1 Mayıs Osmanlı döneminde kutlanmaya başladı

1 Mayıs Osmanlı döneminde kutlanmaya başladı

Sendika Uzmanı Tarkan Zengin, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı RisaleHaber’e değerlendirdi…

A+A-

Röportaj: Dursun Sivri - RisaleHaber

 

Giriş

 

Hem İşçi sendikaları hem de memur sendikalarında, sendikacılığı akademik, bilimsel zeminde yürüten deneyimli bir isim Tarkan Zengin... 1 Mayıs vesilesi ile sendikal hareketin tarihi arka planına hem de günümüze kadar siyasi ve sosyal yansımaları değerlendirdiği bir röportaj yaptık. Çokların ilk defa duyacağı enteresan bilgiler var.

 

Tarkan Zengin, İlköğrenimini Erzurum Rüştüpaşa İlkokulu’nda, orta ve lise öğrenimini Erzurum Cumhuriyet Lisesi’nde tamamladı. Gazi Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümünü bitirdi. Aynı bölümde Yüksek Lisans yaptı. Doktora çalışması devam etmektedir.

1996–1999 yılları arasında Tes-İş Sendikasında Uzman olarak çalıştı. Ardından Türk Harb-İş Sendikasında 8 yıl Eğitim Dairesi Müdürlüğü yaptı. 2008 yılından itibaren Bem-Bir-Sen’de Genel Başkan Danışmanlığı yapmaktadır. Polis Akademisi, Güvenlik Bilimleri Fakültesinde, “Sendikal Hareketler” dersi vermektedir. Yayınlanmış 6 kitabı vardır.

 

1 Mayıs işçi bayramı ne tür anlamlar taşır?

 

1 Mayıs öncelikle emekçilerin bayramıdır. İşçi hareketinin mücadelesinde önemli bir simgenin adıdır. Ülkemizde ise Osmanlı sosyalistleri döneminde kutlanan, Cumhuriyetin ilan edildiği yıl kutlanması yasaklanan, merhum Menderesle birlikte ücretli resmi tatil yapılan, darbeler döneminde kutlanması yeniden yasaklanan ve nihayet Başbakan Erdoğan Hükümeti tarafından yeniden resmi tatil edilen bir süreci var 1 Mayıs’ın.

 

Hangi mücadele sonucunda 1 Mayıs kutlamaları tüm dünyada yaygınlaştı?

 

1 Mayıs dünyanın neredeyse tüm ülkelerinde emekçilerin bayramı olarak kutlanır.  “Birlik, dayanışma ve mücadele günü” olarak kutlanma geleneği 1886 yılına dayanır. Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde 1 Mayıs 1886'da işçiler, günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma süresinin, günlük 8 saate inmesi talebiyle iş bıraktılar. Chicago ve Kentucky şehirlerinde oldukça yoğun katılımlı eylemler yapıldı. Bu eylemler sırasında polisin açtığı ateş sonucunda bazı işçiler öldürüldüler. Eylemlerin çoğu kanlı biçimde bastırılıyordu. Olayların artmasına sebep oldukları gerekçesiyle dört sendika lideri idam edildiler. İşçilerin mücadelelerin başlangıç tarihi olan 1 Mayıs, 1889’da Paris’te toplanan II. Enternasyonel’de alınan kararla uluslararası düzeyde kutlama kararı alınarak tüm işçi örgütlerine bildirildi. İşçi örgütleri açısından mücadele ve dayanışma günü olarak yaygınlaştı.

 

 

Ülkemizde ilk 1 Mayıs 1909’da Osmanlı döneminde kutlanmaya başlandı. İkinci meşrutiyetin ilanından hemen sonra 1909’da Üsküp’te Türk, Bulgar ve Sırp işçilerden oluşan yaklaşık yüz kişi ellerinde kızıl bayraklarla yürümüşlerdi. İstanbul’da ilk 1 Mayıs 1910’da kutlanmaya başlandı. Osmanlı döneminden Cumhuriyet’in ilanına kadar 1 Mayıs savaş dönemleri hariç küçük katılımlarla kutlandı.

