28 Şubat işkence mağduru feryat etti
Hakkındaki soruşturmayı öğrenmek için gittiği emniyette gözaltına alınarak, günlerce işkenceden geçirilen ve düzmece bir ifadeye zorla imza attırılan Anadolu Ahde Vefa Derneği Başkanı Tayyar Tercan, yeniden yargılanmak istiyor.
em manevi değerlere saldırı hem de insan hakları anlamında Türkiye’nin tarihine kara bir leke olarak geçen 28 Şubat darbesinin hayat karartan zulümleri hala devam ediyor. Gazetemiz Akit ise; 1996 Mayıs ayının 8’inde Sincan Belediyesi’nde resmi nikâhı kıyılarak evlenen, bir gün sonra da polis tarafından arandığını duyarak emniyete giden ve türlü türlü işkencelere maruz bırakıldığı raporlarla sabit olan Anadolu Ahde Vefa Derneği Başkanı Tayyar Tercan’ın yaşadığı hukuk skandalını gözler önüne seriyor. 7-8 kere bombalı eylem yapmakla suçlanan ancak resmi olarak adına düzenlenmiş hiçbir belge bulunmayan Tercan, 29,5 yıl cezaya hükmedilmesinin ardından aynı davadan yeniden ceza alması tehlikesiyle karşı karşıya.
EMNİYETE GİRER GİRMEZ GÖZLERİNİ BAĞLADILAR
Polis tarafından arandığı duyumunu alan ve Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne bizzat giderek müracaat eden Tayyar Tercan’a dışarıda polis tarafından yakalanmış gibi yakalama tutanağı düzenlendi. İBDA-C üyesi olmak ve 7-8 kere bombalı eylem yapmakla suçlanan ancak resmi olarak adına düzenlenmiş hiçbir belge bulunmayan Tercan, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde iki gün gözaltında tutulduktan sonra, İstanbul Emniyet Müdürlüğü mensuplarına teslim edildiği, İstanbul Emniyet’ine girer girmez ise gözlerinin bağlandığı ve işkence yapılmaya başlandığı öğrenildi.
FİLİSTİN ASKISINA ALDILAR!
Farklı tarihlerdeki suç eylemlerini kabul etmesi için kendisine sunulan ve yazılmış olan ifade tutanağını, tehdit ve işkence ile imza atmak zorunda kaldığını ifade eden Tercan’ın gözaltında iken Filistin askısına alınarak yoğun fiziki ve psikolojik işkenceye maruz bırakıldığı bildirildi. Filistin askısı şikayetiyle uyumlu olarak, Tercan’ın Savcılığa çıkartılmadan önce götürüldüğü Adli Tıp doktoru tarafından darp raporu düzenlendi. Dr. Cahit Alkış tarafından 1996/312 nolu raporda, Tercan’ın vücudunda darp izlerinin bulunduğu ve omuzlarındaki yara izleri nedeniyle 3 günlük iş göremez raporu verildi.
İFADEMİ ZORLA İMZALATTILAR
9 Mayıs 1996 tarihinde gözaltına alınan, 17 Mayıs 1996 tarihinde ise İstanbul DGM Savcılığı’nda “bazı bankaların şubelerine, Alarko Holdinge, Ankara’da Sayıştay binasına ve Türk Hava Kurumu Etimesgut bürosuna bomba ve molotof atmak” iddiasıyla ifadesi alınan Tercan’ın savcıya verdiği ifadede, Emniyet Müdürlüğünde zorla imzalatılan tüm suçlamaları reddettiği, polis tarafından alınan ifadenin iradesine aykırı olarak alındığını, içeriğinin ne olduğunu bilmeden zorla imzalatıldığını, ifadeyi kabul etmediğini açıklamıştır. Etimesgut Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından 1997/1148 sayılı yazıda Tercan’ın hiçbir eylemde bulunmadığı da belgelendi.
SABİH KANADOĞLU YİNE SAHNE ALDI
Tercan’ın işkence konusundaki şikayeti ve adli tıp doktorunun verdiği tıbbi rapor için DGM savcılığının herhangi bir işlem yapılmadığı belirtilirken, İstanbul 5 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi 1996/303 Esas – 1997/133 Karar No’lu Kararı ile Tayyar Tercan hakkında “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, temyiz üzerine Sabih Kanadoğlu'nun başkanlığını yaptığı Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin kararı ile mahkumiyet kararı bozuldu. Bozma sonrası tekrar yapılan yargılamada, İstanbul 5. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararı ile bu sefer 29 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Karar ise, Yargıtay tarafından onandı.
ÖZEL AVUKATINI YOK SAYDILAR
40 yaşındaki Tayyar Tercan’ın yaşadığı hukuk skandalı bununla da kalmıyor. 2005 yılında kabul edilen 5237 sayılı TCK’nin yürürlüğe girmesi nedeniyle cezaevinden tahliye edilen Tercan’a, İstanbul 5 Nolu DGM’de “UYARLAMA” davası açıldı. Tercan’ın haberdar olmadığı uyarlama davasında, normalde özel avukatı olmasına rağmen gıyabında barodan bir avukat atandığı ifade edildi. Uyarlama davasından sonra haberdar olan Tercan, verilen kararın temyizi için Yargıtay 9. Ceza Dairesi’ne başvurdu. 4 Kasım 2009 tarihinde kararı bozan Yargıtay, İstanbul özel yetkili 13. Ağır Ceza Mahkemesi tekrar aynı şekilde mahkumiyet kararı vererek, Ağır Ceza Mahkemesinin kararını onamış ve uyarama dosyasını kapatmıştır.
Kaynak: Yeni Akit Gazetesi

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.