Allah, nihâyet derecede masnûâta karîb olduğu hâlde, masnûât nihâyet derecede O’ndan baîddir
Günün Risale-i Nur dersi
Bismillahirrahmanirrahim
DÖRDÜNCÜSÜ: Meselâ: اِنَّمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْئًا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ 1 وَمَٓا اَمْرُ السَّاعَةِ اِلَّا كَلَمْحِ الْبَصَرِ2 وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَر۪يدِ 3 تَعْرُجُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ اِلَيْهِ ف۪ي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْس۪ينَ اَلْفَ سَنَةٍ 4 gibi âyetlerin ifâde ettikleri hakikat‑i ulviyesine ki; Kàdir‑i Mutlak, o derece sühûlet ve süratle ve muâlecesiz ve mübâşeretsiz eşyayı halkeder ki, yalnız sırf bir emir ile icâd eder gibi görünüyor, fehmediliyor.
Hem O Sâni'‑i Kadîr, nihâyet derecede masnûâta karîb olduğu hâlde, masnûât nihâyet derecede O’ndan baîddir. Hem nihâyetsiz kibriyâsıyla beraber, gayet cüz'î ve hakîr umûru dahi, ehemmiyetle tanzim ve hüsn-ü sanattan hariç bırakmıyor.
İşte bu hakikat‑i Kur'âniye’nin vücûduna, mevcûdâtta meşhûd sühûlet‑i mutlaka içinde intizam‑ı ekmel şehâdet ettiği gibi, gelecek temsîl dahi, onun sırr‑ı hikmetini gösterir. Meselâ: 5 وَلِلّٰهِ الْمَثَلُ الْاَعْلٰى Sâni'‑i Zülcelâl’in Esmâ‑i Hüsnâ’sından Nur isminin bir kesif âyinesi hükmünde olan güneşin, emr‑i Rabbânî ve teshîr-i İlâhî ile mazhar olduğu vazifeler, şu hakikati fehme takrib eder. Şöyle ki:
Güneş; ulviyetiyle beraber bütün şeffâf ve parlak şeylere nihâyet derecede yakın, belki onların zâtlarından onlara daha yakın olduğu, cilvesiyle ve timsâliyle ve tasarrufa benzer çok cihetlerle onları müteessir ettiği hâlde, o şeffâf şeyler ise, binler sene ondan uzaktırlar. Onu hiçbir vecihle müteessir edemezler; kurbiyet dâvâ edemezler.
Hem o Güneş, her şeffâf bir zerreye, hattâ ziyâsı nereye girmiş ise, orada hazır ve nâzır gibi olduğu, o zerrenin kàbiliyet ve rengine göre Güneş’in aksi ve bir nev'i timsâli görünmesiyle anlaşılır.
Hem Güneş’in azamet‑i nurâniyeti derecesinde ihâtası, nüfûzu ziyâdeleşir. Nurâniyet azametindendir ki, en küçük ufak şeyler, ondan gizlenip kaçamazlar. Demek azamet‑i kibriyâsı, cüz'î ve ufak şeyleri, nurâniyet sırrıyla harice atmak değil; bilakis dâire‑i ihâtasına alıyor.
Hem Güneş’i, mazhar olduğu cilvelerde ve vazifelerde farz‑ı muhâl olarak fâil‑i muhtar farzetsek, o derece sühûlet ve sürat ve vüs'at içinde, zerreden, katreden, deniz yüzünden seyyârâta kadar İzn‑i İlâhî ile öyle işliyor ki, şu tasarrufât‑ı azîmeyi yalnız bir mahz‑ı emir ile yapar, tahayyül edilebilir. Zerre ile seyyâre, emrine karşı müsâvîdirler. Deniz yüzüne verdiği feyzi, zerreye de kàbiliyetine göre kemâl‑i intizam ile verir.
İşte, semâ denizinin yüzünde ziyâdâr bir kabarcık ve Kadîr‑i Mutlak’ın Nur isminin cilvesine kesif bir âyinecik olan şu Güneş’in, bilmüşâhede şu hakikatin üç esâsının nümûnelerine mazhar olduğunu görüyoruz. Elbette Güneş’in nur ve harâreti, ilim ve kudretine nispeten toprak gibi kesif hükmünde, 6 نُورُ النُّورِ ❋ مُنَوِّرُ النُّورِ ❋ مُقَدِّرُ النُّورِ olan Zât‑ı Zülcelâl, her şeye, ilim ve kudretiyle nihâyetsiz yakın ve hazır ve nâzır… Ve eşya, O’ndan gayet uzak olduğuna, hem o derece külfetsiz, muâlecesiz, sühûletle işleri yapar ki; yalnız mahz‑ı emrin sürat ve sühûletiyle icâd eder gibi anlaşıldığına; hem hiçbir şey, cüz'î‑küllî, küçük‑büyük; dâire‑i kudretinden harice çıkmadığına ve kibriyâsı ihâta ettiğine şühûd derecesinde bir yakîn-i îmânî ile îmân ederiz ve îmân etmek gerektir.
1-Bir şeyin olmasını murad ettiği zaman, O'nun işi sadece 'Ol' demektir; o da oluverir. Yâsîn Sûresi, 36:82
2-Kıyâmetin gerçekleşmesi ise sadece göz açıp kapayıncaya kadardır. Nahl Sûresi, 16:77
3-Ve biz ona şahdamarından daha yakınız. Kâf Sûresi, 50:16
4-Melekler ve Cebrâil, elli bin sene uzunluğunda bir gün olan kıyamet gününde, Allah'ın emrini almak üzere Arşa yükselirler. Meâric Sûresi, 70:4
5-En yüce meseller Allah'ındır. Nahl Sûresi, 16:60
6-Bütün nurlar Kendi nurunun zayıf bir gölgesi olan Nurların Nuru, Allah. Bütün nurlar ve nurlu varlıklar Kendisinden feyiz alan Nurların Nurlandırıcısı, Allah. Bütün nurların miktarlarını takdir eden Nurların Mukaddiri, Allah. (Cevşenü’l-Kebîr)
Bediüzzaman Said Nursi
Sözler
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.