 

Ülkemizde uzun yıllar 1 Mayıs’a daha çok komünist ve sosyalist hareketler sahip çıktı. Halkın büyük bölümünün 1 Mayıs’a olan ilgisi yıllarca çok zayıftı. Bunun nedeni nedir?

 

Ülkemizde 1 Mayıs kutlamaları başlangıçtan itibaren Kızıl Bayrakların açıldığı ve sosyalizmin kutsandığı toplantılar oldu. Sosyalizme ve komünizme mesafeli duran Halk 1 Mayıs’a da mesafeli durdu. Bu yüzden halkın ilgisini çekemedi. Nazım Hikmet Kızıl Bayrakların açıldığı bu yürüyüşlerden birisini gördüğünde o kadar etkilenmiş ki, oturup "gördüm şükür/gördüm şükür/ bugünü de gördüm şükür..." diye bir şiir yazmıştı. Bugün sol hareketlerin anlamadığı bir şey var. Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin ilk sosyalistleri dinle barışık sosyalistlerdi. Size 1925 yılında yayınlanan bir gazeteden bahsedeceğim. Gazetenin adı Orak Çekiç. Sosyalistlerinin çıkarttığı bu gazetede ölen yoldaşları için verilen mevlit ilanı var. Bu toprakların sosyalistleri arkadaşlarına mevlit okutacak ve bunu ilanla duyuracak kadar dinle barışık. Bugün sendikal hareket içinde sosyalist grupların dinle barışık olmamaları, toplumun dini değerlere bağlı olan emekçilerinin sendikalara ilgi duymasını engelliyor. Zira toplumun önemli bölümünü teşkil eden emekçiler dini değerlere önem veren insanlardan oluşuyor.

 

1 Mayıs ülkemizde daha çok kavga ve şiddet görüntülerinin olduğu bir günü hatırlatır. Bunun nedeni sendikalar mı yoksa başka guruplar mı?

 

1 Mayısların sürekli kavgaların yaşandığı gün olarak algılanmasında emekçilerden daha çok eylemlere katılan marjinal sol gurupların etkisi olmuştur. Zira bu tür küçük guruplar kitlesel eylemlerin yapıldığı yerleri propagandalarını yapabilecekleri yerler olarak görürler. Kalabalıkların içine girerek kendi örgütlerinin flamalarını açarlar ve flamanın arkasındaki tüm kitle sanki bu örgütün katılımcıları olarak görülür. Çoğu zaman sendikalar ile bu guruplar arasında arbede yaşanır. Kendilerine yer bulamayan örgütler polisle ya da sendika temsilcileriyle tartışarak kavgaların yaşanmasına neden olurlar. Ancak kamuoyu bunu bilmediği için sendika eylemleri dendiğinde hep kavga sahnelerini hatırlar.

 

1 MAYIS’I KUTLAMALARINI İNÖNÜ HÜKÜMETİ YASAKLADI

 

1 Mayıs’a Sağ Partiler daha mesafeli mi durmuşlardır?

 

Türk sendikal hareketi bakımından da Türk siyasi hayatı bakımından da yanlış bilinen bir nokta var. Sağ partilerin emekçilere, sendikalara ve dolayısıyla 1 Mayıs’a mesafeli durduğu söylenir. Oysa gerçekte 1 Mayıs’ın anlamına ve özünü uygun bir resmi tatil yapılması sağ partiler döneminde yapılmıştır. En son Anayasa değişiklikleri ile sendikal hareketin önündeki bir takım engeller kaldırılmış, sendikal hak ve özgürlükler genişletilmiştir. Bunları “sağcı” Başbakan Erdoğan yapmıştır.

