Almanya'nın Büyükelçisi Cuntz, ülkesine gidecek din görevlilerini ağırladı
Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Eckart Cuntz, ülkesine gidecek din görevlilerini kabul etti.
Ankara Büyükelçiliği'nde verilen resepsiyona Almanya Federal Eğitim ve Araştırma Bakanı Prof. Dr. Annette Schavan, eski Almanya Federal Meclis Başkanı Prof. Dr. Rita Süssmuth, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Görmez, imamlar ve çok sayıda davetli katıldı.
Büyükelçi Eckart Cuntz, Almanya'ya gidecek din adamlarının öncelikle din eğitimi ve İslam Dini için ilgi uyandırmayı hedeflemeleri gerektiğini belirtti.
Cuntz, din görevlilerine tavsiyelerde de bulunarak, "Hazırlıklı gitmeniz önemli. Türkiye'den aldığınız bilgileri orada artırmalısınız. Alman toplumuna da katkı sağlayacaksınız." diye konuştu.
Prof. Dr. Annette Schavan ise iki ülke arasındaki din farklılığının ayrıma yol açmayacağını, aksine birbirlerini tanımak için yakınlaştıracağını ifade etti.
Almanların, din görevlilerini merak eden bir toplum olduğunu kaydeden Schavan, "Almanya'ya gittiğinizde birçok farklı insan göreceksiniz. Ve cemaatler içine yerleşmiş insanlar göreceksiniz." şeklinde konuştu.
Schavan, Almanya'da din özgürlüğünün en temel özgürlük olduğunun altını çizerek, şunları söyledi: "Din özgürlüğü Alman anayasasında var. Almanya'da kiliselerin yanında camiler de var. Okullarda İslam dersi var. Önemle üzerinde durduğumuz husus dinin barışa sağlayacağı katkı. Barışçıl gücün her dine mensup insanın içinde var olduğuna inanıyorum. Sizinde görev yaptığınız cemaatlere bu gücü aşılamanızı gerekiyor."
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Görmez de din görevlilerinin en kısa zamanda hutbelerini Almanca verebileceklerini kaydetti.
Din görevlilerinin ortak dilinin gönül dili olduğunu vurgulayan Görmez, gönül dili ile farklı din ve kültüre mensup kişilere huzuru ve kardeşliği söyleyeceklerine inandığının altını çizdi.
Görmez Almanya'da üniversitelerde İslam dinine görevli yetiştirmek için bölüm açılmasına sevindiğini söyledi.
Görmez, dinin, bilgiye dayanmadığı zaman farklı yorumlanacağı ve yanlış anlaşılabileceğine dikkat çeker, "Dinin bize kazandırmak istediği temel duyguyu anlayabilmemiz doğru bilgiye bağlı." ifadesini kullandı.
