbirimize kenetlenmenin ideal bir aracı olarak hizmet edebilir" diye konuştu.
İşbirliği alanlarında çeşitli önerilerde bulunan Mehdiç, Türkiye'nin Balkan halklarının dilinde yayın yapan bir televizyon kanalı kurması çalışma başlatması gerektiğini söyledi. Mehdiç, bu televizyonunun halkların eğitimine ve birbirlerini tanıyarak yakınlaşmalarına büyük katkıda bulunacağını belirtti.
Arnavutluk Admeria Derneği Başkanı Tahir Zenelhasani ise Osmanlı'dan sonra başlayan Komünist yönetimiyle birlikte Arnavut gençlerin tarihsel mirasla ve İslam'la bağlarının koptuğunu, bu gençleri yeniden kazanmak için her alanda önemli çalışmaların yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Zenelhasani, şöyle konuştu: "Arnavutluk'ta Müslüman bir toplumun oluşturulmasında ve toplumun bütünü ile iletişimdeki temel sorunlardan biri ülkedeki İslami miras ile olan tarihi bağın kopmuş olmasıdır. Bu kopuş Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrıldıktan sonra Arnavut kültür elitlerinin modernist bakış açılarını ve yönelimlerini benimsemiş olmaları gibi tarihsel faktörlerin ve Komünist diktatörlük döneminde dinin bütünüyle yasaklanmasının sonucunda ortaya çıkmıştır. İslami mirasın hiçe sayılması en başta atalardan miras kalan dini kimliğin kaybedilmesinde etkili olmuş, sonuç olarak günümüzde dini bir kimliğin oluşturulmasını engelleyecek kaotik bir ortam yaratılmış ve bu durum, toplumsal hafızasında İslam'la olan eski irtibatını koruyan diğer kesim ile bağların kopmasına sebep olmuştur."
Dünya Bülteni
