Serdar BİLGİN

Serdar BİLGİN

Abdurrahman Nursi’nin amcası ile zihni yolculuğu

A+A-

Abdurrahman Nursi Ağabeyi, vefatının sene-i devriyesinde rahmet ve minnetle yâd ediyorum.

Abdurrahman Nursi Ağabeyin amcası ile zihni yolculuğunu iki cihette değerlendirmeye çalışacağım. Birinci cihet, Risale-i Nur Külliyatı çerçevesinde olacak inşallah! İkinci cihet, Üstad Hazretleri ile birlikte bulunduğu 1918 tarihinden vefatına kadar geçen on yılı tarihi seyri içerisinde değerlendirmeye çalışacağım inşallah.

Risale-i Nur Külliyatının muhtelif yerlerinde Üstad Hazretlerinin Abdurrahman Nursi Ağabeye ismi ile Abdurrahman ya da biraderzadem şeklinde hitap ettiğini, birçok talebesini de onun yerine tavsif ve takdir ettiğini ve Abdurrahman Nursi Ağabeyi dualarına aldığını görüyoruz. Risale-i Nur etrafında inkişaf eden Nur Dairesine dâhil olanlar şarkta, garpta, mazide, müstakbelde, dünyada, âhirette bile olsa beraber olduklarını ve sohbet edebildiklerini görüyoruz. Hatta Üstad Hazretlerinin bu daireye dâhil olanları her sabah yanında tasavvur ettiğini, kazancının bir kısmını, bir sülüsünü onlara verdiğini görüyoruz. Risale-i Nur Külliyatında Üstad Hazretlerinin geçmişte ve şimdiki zamanda Nur Dairesine dâhil ettiği makbul zatları dualarında yâd ederek hepsiyle manevî bağını muhafaza ettirdiğini biliyoruz. Abdurrahman Nursi Ağabey de bu makbul zatlardandır. Ahirete irtihalinin bu minvalde bir firak olmadığının altını çizmeliyim. Yani Üstad Hazretleri ile Abdurrahman Nursi Ağabey arasındaki zihni yolculuğun, Abdurrahman Nursi Ağabeyin vefatı ile sona ermediğini ifade etmek, altını çizmek istiyorum.

Yine Abdurrahman Nursi Ağabeye dair Üstad Hazretlerinin kalbinden kâğıda düşen hislerin ve mektuplaşmaların da Risale-i Nur Külliyatına derç edildiğini ve biz Risale-i Nur okuyucularına hikmet olarak sunulduğunu da görüyoruz. Yine bu minvalde Abdurrahman Nursi Ağabeyin vefatının akabinde yarım kalan vazifesini tamamlamak için Nur Dairesine dâhil olan Ağabeyleri; ikram-ı ilahi olarak değerlendirebiliriz. Rabbim bizleri de Üstad Hazretlerinin Nur Dairesine dâhil ettiği makbul zatlardan biri eylesin.

Risale-i Nur Külliyatının muhtelif yerlerinde geçen bu ifadeleri okuduğumuzda amca-yeğen ilişkisinden farklı bir diyalog ile karşılaşıyoruz. Kimi zaman Kur’an’ın rahle-i tedrisinde bir ders arkadaşı ya da hocası olduğunu görüyoruz. Kimi zaman iman kardeşliği ekseninde ağabeyi olduğunu görüyoruz. Üstad Hazretlerinin evlad-ı maneviyesi olduğunu, hakiki bir vârisi olduğunu görüyoruz. Kimi zaman Risale-i Nur hareketi ekseninde Üstadı ya da mürşidi olduğunu görüyoruz. Üstad Hazretlerinin bir rol modeli olduğunu görüyoruz. Üstad Hazretlerinin yazdıklarını kendi malı telakki ettiğini, sahip çıktığını görüyoruz. Üstad Hazretlerine ve nurlara sonsuz sebatta şahika olduğuna şahit oluyoruz. Bir deha-i nurani olduğuna şahit oluyoruz.

Buraya kadar Abdurrahman Nursi Ağabeyi, Risale-i Nur Külliyatı ekseninde ana hatları ile genel bir değerlendirme yapmaya çalıştım.

Şimdi ikinci cihetten değerlendirmeye çalışayım inşallah!

1918 yılında Üstad Hazretleri ile İstanbul’da başlayan ve 1928 yılında vefatına kadar geçen zaman dilimini genel hatları ile kısa ve öz değerlendirmeye çalışacağım inşallah.

1918-1923 yılları arasında Üstad Hazretleri ile fiili olarak birlikte devam eden zihni yolculuklarının 1923 yılından sonra da kalbi olarak devam ettiğini ifade etmeliyim.

Abdurrahman Nursi Ağabey, malumunuz Üstad Hazretlerinin ağabeyi Molla Abdullah’ın oğludur.  Üstad Hazretlerinin hizmet hayatında yanında olan ve sadakatle ona bağlı olan yeğeni Abdurrahman Nursi Ağabeyin Üstad Hazretleri ile İstanbul’da beraber oturduğunu, Üstad Hazretlerinin Hutuvat-ı Sitte adlı eserinin İstanbul’da yayınlanması sürecinde hizmetleri olduğunu biliyoruz. Yine Üstad Hazretlerinin biyografisini içeren “Tarihçe-i Hayat” adlı çalışmasını biliyoruz. Risale-i Nur Külliyatında, amcasına hitaben vefatından iki ay evvel yazdığı mektubunu okuyoruz. Abdurrahman Nursi Ağabey’in gazetede yayımlanmış birkaç yazısına ve şiirine de rastlıyoruz. Bu metinlerin edebi yönden güçlü olduğunu ifade etmeliyim.

