Bağımsız ve Özgür libya için birlik zamanı!

Bağımsız ve Özgür libya için birlik zamanı!

Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi, Ortadoğu'da meydana gelen olayları değerlendirdi.

Tanrıverdi, Libya'da oluşan halk ayaklanmlarını ve Nato güçlerinin tutumu hakkında şu basın açıklamasını yaptı;

Ehveni şer kavramını hep olumsuz olarak düşünmüşümdür. İki kötüden daha az kötü olanını tercih etmek anlamında kullanılıyor bu kavram. Daha az kötü olanın tercih edilmesi asl olan tercihin ertelenmesi ya da büsbütün iddiadan vazgeçilmesi yani sorumluluktan kaçışı getireceği endişesini taşımışımdır hep. Ancak Libya gerçeği bu kavramın olumlu kullanımının da olabileceğini de düşündürttü. Nedenini yazımın ilerleyen bölümünde açıklayacağım.
Tunus’ta başlayıp, Mısır’la devam eden halk isyanları beklenildiği gibi Libya’ya da sıçradı. Şehirler birbiri ardına isyancılar tarafından ele geçirilmeye başladı. Kaddafi rejimi isyanları bastırmak için halkına silah çevirdi. İsyancıların karşılık vermesiyle iş kardeş kavgasına dönüştü.
Kaddafi paralı askerlerini halkın üstüne sürdü. Bingazi’nin isyancıların eline geçmesiyle de paralı askerlerin saldırısı şiddetini artırdı. Dünyanın tepki göstermesiyle Kaddafi ateşkes ilan etti. Ancak daha yirmi dört saat geçmeden Bingazi kuşatma altına alındı.
ABD, Fransa ve İngiltere’nin başını çektiği oluşum Arap Birliğininde desteğini alarak, Birleşmiş Milletlerden Libya hava sahasını kontrol altına alıp, uçuşları engellemek için karar çıkarttı. Kararın hemen sonrasında ise yetkilerini aşarak işi saldırıya çevirdiler. Abluka altına aldıkları Libya’ya tonlarca bombalar yağdırmaya başladılar. Kaddafi’nin askeri operasyonlarının önü kesmek maksatlı yaptıklarını söyledikleri saldırılarıyla, daha önce kendilerinin sattıkları uçakları, tankları bombalamanın yanında sivil hedefleri de vurmaya başladılar.
Putin bu saldırının adını “haçlı seferi” olarak adlandırdı. Birinci ve İkinci dünya savaşının “savaş köpekleri” yeniden ortaya çıktı. Özgürlük, demokrasi, insan hakları söylemlerinden bıkmış olan “savaş köpekleri” alçak suratlarını yeniden gösterdiler. Sömürü kan vahşet, işgal ve işkence arzuları yeniden depreşti.
Nasuhi Güngör köşesine “yağdır bombayı gelsin demokrasi” diye özet bir başlık atmış. Biz bombalarla gelen demokrasiyi Afganistan’da, Irak’ta daha önce gördük.
Afganistan, Irak paramparça edildi. Milyonlarca insanımız katledildi. Zenginlik kaynakları yağmalandı ve hala yağmalanmaktadır. Bu ülkelerde kaos ve şiddet olağan hale getirildi.
Bugün gazetelere bir haber düştü. Ebu Gureyb hapishanesinde yaşanan işkence ve tecavüz örnekleri Afganistan da da yaşanıyordu. Nato askerleri zevk için işkence ettikleri sivilleri öldürüyor, tecavüz edip öldürdükleri kadının cesediyle fotoğraf çektiriyorlar. Bunlar bombaların getirdiği demokrasinin ibret resimleridir.
Şu an Afganistan param parça. Birliğini bütünlüğünü sağlayacak bir Afgan halkından bahsetmek nerdeyse imkânsız. Irak üç parçaya bölündü ve geleceğinin ne olacağı belli değil. Bu ülkelerin ekonomileri ise tamamen “savaş köpeklerinin” elinde. Halklar sefalet, baskı, tehdit, ümitsizlik ve endişe içindeler.

Gazze’yi, İsrail haftalarca bombaladı. Uluslar arası anlaşmalara aykırı olan her türlü bombayı kullandı. Bin beş yüz insanımızı katletti. Gazze’de vahşet ve katliam yaşanırken demokrasi havarisi “savaş köpekleri” neredeydi? Eminim viskilerini yudumlarken bombaların havai fişek gibi aydınlattığı görüntüleri, çocukların, kadınların, masumların vahşice öldürülüşlerini zevkle izliyorlardı.

