Ayrı kalınca içiniz mi daralıyor?
Yemek masasında elinden telefonu düşürmeyenler, tuvalete bile cebinde telefonla girenler…
Merve Tunçel'in haberi;
Cep telefonsuz kalma korkusu ‘nomofobi' günümüz insanının en büyük hastalığı. Bebeklikten beri telefonla haşır neşir çocuklar datehdit altında.
“Anahtarlar tamam, cüzdan burada, kimliğimi de almışım almasına da bir şey eksik gibi. Cep telefonum? Şuralarda bir yerde olacak. Aman Allah'ım olamaz, unutmuşum! Geri dönsem mi? İşyerine de geldim sayılır ama… Şimdi git-gel nereden baksan iki saat. Ama ya arayan soran olursa? Ondan geçtim, başıma bir şey gelse… Yok, yok en iyisi ben geri döneyim. Cep telefonsuz ne yaparım? Hem de bütün gün…” Bu iç konuşma size de tanıdık geldiyse nomofobikler kervanına hoş geldiniz. “O da ne ola ki?” derseniz, kendisi tıp literatürüne yeni ancak bir o kadar da hızlı giren bir kavram. İngilizce ‘no mobile phone'dan üretilmiş, Türkçesi cep telefonsuz kalma korkusu.
Akıllı telefonlar körüklüyor
Son yıllarda teknolojinin neredeyse takip edilemeyecek hızda ilerledikçe cep telefonları da hayati ihtiyaçlarımız (!) arasına girdi. Eskiden sadece aile reisinin, biraz daha hallice ailelerde annelerin de elinde görmeye alıştığımız cep telefonları çoktan ayağa düştü bile. İşi abartıp anaokulundaki çocuğuna cep telefonu alan bile var. Hal böyle olunca bilinçsiz kullanım tıpkı madde bağımlılığı yapar gibi cep telefonu bağımlılığına sebebiyet verdi. Akıllı telefonlar ise tuz biber ekti bu duruma. Yüz yüze iletişimden kaçan özgüven yoksunu gençlerin sosyal ağlar yetişti imdadına. Bir de yediğini içtiğini, sağda solda gördüğü her kareyi fotoğraflamak için de cep telefonları biçilmiş kaftandı. İş icabı gelen elektronik postalarımız otomatik olarak düşüyordu, pek akıllı telefonlarımıza. Mutlu mesut (!) yaşayıp giderken bir baktık ki etraf yemek masasına ailecek bir elinde çatal bir elinde telefonla oturanlarla doluvermiş. Önceleri pek umursamasak da, tuvalete giderken bile telefonunu cebinde götürenler yaklaşan tehlikenin açık sinyaliydi: Nomofobi!..
Tedavisi sigarayı bırakmak gibi
Nomofobi yalnızca cep telefonsuz kalmayı kapsamıyor. Batarya veya kontörün bitmesi hatta kapsama alanı dışında kalma düşüncesi bile yetiyor nomofobikleri huzursuz etmeye. Bu düşünce gerçekleştiğindeyse tedirginlik, kaygı hatta bazı durumlarda acı hissediyorlar. Yani bir tarafları eksikmiş gibi… Uzmanlara göre aşırı kontrolcü, mükemmeliyetçi ya da aksine özgüven eksiği olan kişilik yapıları nomofobiyi tetikliyor. Çaresiyse tıpkı sigara bırakmak gibi, azaltarak işe başlamak.
Kişi bağımlı olduğunu anlamıyor
Özellikle çalışanların yaşadığı ‘Bana ulaşamazlarsa ne yaparlar?' kaygısı psikolog Yıldız Burkovik'e göre sorunun asıl kaynağı. Burkovik çözüm üretmek için karşınızdakilere de şans vermeniz gerektiğini söylüyor. Size ulaşılamazsa da işler bir şekilde yürüyebilir. Nomofobiyi tetikleyen ikinci etken de “Ya başıma bir şey gelirse?” korkusu. Özellikle haber bültenleri ve sabah programları bu korkuyu tetikliyor. Ancak bu da yersiz bir korku. Zira başınıza bir şey gelse bile cep telefonuyla birine haber verebilmek için hayatta kalabilmeniz gerekir. Sosyal ağlara olan bağımlılık da akıllı telefonların handikaplarından. Burkovik, genelde kişinin bağımlı olduğunu fark etmediğini ancak zayıflayan sosyal ilişkileri nedeniyle psikologlara anne-babası ya da eşi tarafından götürüldüğünü söylüyor.
Çocuklar için daha tehlikeli
Aile terapisti Zühre Çelen, henüz bebeklikten itibaren cep telefonuyla tanışmaları sebebiyle durumun yeni nesil açısından daha vahim olduğu görüşünde. Bunun temelindeyse özellikle çalışan anne-babaların çocuklarıyla birlikte geçiremedikleri zamanı onlara pahalı hediyeler alarak telafi etmesi yatıyor. Gençlerdeyse kimliği ‘pahalı cep telefonu’ belirliyor adeta. Tüm bunların üstüne çocuk evde anne-babasını da telefona neredeyse yapışmış halde görmeye alışınca bağımlılığın kapısı da aralanmış oluyor.
Nomofobiden kurtulmanın yolları
Cep telefonsuzkalmanın dünyanın sonu anlamına gelmediğini hatırlayın. Ankesörlü telefonlar işe yarayabilir.
Sürekli cep telefonunuzu unutup unutmadığınızı kontrol etmekten vazgeçin. Bir kere çantanıza koyduysanız, biri almadıysa, mutlaka oradadır.
Akşam bellibir saatten sonra gelen telefonları açmayın. Arayanlar ev telefonunuzdan da ulaşabilir.
Akşamları yemekmasasına telefonla oturmayın. Çok önemli bir telefon bekliyorsanız, duyabileceğiniz kadar uzağınızda tutun.
Çok hayatibir telefon beklemiyorsanız geceleri telefonunuzu mutlaka kapalı tutun.
İşiniz olmadığızamanlarda sürekli telefonunuzu kurcalamak yerine çantanıza koyun.
Telefonunuzu unuttuğunuzdasürekli başınıza kötü şeyler geleceğini düşünmekten vazgeçin. Hatırlayın, bundan yıllar evvel, insanlar can korkusu olmadan telefonsuz dolaşabiliyor hatta birbirleriyle buluşabiliyorlardı.
Küçük yaştaki çocuğunuza sevginizi ona cep telefonu alarak değil, birlikte keyif alacağı şeyleri yaparak gösterin.
Zaman