 

1 Mayıs Broşürü Yayınlayanlar İstiklal Mahkemelerinde Yargılanmıştır

 

1923 yılının başında toplanan İzmir İktisat Kongresi’nde işçiler “1 Mayıs’ın Türkiye İşçileri Bayramı” olarak kanunlaşmasını önerdiler. Kongrede ilke olarak kabul gören bu görüş yasalaşmadı. Ancak işçiler 1 Mayıs 1923’ü bayram olarak kutladılar. Cumhuriyet ilan edildikten sonra ilk 1 Mayıs kutlamaları “İnönü Hükümeti” tarafından yasaklandı. 1925’de İnönü Hükümeti tarafından çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu ile emekçi bayramını kutlamak çok daha zorlaştı. O yıl bir dergi 1 Mayıs broşürü yayınlamıştı. Kapağında “Bütün Dünya İşçileri Birleşiniz” yazan bu broşürü yayınlayan derginin yöneticileri ile Amele Teali Cemiyeti yöneticileri tutuklandılar. İstiklal Mahkemelerinde yargılanan yöneticilere 7 ila 15 yıl hapis cezası verildi. İstiklal mahkemeleri sendikal hareket içinde yer alan insanları da yargılamış ve hapse attırmıştır.

 

Aslında toplumsal algımızda sağ partilerin sendikal hakları geliştirmediğini düşünüyoruz. Mesela merhum Menderes ve 1 Mayıs ilişkisi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

 

1935 yılında 1 Mayıs, işçi bayramı olarak değil de "Bahar ve Çiçek Bayramı" olarak ücretsiz tatil günü ilan edildi. Dönemin hükümeti 1 Mayıs’ın adından “işçi” kelimesini çıkararak ve anlamından uzaklaştırarak “bahar ve çiçek bayramı” olarak kutlanmasını istedi. Üstelik diğer resmi tatiller ücretli olmasına rağmen 1 Mayıs’ı ücretsiz resmi tatil olarak düzenlediler. 1951 yılında Menderes Hükümeti döneminde çıkarılan bir yasayla işçilere 1 Mayıs tatilinde yarım ücret ödenmesi, 1956 yılında ise yine Menderes Hükümeti döneminde işçilere 1 Mayıs tatilinde tam ücret ödenmesi sağlandı. İlginçtir ki sendikalara ve emeğe mesafeli durduğu söylenen merhum Menderes, işçilerin 1 Mayıs’ı gerçek bir resmi tatil olarak kutlamalarını sağlayan yasal düzenlemeleri yapmıştır.

 

İLK KEZ RADYODAN İŞÇİLERİN BAYRAMINI KUTLAYAN BAŞBAKAN MERHUM MENDERES’TİR

 

Menderes sadece yasal düzenlemeleri yapmakla kalmamıştır. Benim incelediğim kaynaklarda ilk kez radyodan işçilerin bayramını kutlayan Başbakan da Menderes olmuştur. 27 Mayıs darbesinden 26 gün önce, 1 Mayıs 1960’da radyoda yaptığı konuşmada işçilerin işçi bayramını kutlamıştır. 27 Mayıs darbe dönemi sonrasında, her ne kadar 60 Anayasasının özgürlükler getirdiği söylense de, 1975 yılına kadar toplu kutlamalar yapılamadı.

 

İstanbul’da 1976 1 Mayıs’ı yoğun bir katılımla gerçekleşti. 1977 yılı kutlamaları ise tarih kanlı 1 Mayıs olarak geçecekti.

 

tarkan_zengin_haberici2.jpg

 

Tarihsel süreçte 1 Mayıs tartışmaları yapılırken 1977 yılı sürekli konuşulur. 1977 1 Mayıs’ı tarihsel olarak ve sendikal hareket açısından hangi bakımlardan önem taşır?

1977 katliamının açığa çıkarılması için yeterli çalışmalar yapıl(a)mamıştır. 12 Eylül'e giden sürecin ilk ayağı 1977'deki 1 Mayıs katliamıdır. Hemen ardından Kahramanmaraş ve Çorum olayları ile Doğan Öz'ün ve DİSK başkanı Kemal Türkler'in öldürülmesi darbeye zemin hazırlamıştır. Belki de olayların faillerini bulma kararlılığı olsaydı 12 Eylül darbesi yapılamayacaktı. 1 Mayıs 1977 Taksim olaylarında yaşananlar, savcıların hazırladığı iddianamede "tertip" olarak nitelendiriliyor. DİSK'in Genel Başkanı Kemal Türkler, kürsüdeki konuşması sırasında Taksim alanında "tertip" başlamış ve patlama sesleriyle birlikte karışıklık yaşanmıştı. Bu karışıklık sırasında ölen 34 kişinin 29'u ezilme sonucu, diğer beş kişi ise kurşun yaraları ile hayatını kaybetmişti. Görünen o ki "şartların olgunlaşmasını" bekleyen güçler, panik havasıyla insanların birbirini ezmesini istiyordu. Olayların failleri bulunamadı. Faillerin üzerine zaten gidilmedi. Faillerin bulunamayışının nedeni belki de faillerin hiç aranmamış olmasıydı. Çeşitli reflekslerle ya da korkularla olayların faillerinin üzerine gidilmemesi ülkemizi darbeye götürmüştür. Karanlık ve derin odaklar 1 Mayıs 1977 olaylarında kendilerine dokunulmayınca Maraş, Çorum olayları ve kimi sembol isimlerin öldürülmesi ile darbenin zeminini ustaca hazırlamışlardı.

