Avrupa'da Türk yöneticilere kapı açıldı
BP’nin Rafinaj ve Pazarlama Bölümü İletişim Lideri Güliz Schaefer, krizden sonra Avrupa’nın dinamizmini kaybettiğini, Türkiye’nin avantajlı konuma yükseldiğini belirtti. Schaefer, bu durumun yurtdışındaki şirketlerde Türk yöneticilere fırsat olduğunu vurg
İNGİLİZ petrol şirketi BP’nin Rafinaj ve Pazarlama Bölümü İletişim lideri Güliz Schaefer, 15 yıldır çalıştığı şirkette operasyondan, satış ve pazarlamaya pek çok görev üstlendi. İstanbul’da büyüyen ve işi nedeniyle İngiltere’ye taşınan Schaefer, akademik kariyerini çocuklarını büyütürken tamamladı. Schaefer, “Hepimizi motive eden şeyler farklıdır. Eğer başarının tadını almışsanız, ondan vazgeçmek çok kolay değil. Kölesi olmadığınız sürece, planlı ve gerçekçi seçimlerle, dengeli bir yaklaşımla başarılamayacak hiçbir şey olmadığına inanıyorum” dedi.
6 aylığına gitmişti
15 yıl önce BP Türkiye’de başladığı kariyerinde bugün Rafinaj ve Pazarlama Bölümü İletişim Lideri görevini yürüten Güliz Schaefer, hem anne, hem çalışan kadın olarak bu süreçte yaşadıklarını anlattı. BP-Mobil birleşme sürecinde Türkiye’de Deniz Yağları Satış ve İkmal Bölümü’nde kadrolu olarak işe başlayan Schaefer, altı aylığına gittiği İngiltere’de kalmaya karar vermesi ve daha sonraki süreci şöyle özetledi: “Şirketin Avrupa’daki yeniden yapılanma projelerinde değişim yönetimi ve iletişim alanlarında çalıştım. Beş yıl önce Rafinaj ve Pazarlama İletişim Bölümü’nde Strateji ve Projeler İletişim Müdürü olarak göreve başladım. Üç yıl önce tekrar anne olmaya karar verdim ve bir sene hamilelik izni kullanıp görevime geri döndüm. Şirket, o sırada yeni bir değişim dalgasından geçmekteydi ve ben de bu süreçte Rafinaj ve Pazarlama Bölümü İletişim Lideri olarak atandım.”
Schaefer, Türklerin uluslararası şirketlerdeki etkinliğine konusunda şunları dile getirdi: “Türkiye yılda yüzde 5-6 büyüme gösteren, potensiyeli hâlâ çok yüksek olan, belirli ekonomik seviyeye ulaşmış, dinamikliğini neredeyse kaybetmiş diyebileceğimiz bir çok Avrupa ülkesine kıyasla son derece avantajlı pozisyonda olan bir ekonomiye sahip. O nedenle Türkiye, uluslararası kurumsal şirketlerin yakın gözlemi altında. Firmaların bu tarz pazarlarda başarılı olabilmek için lokal personeli bünyelerine alıp planlarını birlikte oluşturmaları, başarılı uygulamaların sırlarından biri. Bence ülkemiz için önemli olan, bunu bir insan yetiştirme, geliştirme fırsatı olarak görüp konuya daha fazla yönelmek.”
Schaefer, “Enerji gibi erkek egemen bir sektörde kadın yönetici olmak nasıl?” sorumuza şöyle yanıt verdi: “Enerji sektörü, geçmişten beri ve işin doğası gereği erkek egemen bir sektör. Kadının toplum hayatındaki rolünün yıllar içinde nasıl değiştiğine bakmak lazım. Kadın öncelikli olarak ‘annelik’ rolü ile sahnede yerini almaya başlamış. Daha sonra ekonomi ve yasalardaki evrim sürecinde, eğitim seviyesindeki ilerleme ve teknolojinin de gelişmesi neticesinde kadın sadece anne olarak değil, bu gelişimin bir parçası olarak, kendi rolünü de geliştirerek şu anki durumuna ulaşmış. Bu değişim ve gelişim için kadınların yapması gereken şeyler var tabi. Değişimi gerçekleştirebilmemiz için öncelikle, özellikle de Türkiye’de baskın olan duygusallık ve vicdan duygusundan biraz arınmamız lazım. Korku ile değil, cesaret ve planlama ile hareket etmeli, bu arada tipik bir kültürel özelliğimiz olduğunu düşündüğüm acelecilikle, kararlarımızın bizi ne tür neticelere götürebileceğini tartmadan hareket etmemek lazım. Eğer gelişmek istiyorsak, arka cebimizde her zaman değişik yaklaşımlarda bulunmamıza yardımcı olan farklı bakış açıları taşımalıyız.”
Çocuğunu yetiştirdi, eğitime de sarıldı
ÇOCUKLARINI yetiştirirken eğitimine bir yıl ara verdiği bir dönem olduğunu ve bu dönemde “kaybettiği bir mücevheri bulmuş gibi eğitime yeniden dört elle sarıldığını” ifade eden Güliz Schaefer, “Eğitimimi tamamlamasaydım, bugünkü yerime gelebileceğimi zannetmiyorum” dedi. Kadınların kendilerini özellikle çocuk sahibi olduktan sonra kariyerlerine sekte vurulmuş olarak gördüklerine işaret eden Schaefer, “Hayat herkese her zaman mükemmel bir planlama ortamı sunmayabilir ama biz elimizden gelenin en iyisini yapmalı, tüm alternatifleri düşünüp değerlendirmeli, planlı bir şekilde işimize geri dönebilmeliyiz” diye konuştu.
ABHaber
