90'lı yıllar en karanlık dönem

90'lı yıllar en karanlık dönem

Terör mağdurları, TBMM Terör Alt Komisyonu'na konuştu: 90'lı yıllar en karanlık dönem

Güneydoğu'daki 4 ilde 50 terör mağduruyla bir araya gelen TBMM Terör Alt Komisyonu üyeleri, izlenimlerini paylaştı. Mağdurların hepsinin 90'lı yılların başını işaret ettiğini belirten Komisyon Başkanı Naci Bostancı, "O dönemde kim, neyi, nasıl yaptı? Failler kimlerdi? Mağdurlar, döneme ilişkin adaletin yaralandığı bir Türkiye tablosu dile getiriyorlar." dedi.

-TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde, terör ve şiddet olayları kapsamında yaşam hakkı ihlallerinin incelenmesine yönelik kurulan alt komisyonun üyeleri, Diyarbakır'da bölge gezilerini değerlendirdi. Komisyon Başkanı Mehmet Naci Bostancı ile üyeler Yusuf Halaçoğlu, Mehmet Metiner ve Hüseyin Aygün, bölge gezilerini değerlendirmek için basın toplantısı düzenlendi.

Komisyon Başkanı Bostancı, 1 yıl olarak planladıkları çalışmanın bir kısmını Ankara'da konuya ilişkin olarak gazeteci, yazar ve düşünürleri dinlemek, bir kısmını da yine Ankara'da doğrudan doğruya 30 yıllık terör ve şiddet döneminde mağdur olan çeşitli kesimlerden insanları dinlemeye ayırdıklarını belirtti. Anadolu'da kendilerine gelemeyen veya çeşitli sebeplerle gelmek istemeyen, ama aynı zamanda komisyona bilgi vermek isteyen örnekler olduğunu düşündüklerini ifade eden Bostancı, şöyle konuştu: "Tunceli, Siirt, Batman ve Diyarbakır'da 50 örnek dinledik. Bu çalışmada şunu gördük: Çok çeşitli kesimlerden mağdur olan insanlar var. 1980'li yılların başında mağdur olanla, 2000 yılı hatta 2012'de mağdur olan insan arasında, çektikleri acı, yaşadıkları ıstırap bakımından çok önemli bir fark olmadığını gördük. Bunca yıl geçmiş olmasına rağmen yaşanan her bir olay, geçmişte bu acıları çekmiş insanların acılarını güncelliyor. Onları tekrar en başında yaşadıkları acılara götürüyor. İkincisi çok büyük bir öfke, bir tür husumet duygusu görmedik. İster çocuğu dağa çıkmış olan acı çeken insanlardan olsun, ister kamu görevlilerinden şehit olan askerlerden olsun, bu insanların yakınları, adeta acının getirdiği bir olgunlukla ortak bir dilek olarak artık bu tür acıların yaşanmayacağı bir Türkiye istiyorlar."

20 yıl önce yaşadıklarını bugün anlatırken gözyaşlarını tutamayıp komisyon üyelerini de etkileyen örneklerle karşılaştıklarını belirten Bostancı, "En karanlık, kaotik dönem olarak 1990'lı yılların başı zikrediliyor. O dönemde kim, neyi, nasıl yaptı? Failler kimlerdi? Kim, yapılan eylemler marifetiyle ne murat etti? Buna ilişkin kafa karışıklığı, bir tür adaletin ve hakkaniyetin çok derin bir şekilde yaralandığı bir Türkiye tablosu dile getiriyorlar. Bu döneme ilişkin değerlendirmeler, soruşturmalar, Türkiye'de o herkesi kucaklayacak adalet ve vicdan kavramını teşekkül ettirmek bakımından son derece önemli görünüyor." şeklinde konuştu.

Komisyon olarak yüzlerce sayfadan oluşan dinlemeler yaptıkları, notlar aldıklarını anlatan Bostancı, şunları kaydetti: "Sorularımız oldu mağdurlara. Bu çalışmaları başka illerde de sürdüreceğiz. Ortaya bir rapor koyacağız, bu raporun kastı Türkiye'de bu temel probleme ilişkin çözüm arayan farklı çevrelerin önüne 30 yılda ne olup bittiği ve insanların ne çektiği, bu acılar üzerinden bugüne ve geleceğe nasıl baktıkları hususunda bir toplam resim koymak."

Silahlar susmalı akan kan durmalı

Komisyon üyelerinden Mehmet Metiner de, komisyon olarak yaptıkları dinlemelerde karşılıklı bir dramın yaşandığına tanık olduklarını bütün bu yaşanmışlıklara rağmen herkesin ortak talebinin bu kanın bir an önce durması yönünde olduğuna dikkati çekti. Bu saptamanın çok önemli olduğunu belirten Metiner, şunları söyledi: "Silahların artık susması, akan kanın da durdurulması tespitini çok önemli görüyoruz. Bir 30 yıl daha silahla birbirimizi kırmayı düşünsek bile varabileceğimiz yer burası. Komisyonumuzun hazırlayacağı rapor yargıya da bir anlamda bir yeniden zemin hazırlayacaktır. Komisyon üyesi bir milletvekili olarak kendi adıma şunu söylemek isterim; artık silahlar susmalı, Diyarbakır'dan bütün Türkiye'ye bu talep iletilmeli."

zaman