Allah’ı ve îmân edenleri aldatmaya çalışırlar

Allah’ı ve îmân edenleri aldatmaya çalışırlar

Ayet meali

A+A-

Bismillahirrahmanirrahim

Cenab-ı Hak (c.c), Bakara Sûresi 8-16. ayetlerinde meâlen şöyle buyuruyor

8-İnsanlardan öyleleri de vardır ki, kendileri inanan kimseler olmadıkları hâlde: “Allah’a ve âhiret gününe îmân ettik” derler.

9-Allah’ı ve îmân edenleri aldatmaya çalışırlar. Hâlbuki sâdece kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar.

10-Kalblerinde bir hastalık (nifak) vardır, Allah da hastalıklarını artırmıştır. Ve (îmanları hakkında) yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için (pek) elemli bir azab vardır.(*)

11-Onlara: “Yeryüzünde fesad çıkarmayın!” denildiği zaman ise: “Biz ancak ıslâh edici kimseleriz” derler.

12-Dikkat edin! Şübhesiz ki onlar, müfsidlerin (bozguncuların) ta kendileridir, fakat idrâk etmezler.

13-Onlara: “İnsanların (mü’minlerin) îmân ettiği gibi îmân edin!” denildiği zaman ise: “Biz, sefihlerin (beyinsizlerin) îmân ettiği gibi mi inanıyoruz?”(**) derler. Dikkat edin! Muhakkak ki sefih olanlar ancak onlardır, fakat bilmiyorlar.

14-Ve îmân edenlerle karşılaştıkları zaman: “(Biz de) îmân ettik!” derler. Şeytanlarıyla (reisleriyle) baş başa kaldıkları zaman ise: “Gerçekten biz sizinle berâberiz; biz (onlarla) ancak alay edicileriz!” derler.

15-(Bil‘akis) Allah onlarla alay eder ve onlara mühlet verir (de), azgınlıkları içinde bocalayıp dururlar.

16-İşte onlar, hidâyete karşılık dalâleti satın alanlardır. Fakat ticâretleri (onlara) kâr getirmemiştir. (Onlar, o zarardan kurtulmak için) doğru yolu bulmuş kimseler de değillerdir.

(*)“Münâfıkların azablarının mezkûr cinâyetleri arasında yalnız kizb (yalan) ile vasıflandırılması, kizbin şiddet-i kubh ve çirkinliğine işârettir. Bu işâret dahi kizbin ne kadar te’sirli bir zehir olduğuna bir şâhid-i sâdıktır.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 85)
Ayrıca bakınız; (sahîfe 550, hâşiye 1)

(**)“Nifaklarının (iki yüzlülüklerinin) îcâbıyla bu sözlerinde de münâfıklık yapıyorlar. Zîrâ bu sözlerinin zâhirinden (dışından): ‘Biz dîvâneler değiliz, nasıl sefihler (akılsızlar) gibi olacağız?’ diye bir ma‘nâ çıkar. Bâtınından (iç yüzünden) ise: ‘Nasıl ekserîsi fukarâ ve nazarımızda sefih olan mü’minler gibi olacağız?’ diye diğer bir ma‘nâ çıkıyor.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 91)