'Azerbaycan Türkiye karşıtı güçlerle işbirliği içinde'

'Azerbaycan Türkiye karşıtı güçlerle işbirliği içinde'

Azerbaycan eski Jandarma Genel Komutanı Fehmin Haciyev, Aliyev iktidarı hakında çarpıcı açıklamalarda bulundu

Azerbaycan eski Jandarma Genel Komutanı Fehmin Hacıyev, İlham Aliyev yönetimine ateş püskürdü. Bir dönem hapiste kaldıktan sonra halen Ukrayna'da yaşayan Hacıyev, ülkesinin bağımsızlığının 20. Yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, bağımsızlıklarını elde ettiklerinde Türk ve İslam dünyası ile bütünleşeceklerini, dillerine ve dinlerine sımsıkı sarılacaklarını umduklarını belirterek, geçen yıllarda Haydar Aliyev ile oğlu İlham Aliyev iktidarının, ülkeyi bu hedeflerden uzaklaştırdığını söyledi.

'DEMİREL AZERBAYCAN'DA DARBEYE DESTEK VERDİ'

Azerbaycan'ı tanıyan ilk ülkenin Türkiye olmasının çok önemli olduğunun altını çizen Hacıyev, bu sayede Türkiye'nin Kafkaslara ve Orta Asya Cumhuriyetlerine açılması için stratejik bir müttefiğin kazanıldığını fakat Aliyev iktidarının zaman geçtikçe Türkiye'nin karşısında yer alan ülkelerle işbirliği yaptığını ve Türkiye karşıtı hareketler içerisinde bulunduğunu öne sürdü.

Azerbaycan'ın ilk lideri Elçibey'in Türkiye ile ortak hareket etmek istediğini fakat bir darbe ile görevden alınarak Aliyev'in işbaşına getirildiğini belirten Hacıyev, bu darbenin birçok batılı ülkenin yanı sıra dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından da desteklendiğini ifade etti.

AZERBAYCAN 28 ŞUBAT SÜRECİNİ YAŞIYOR

Azerbaycan'ın Türkiye'deki 28 Şubat benzeri bir süreçten geçtiğini belirten Hacıyev açıklamasında şunları söyledi:

"Haydar Aliyev 1940'lı yıllardan Stalin döneminden itibaren Sovyet istihbarat teşkilatı olan, dünyada kızıl terör örgütü gibi tanınan KGB'de çalışmıştır. O zamanlar Sovyetlerin işgali altındaki Azerbeycan'ın İslam alemi ve Türk dünyası ile tüm irtibatlarını koparmak dinsiz komünistlerin esas gayesi idi. Bu işi en mükkemmel icra edenlerden biri, belki de birincisi Aliyev idi. Türkiye sınırlarında yaşayan Azerbaycanlıların sürülmesi, köy ve kasabalarda bile sıradan insanların Pantürkçülük ve Panislamcılıkla damgalanarak Sibiryaya ölüm kamplarına gönderilmesi KGB (NKVD)'nin Azerbaycana karşı yaptığı vahşilikler arasındadır. Görevim sırasında edindiğim bilgiler doğrultusunda Türkiye'yi parçalamak ve çökertmek amacı ile kurulmuş PKK'nın da Aliyevin Sovyetlere ve Rus emperyalizmine verdiği hizmetler arasında olduğunu söyleyebilirim.

Uzun yıllar devlet işinde çalışmış olan Aliyev devlet adamı olarak çok iyi yetişmişti. Ancak ideolojisi anti-demokrat, anti-İslam ve anti-Türk'tü. Bundan dolayı Aliyev'in bağımsız Azerbaycanın başına getirilmesi, ülkemizi İslam aleminden ve Türk dünyasından kopartacak bir facia idi."

Azerbaycan'da halkın İslami teleplerinin görmezden gelindiğini, başörtüsünün yasaklandığını, camilerin kapatıldığını belirten Hacıyev, buna karşılık batılı misyonerlerin ülkede cirit attığını ve ülke halkını dinlerinden döndürmek için her türlü faaliyeti serbestçe yapabildiklerini söyledi.

'ALİYEV AK PARTİ'YE KARŞI'

Azerbaycan yönetiminin AK Parti yönetimine de nefretle yaklaştığını belirten Hacıyev şunları söyledi:

"Azerbaycan yönetimindeki İslam korkusunun ve düşmanlığının bir sebebi de Türkiye'de muhafazakar demokrat bir parti olan AK Parti'nin iktidarda olmasıdır.

AK Parti'nin Türkiyede defalarla seçimleri kazanması, Türkiyenin iç politikada siyasi ve ekonomik istikrara kavuşması ve bundan dolayı başarılı dış politika yapması, bu gün Türkiye'nin dünyada söz sahibi olan, dünya oyun kurallarını düzenleyebilecek güçlü bir devlet haline gelmesi en çok Azerbaycanı sevindirmesi gerekirken aksine Azerbaycan yönetimini bir kine ve düşmanlığa yöneltmiştir."

Türkiye ile Azerbaycan yönetimi arasında yaşanan sıkıntılar Wikileaks belgelerinin yayınlanmasıyla bir kez daha gün yüzüne çıktığını söyleyen Hacıyev, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Azerbaycan yönetiminin Türkiye ile düşman ülkelere yakınlık gösterdiği, Türkiye'nin gücünü azaltacak çalışmalara destek verdiği, Türkiye'yi her noktada kösteklediği belgelerde açıkça görülmektedir.

Son 10 yıldaki diplomatik yazışmaların bazılarının ışık yüzü görmesi Aliyevler hakimiyetinin Azerbaycanın ve Türkiye'nin milli çıkarları bakımından tehlikeli olduğunu ortaya koydu. NABUCCO konusunda Azerbaycan hükümetinin sergilediği politikalar bunun bir kanıtıdır. Bu türlü kanıtların sayısı yüzlercedir. 1993 yılından bu yana Azerbaycan yönetimi tarafından Türkiye aleyhine çevrilmiş dolaplar ilgili herkesçe bilinmektedir.

Türkiye-Azerbaycan arasında stratejik ortaklık her iki tarafın da çıkarınadır. Ancak geçmişte ve bugün olduğu gibi dostluk söylemi altında başka hesaplar ve politikalar yürütülmemesi şartıyla. Bugün Erdoğan liderliğinde Türkiye farklı bir yola çıkmıştır. Azerbaycan'a düşen bu yolda Türkiye'nin yanında yer almak ve onun politikalarını desteklemek olmalıdır.

Azerbaycanın yerleştiği jeopolitik mekan, enerji kaynakları onun Türkiye açısından önemini arttırıyor. Ebulfeyz Elçibey hükümeti bunu çok güzel anlıyordu ve Türkiyenin öne çıkması için her türlü fedakarlığı yapıyordu. Maalesef 1993'te Aliyev-Demirel kardeşliği bu gelişmenin karşısını aldı.

Aliyev rejimi için Türkiye her zaman tehlikedir. Azerbaycan halkının ve Türkiye halkının çıkarlarına uygun olan her şey Aliyev rejimi için arzu olunmazdır."

Hacıyev, son olarak ülkede 'Bakü baharı'nın yaşandığını, iktidar bunu büyük bir şiddet kullanarak bastırdıysa da kazanın alttan alta kaynadığını söyleyerek mevcut yönetimin yakın bir zamanda çökeceğine inandığını belirtti. Hacıyev, bu süreçte Türkiye'nin Azeri muhalefetini de desteklemesi gerektiğini söyledi.

Dünya Bülteni