1977 olaylarının yaşandığı dönemin aktörlerine bugün baktığımızda neler söyleyebilirsiniz?

 

O günün aktörlerine baktığımda Demirel’deki değişim çok ilginç geliyor bana. Olayın yaşandığı dönem Süleyman Demirel Başbakan, Bülent Ecevit ise Ana muhalefet lideri. Başbakan Süleyman Demirel olay gecesi olağanüstü Bakanlar Kurulu toplantısına girmeden önce şunları söylüyordu: "Kemal Türkler, mitingi bir türlü sonuçlandırmadı ve uzattı. Kemal Türkler'in, bu caninin meydana getirdiği bu olaylar, 15 Haziran olaylarının bir devamıdır... Maoist grup tarafından yaratılmıştır... DİSK mitinginde, CHP'nin belediye başkanı Ahmet İsvan da vardı. TİP'ten (Türkiye İşçi Partisi) de elemanlar vardı. İşte komünizmi tehlike olarak görmezlerse olaylar buraya kadar varır." O günlerde DİSK ve CHP hakkında böyle konuşan Demirel, bugün ise CHP’yi destekliyor. DİSK Genel Başkanlığından milletvekili olmak için ayrılan Süleyman Çelebi ise Kemal Türkler’e cani diyebilen Demirel’in desteklediği CHP’den bu seçimde aday. O dönemin diğer bir aktörü ise Ecevit’ti. CHP lideri Bülent Ecevit 7 Mayıs günü İzmir Konak alanında yaptığı konuşmada şöyle diyordu: "Devlet içindeki, fakat demokratik hukuk devletinin denetimi dışındaki bazı örgütler ve güçler gün yitirmeksizin kontrol altına alınmalıdır. Kontrgerilla harekat halindedir ve 1 Mayıs'ta parmağı vardır." Ancak ne Demirel ne de Ecevit olayların sorumlularını ortaya çıkaramadı.

 

1977 Olayların kanlı bitmesinde sol fraksiyonlar arasındaki kavgaların etkisi var mıdır?

 

1977 olaylarında bu mesele tartışılan bir meseledir. Sol örgütlerde bu meseleyi tartışır. Olayların büyümesinde fraksiyon çatışmalarının katkısı olabilir. Zira kutlamaların düzenleyen DİSK, o dönemde Maocu olarak bilinen gurupların kutlama alanına alınmayacağını açık bir dille deklare etmişti. Halkın Kurtuluşu, Halkın Yolu ve Halkın Birliği o dönemin Maocu sol örgütleriydi. Diğer tarafta ise Türkiye İşçi Partisi, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ve Türkiye Komünist Partisi vardı. Guruplar birbirlerini "provokatör' olmakla suçluyorlardı. Belki de, bilerek ya da bilmeden olayın büyümesinin sebeplerinden biri olarak fraksiyonlar arası mücadele kabul edilebilir.  

1977 olaylarının ardından 1 Mayıslar nasıl geçti?

12 Eylül darbesinden sonra kutlamalara yasak getirildi. 1990’lı yıllardan sonra başlayan kutlamalar genellikle Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı’nda yapıldı. 2002 yılından itibaren ülkemizde demokratikleşmede önemli adımlar atıldı.