KİM DAHA ZALİM VE ALÇAK!

Afganistan’da Taliban, Irak’ta Saddam, Tunus’ta Bin Ali, Mısır’da Mübarek, Libya’da Kaddafi, savaş köpeklerinin Irak’ta ve Afganistan’da yaptığı zulmün ve vahşetin kaçta kaçını halklarına yaptılar? Evet, bunların yönetim biçimi totaliterdi. Evet, bunlar ülkenin zenginliklerini halklarından esirgediler. Evet, bunlar ülkelerinde düşünce özgürlüğünün önünü açmadılar. Evet, bunlar ülkelerini demir yumrukla yönettiler. Bunlar elbette birer sorundur. Bu sorunun çözümü ise ülke halklarıyla rejimleri arasında çözülmesi gereken sorunlardır. Eğer dünyanın başka ülkeleri bu durumlardan rahatsız iseler yapmaları gereken şey; diplomatik ilişkilerini kesmek, halklara zarar vermeyecek şekilde ekonomik ilişkileri en başta askeri ilişkileri ve silah satışlarını kesmek türünden yaptırımlarla, halklara destek vermeleri olmalı değil midir?
Bu saldırının en başta hukuksuz ve eşkıya mantığıyla, yağma ve çapul için yapıldığı gerçeğinin altını çizmek gerekir. Ortada pek çok proje dillendiriliyor. Bunlardan en önemli ise Libya’nın parçalanıp üçe bölüneceğidir. Bu yeni bir böl, parçala, sömür projesidir. Libya halkının ve Kaddafi’nin bu karanlık projeyi görüp pozisyonlarını özgür ve bağımsız Libya’nın geleceği için yeniden düzenlemeleri gerekir.

ABD, İngiltere ve Fransa’nın, Libya’nın petrol ve zenginlik kaynaklarını yağmalamak için giriştikleri Libya’yı işgal planları ortadayken Kaddafi sorunundan bahsetmek işgale çanak tutmaktan başka bir şey değildir.

Artık öncelik “vatanın” işgaline karşı direnmektir. Söz konusu vatansa gerisi teferruattır sözünün anlam bulduğu an bu andır. Kaddafi’nin yönetimde olması Libya’nın Libyalıların vatanı olmasına halel getirmez. Ancak savaş köpeklerinin işgali sonrasında Libya, Libyalıların vatanı olmaktan çıkacaktır. Libyalı direnişçilerin sağlıklı düşünüp durumlarını gözden geçirmeleri gerekir.

LİBYALI DİRENİŞÇİLERİN ELİNE SİLAHI KİM NEDEN TUTUŞTURDU?

Libyalı direnişçiler silahı ellerine kimin ne maksatla tutuşturduğunu düşünmelidirler. Mısır’da, Tunus’ta halk ellerine silah almadan sivil itaatsizliğin güzel örnekliğini göstererek yöneticilerini alaşağı ettiler. Önlerinde doğru örnekler varken neden silah? Dökülecek birkaç masumun kanı bir diktatörü devirmeye yeterdi. Tüm gelişmeler üstelik kendi lehlerine idi. Direnişçiler ellerindeki silahları, savaş köpeklerinin ajanlarının tutuşturduğunu fark etmelidirler. Haklı taleplerinin, savaş köpekleri tarafından istismar edilip vatanlarının işgaline malzeme ve gerekçe yapıldığını fark etmelidirler. Bu alçakça oyunun içinden çıkıp, silahlarını vatanın kurtuluşu ve Libya halkının onuru için işgalcilere yöneltmelidirler.

Libya halkı için şuan asıl sorun Kaddafi değil Libya’nın bağımsızlığı sorunudur. Libya halkı ikinci kurtuluş savaşına hazırlanmalıdır. Libya’nın bağımsızlığı hem direnişçilerin hem de Kaddafi’nin sorunudur. Zaman vatan için, bağımsızlık için, onur için birlik zamanıdır.

Libya halkı Kaddafi’yle hesabını bağımsızlık savaşı sonrasına ertelemek zorundadır. Yoksa ellerinde baskı altında da olsa yaşayabilecekleri bir vatanları olmayacak. Bagde harabul Libya!

Libya için ABD, İngiltere ve Fransa şerrin zirvesi, Kaddafi ise ehvenidir.