Amerika'da köle olan Prens Abdurrahman İbrahim’in hikayesi

Amerika'da köle olan Prens Abdurrahman İbrahim’in hikayesi

1788 yılında, elleri bağlı Afrikalı bir adam, Mississippi’de kendisini satın alan Amerikalı bir çiftçinin karşısında duruyordu. Prens Abdurrahman İbrahim’in 40 yıl sürecek kölelik hayatı böyle başladı

Turan Kışlakçı

Abdurrahman, bugünkü Gine topraklarındandı. Bölgenin yönetici ailelerinden birinin oğluydu ve iyi bir İslâmî eğitim görmüştü; bu eğitim sayesinde Arapça okuyup yazabiliyordu.

26 yaşına geldiğinde bir savaşın ardından esir düştü ve köle tüccarlarına satıldı. Böylece zincire vurulmuş hâlde Atlas Okyanusu’nu aşarak Amerika’ya uzanan acı yolculuğu başladı. Mississippi’ye ulaştığında bir çiftçi tarafından satın alındı.

Abdurrahman, sahibine ailesinin serbest bırakılması karşılığında büyük miktarda fidye ödeyebileceğini söyledi. Ancak çiftçi bunu kabul etmedi.

Yaklaşık 19 yıl sonra, 1807’de şaşırtıcı bir olay yaşandı.

Abdurrahman pazardayken John Cox adında İrlandalı bir adam gördü. İkisi birbirini hemen tanıdı.

Yıllar önce Afrika’da Cox hastalanmış ve arkadaşlarından ayrı düşmüştü. O sırada Abdurrahman’ın ailesi onu misafir etmiş, kendisiyle ilgilenmiş ve iyileşmesine yardımcı olmuştu. Şimdi ise Cox, kendisine yardım eden ailenin oğlunu Amerika’da karşısında bir köle olarak buluyordu.

Cox, Abdurrahman’ın özgürlüğünü satın almaya çalıştı. Fakat çiftlik sahibi yine kabul etmedi. Cox, amacına ulaşamadan hayatını kaybetti.

Yıllar geçti. 26 yaşında esir edilen Afrikalı prens artık 60 yaşını aşmıştı. Derken kaderini değiştirecek şey, yıllar önce aldığı eğitim sayesinde bildiği Arapça yazı oldu.

1826 yılında yerel bir gazetenin teşvikiyle Abdurrahman’dan Afrika’daki ailesine Arapça bir mektup yazması istendi. Gazete de mektubu ailesine ulaştırmayı üstlenecekti.

Ancak onun Arapça yazısını gören Amerikalılar, Arapça yazının yalnızca Fas’ta kullanıldığı yönündeki yanlış kanaatleri sebebiyle Abdurrahman’ın Faslı olduğunu düşündüler. Böylece mektup, hiç beklenmeyen başka bir yola girdi.

Önce Tanca’daki Amerikan konsolosuna, ardından Fas Sultanı Mevlây Abdurrahman bin Hişâm’ın sarayına ulaştı.

Bu yanlış anlama Abdurrahman için büyük bir talih oldu. Fas Sultanı onun hikâyesinden etkilendi ve Amerikan makamlarından serbest bırakılmasını talep etti. Sultan’ın müdahalesi, sıradan bir çiftlik kölesinin tek başına elde edemeyeceği diplomatik ağırlığı onun meselesine kazandırdı.

Nihayet 40 yıllık köleliğin ardından Abdurrahman 1828’de özgürlüğüne kavuştu. Eşi de serbest bırakıldı; ancak çocukları ve torunları köle olarak kalmaya devam etti.

Bunun üzerine Abdurrahman, ailesinin özgürlüğünü satın alabilmek için para toplamak amacıyla Amerikan şehirlerini dolaşmaya başladı.

İnsanlar “Afrikalı Prens”i görmek için geliyor, bazıları ondan gözlerinin önünde Arapça bir şeyler yazmasını istiyordu.

Hikâyesinin en ilginç hadiselerinden biri de bu dönemde yaşandı.

29 Aralık 1828’de Philadelphia’da Amerikalı bir adam, Abdurrahman’dan Hristiyanların Rabbin Duası’nı (Lord’s Prayer) Arapça yazmasını istedi.

Abdurrahman kalemi eline aldı ve adamın gözleri önünde yazmaya başladı.

Yazısını tamamladığında Amerikalı adam kâğıdın altına, “Prens Abdurrahman’ın huzurunda Rabbin Duası’nı Arapça yazdığını” doğrulayan bir şerh düştü.

Fakat kâğıdın üst kısmında Abdurrahman’ın yazdığı metin aslında Rabbin Duası değildi.

Abdurrahman Fâtiha Sûresi’ni yazmış, ardından da Hz. Muhammed’e (sav) salâtüselâm getirmişti.

Kâğıdın altında ise karşısında duran Amerikalı adam, kendi el yazısıyla yukarıdaki metnin “Rabbin Duası” olduğuna şahitlik etmeye devam ediyordu.

Tek bir kâğıt… İki dil ve birbirinden tamamen farklı iki hakikat.

Daha sonra Prens Abdurrahman ve eşi gemiyle Afrika’ya doğru yola çıktı. Abdurrahman’ın ümidi, 41 yıl önce zorla koparıldığı Gine’ye nihayet geri dönebilmekti.

Ancak Liberya’ya ulaştığında ateşli bir hastalığa yakalandı ve memleketine varamadan hayatını kaybetti.

Onun yazdığı o tarihî kâğıt ise günümüze kadar ulaştı ve bugün Philadelphia’daki Amerikan Felsefe Cemiyeti’nde muhafaza edilmektedir.

hqr64dlxwaaysye.jpg

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.