 

Kutlamalarda sorun yaşanmadan devam etti. 2008'de 1 Mayıs "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kabul edildi. 2008 yılı DİSK ve KESK, Taksim’in kutlamalara açılmasını istedi. Hükümet ve emniyet gereksiz inatlarla “Taksim”i kutlamalara açmadı. Ancak bu konfederasyonların daha önce defalarca Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı’nda 1 Mayıs’ı kutlamalarına rağmen bu ısrarlarının ardından başka nedenler aranabilir. 2009'da 1 Mayıs "Emek ve Dayanışma Günü" olarak resmi tatil yapıldı. Hükümet bu tarihî ve önemli kararı yeterince anlatamadığı gibi, bir kısım sendikalar ise "hükümet karşıtı" politikaları nedeniyle adeta bu kararı sabote etmek istercesine 2009 1 Mayıs’ını gerginlik politikalarıyla tartışmalı hale getirdiler. 2010 1 Mayısı tüm konfederasyonlarca Taksim’de birlikte kutlandı. Bu yıl da neredeyse tüm emek örgütlerinin katılımı ile barış özgürlük, demokrasi ve ekmek talepleriyle sendikalar alanlarda olacaklar. Farklı görüşlere sahip sendikalar ortak noktalarıyla birlikte olmanın onurunu yaşayacaklar.

tarkan_zengin_haberici3.jpg

2011 1 Mayıs’ı hangi tecrübelerden yararlanarak daha iyi şekilde kutlanmalıdır?

1977 olaylarıyla ilgili bir iddianame hazırlanmıştı. Hazırlanan iddianamenin yirminci sayfasında, "Bu büyük ve kanlı facianın tertipçisi, uygulayıcısı yurt ve insanlık düşmanı olan asli failler er geç tespit edilecek ve tarihin şaşmaz adaletinin önüne çıkarılıp hüküm giyeceklerdir" şeklinde değerlendirme vardı. İddianameyi hazırlayan dürüst savcılar, faillerin şimdilik tespit edilemeyeceğini sanki biliyorlardı. Onun için "er geç tespit edilecek" umutlarını geleceğe bırakıyorlardı. Günümüzde bazı soruşturmalarla ülkemizin karanlık noktaları aydınlanıyor. Darbelerin önlenmesinde 1 Mayıs soruşturmasının yeniden açılması ve üzerine kararlılıkla gidilmesinin etkisi olacağını düşünüyorum. Bugünün sendikalarına ve emekçilerine bu konuda çok önemli bir görev düşüyor. Olayın aydınlatılması için yeniden bir meclis soruşturması açılmalıdır. Sendikalar ise bu soruşturmanın takipçisi olmalıdır. Geçmişte yaşanan acı olaylardan ders alınmalı ve kutlamalara gölge düşürmek isteyenlere sendikalar fırsat vermemelidir. Bugünün sendikaları düne göre daha demokrat ve daha özgürlükçü. Bu bakımdan ben 2011 1 Mayıs’ının barış ve kardeşlik içinde kutlanacağına inanıyorum. Ancak kimi örgütlerin YGS’yi bahane ederek lisesi gençleri kullanabileceği ihtimali var. Gençler dikkatli olmalı ve kendilerini siyasi amaçlar için kullanmak isteyenlere fırsat vermemelidir.

1 MAYIS'LAR DEMOKRASİ ŞÖLENİ HAVASINDA KUTLANMALIDIR.

Aslında 1 Mayıs'lar demokrasi şöleni havasında kutlanmalıdır. Zira 1 Mayıs demokrasinin geliştiği dönemlerde ve demokrat siyasetçiler döneminde bayram yapılmıştır. Darbeler ve demokrasinin olmadığı dönemlerde ise yasaklanmıştır. Bunun için demokrasi sevdalısı herkesin alanlarda kutlaması gereken bir gündür. Sendikalar da 1 Mayıs’a sahip çıkmanın demokrasiye sahip çıkmak olduğu bilinciyle hareket etmelidir. Ülkenin demokratik seviyesinin gelişmesi mücadelesinde sendikalar daha aktif rol almalılar. Tüm emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü kutlu olsun…

www.RisaleHaber.com