Üstad Hazretlerinin himaye ve himmeti ile din ve âhiretine dokunacak ef’al ve harekâttan Abdurrahman Nursi Ağabeyin kendini muhafaza ettiğini, Üstad Hazretlerinin terbiye ve himmeti ile bu his ve bu fikrin ise zihninde ve hayalinde yer yaptığını ifade etmeliyim. Abdurrahman Nursi Ağabeyin zihin ve hayal dünyasının, ilmi şahsiyetinin Üstad Hazretlerinin önderliğinde şekillendiğinin de altını çizmeliyim.

Abdurrahman Nursi Ağabey’in 1918 yılında Üstad Hazretleri ile İstanbul’da başlayan birlikteliği yaklaşık beş yıl sürer, bundan sonraki süreçte vefatına kadar Üstad Hazretleri ile kalbi birlikteliğine ve mektuplaşmalarına şahit oluruz.

Üstad Hazretlerinin 1918 yılında Abdurrahman Nursi Ağabey ile Çamlıca’daki Yusuf İzzeddin Paşa Köşkünde ikamet ettiğini biliyoruz. Bu dönemde herkes insanlarla meşgul iken Üstad Hazretlerinin insanlardan uzaklaşarak misal âlemine yöneldiğini, tefekkür mesleğine adım attığını görüyoruz.

Üstad Hazretlerinin o şâşaalı ve zâhiren tatlı ve süslü İstanbul'un hayat-ı dünyeviyesinin ezvâkından nefret ettiğini, nefsinin, meftun olduğu ezvâkın yerinde mânevî ezvâk aradığını, Çamlıca Tepesi’ni tefekkür silsilelerine bir tenezzüh, bir seyrangâh yerine tebdil eylediğini görüyoruz. Bu tefekkürlerin, Kur’ân nuru ile tevhid sırrını inkişaf eylediğini; nefisle ile münazarasına ev sahipliği yaptığını, bu münazaranın kalbinin galibiyeti ile neticelendiğini ve nefsinin sustuğunu görüyoruz. Bu dönemin; tefekkür, tedrisat, dua, ubudiyet ve tevhide kapı araladığını ifade edebilirim.

Abdülkadir Badıllı Ağabey; Mufassal Tarihçe-i Hayat adlı eserinde bu tefekkür dönemini, çok büyük, çok azametli, -idrak ve ihatamızın dışında- küllî hakikatlerin inkişaf ve zuhur devresi olarak ifade eder.’ Aynı zamanda bu tefekkür döneminin, Eski Said'le, Yeni Said'in hal ve icraatının birbirinden ayrıldığı bir dönem olduğunun da altını çizer.

Bu tefekkür döneminde yanında bulunan daimî hizmetkârı, yeğeni ve en yakın talebesi Abdurrahman Nursi Ağabeyin; Üstad Hazretlerinin halet-i ruhiyesine ve intibah-ı ruhîyesine ayna olduğunu ifade etmeliyim. Bu tefekkür döneminde Abdurrahman Nursi Ağabey, amcasının bir müddetten beri akıl ile değil, sırf kalple ilgili meselelerle iştigal ettiğini, kalbine açıkça bir şeyler zuhur ettiğinde, kendisine yazdırdığını ifade eder.

Bu dönemi tefekkür dönemi, metinleri de tefekkür dönemi günlükleri olarak ifade etmek istiyorum. Üstad Hazretlerinin kendi iç dünyasındaki seyahatlerinin günlükleridir bunlar. Abdurrahman Nursi Ağabey, bu seyahatlere ilk yıllarda kâtip olarak eşlik eder. Bu tefekkür dönemine ait bu seyahat günlüklerinin iman ve tevhit hakikatinden başladığını, tevhidin bütün nevilerinde ve mertebelerinde devam ettiğini, Üstad Hazretleri ile Abdurrahman Nursi Ağabeyi tevhid-i kulûb altında “bir” yaptığını, “biz” yaptığını görüyoruz.

Bu seyahat birlikteliği Üstad Hazretleri ile Abdurrahman Nursi Ağabey arasında derûnî, manevî ve bâtınî bir bağa vesile olmuştur. Hakikat nurlarıyla karanlık odalarının aydınlandığına, kalbî yaralarının iyileştiğine, ruhî terbiye ve terakkiye kudsî bir mürebbi olduğuna şahit oluyoruz.

Risale-i Nur'un eczalarındaki kuvvetli ukde-i hayatiye ve parlak nurların, o silsile-i tefekkürâtın lem'aları olduğunu görüyoruz. Risale-i Nurlar bu tefekkürü yolculuğun meyveleri olarak karşımıza çıkıyor.  Bu tefekkürü yolculuk, Abdurrahman Nursi Ağabeyin Risale-i Nur’u yazmaya, okumaya, okutmaya ve Nurlarla milletin imanına hizmet etmeye vesile eylemiştir. Bu tefekkürü yolculuk, Abdurrahman Nursi Ağabeyi amcası ile dava arkadaşı eylemiştir. Fedakâr ve cesur bir arkadaşı eylemiştir. Risale-i Nur ailesinin milyonlarca ferdini Abdurrahman Nursi eylemiştir.

Buraya kadar Üstad Hazretlerinin Abdurrahman Nursi Ağabey ile İstanbul’da bulundukları beş yılın, manevî açılıma, gelişime ve dönüşüme ev sahipliği yaptığını ifade etmeye çalıştım. Bu beş yılın, Risale-i Nurlara ve bugün Nur Mesleği olarak ifade ettiğimiz kendine özgü ve özgün manevî meşrebin yapı taşlarına, Risale-i Nurların mayalanmasına vesile olduğunu ifade etmek istiyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum