Afrika'da ölen canlar bizimdir

Afrika'da ölen canlar bizimdir

Varlıklarının bir kısmını Allah yolunda veremeyen, paylaşamayanlar oğluna jeep, kızına yazlık alamadım diye tasasından uyuyamayanlar insanlığından utansızlar!

Egoist, vahşi kapitalizmin sömürerek per perişan ettiği, yoksullaştırdığı Afrika’nın bir kısmı bugün açlık, susuzluk ve yoksullukla boğuşuyor.

Yıllardır süren işgaller, sömürüler ve iç savaşlardan sonra bu ülkelerse yağmayan yağmurlar bu felaketlerin en önemli sebepleri.

Batılı işgalci güçlerce yıllarca yağmalanan, talan edilen yer altı ve yer üstü zenginlikleri tüketildi artık bu ülkelerin, daha sömürülecek bir şeyleri kalmadı. Sömürgeci patronlar batının metropollerinde bin bir gece masalları gibi dünya cennetini yaşıyorlar, sömürülen Afrikalı aç, susuz ve 50 derece güneşin altında dünyadaki cehennemini yaşayarak kavruluyor.

Kucağındaki ciğerparesi çocuğu açlıktan, susuzluktan bağıra bağıra annesinin gözlerinin içine baka baka ölüyor. Anneler ölen çocuklarını tırnaklarıyla kazdığı mezarlara kendi elleriyle kefensiz gömüyorlar.

Anneler ölüyor, babalar ölüyor, çocuklar ölüyor… Onlarla birlikte insanlıkta can çekişiyor, insanın içindeki insan da ölüyor.

‘’Komşusu aç iken tok yatan ve kardeşinin derdiyle dertlenmeyen, bizden değildir’’, diyen Hz. Muhammed’in ümmeti, Türkiyeli Müslümanların bu insanlık trajedisi karşısında ayağa kalkan yüreği oralara, hiç bilmedikleri, tanımadıkları diyarlara merhametin eli olarak uzanıyor.

Bu işe kollarını sıvayan tüm yardım örgütleri oralara merhametin kalbi olmaya çalışan Türkiye insanının yüreğini de götürüyorlar. Götürdükleri bir kutu yiyecek ve içecek değil sadece.

Bu gayretler uluslar arasındaki, kıtalar arasındaki İslam toplumları arasındaki köprülerin temellerini yeniden ören temel taşları gibidir. Bir ayağı bu dünyamızda, öteki ayağı öbür dünyamızda olan köprüler.

Keşmir’de, Açe Sumatra, Somali, Kongo, Habeşistan’daki ve dünyanın diğer yardım bekleyen bölgelerindeki insanların acılarını bir nebze de olsa içlerinde duymayan kalpler, hissedemeyen yürekler, varsa imkanı bu acıyı dindirmek için ‘’Karınca kadarınca’’ yardım edemeyen eller ramazanda oruç tutmakla, Teravih namazı kılmakla İslami ve insani görevlerini tam olarak yerine getirdiklerini zannetmesinler?

Lüks villalarında, yazlıklarında aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yangından mal kaçırıyormuşçasına midesini doldurup yemekten sonra nefes almada güçlük çekenler, açlıktan nefes almayan yoksullara, kimsesizlere yardım etmeyi hatırlarına getiremeyenler, varlıklarının bir kısmını Allah yolunda veremeyen, paylaşamayanlar oğluna jeep, kızına yazlık alamadım diye tasasından uyuyamayanlar insanlığından utansızlar!

Unutmamalıyız ki, nasıl yeryüzü Müslümana mescit kılınmışsa, nasıl dünya tüm insanların ortak tarlası ise inançları, ırkları, düşünceleri ne olursa olsun yeryüzünün bütün mazlum ve yoksul insanları bizim kardeşlerimizdir.

Onlarla ilgilenmek, onlarla paylaşmak, onların acılarını bir nebze de olsa dindirebilmek Müslüman olarak, insan olarak hepimizin görevidir. Bu konu da hiçbir insanın ‘’Bana ne’’ deme hakkı ve salahiyeti yoktur. Kendini de bu mesuliyetin dışında göremez.

Çünkü; Müslüman olmak Merhametin kalbi Hz. Muhammedin ümmeti olmak demektir. ‘’Fırat kenarında ayağı kırılan bir keçinin sorumluluğunu Medinede ‘’ duyabilmek demektir.’’

Müslüman olmak her şeyden gösterişten, riyadan, iki yüzlülükten uzak Allahın emrettiği bir şekilde ‘’Doğru dürüst kul ve insan olmak’’ demektir.

Dünyanın her yerinde ırk, din, mezhep gözetmeksizin ibadet aşkıyla oralara koşan Deniz Feneri, İHH, Kimse yok mu, Cansuyu, Yardımeli ve Avrupadan bu çalışmalara katılan sivil Toplum Örgütlerini, devletin desteğiyle yoksulların susuzluktan çatlamış dudaklarına bir yudum su, bir lokma ekmek, bir kucak sevgi ve umut ulaştıran Kızılay ve TİKA’ya ve bu organizelere katkıda bulunan Diyanet İşlerine ve tüm Türkiye halkını yürekten kutluyorum.

Başbakanı, Bakanları iktidarı ve muhalefetiyle insanlığın dramı olan bir konuda omuz omuza verebilen milletimizi de tebrik ediyorum.

Selam! Somali’de, Etopya’da ve dünyanın diğer bölgelerinde iyilik kalesi, yürek köprüsü kuran merhamet mimarlarına, insanlığını unutmayanlara, insanlığın atan kalbi olanlara…

Selam! Hayırlı işlerde en önde koşan yeryüzünün yüz akı Müslümanlara.

Arif Altunbaş - Haber 7