1. YAZARLAR

  2. Rasim SOYLU

  3. Risale-i Nur'da estetiğin ana problemi ‘güzellik’
Rasim SOYLU

Rasim SOYLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Risale-i Nur'da estetiğin ana problemi ‘güzellik’

A+A-

Hepimiz güzelden ve güzellikten anlarız ama güzelliği tanımlamakta zorlanırız. Felsefeciler de güzelliği tanımlamakta ve tarif etmekte zorlanmışlardır. Ancak Platon gibi bazı filozofların güzellik tanımları günümüze kadar popülerliğini korumuş ve insanları ve sanat dünyasını etkisi altına almıştır. Kur’ana dayanan İslam Estetiğinin temellerini oluşturan Bediiyyat ve Belagat biliminde güzelliğin tanımı ve tarifi üzerine çeşitli görüş ve esaslar ortaya koymuştur. Platonun Kalagakatia (ideal güzellik ve uyum) teorisinden, Kuranın Belagatından, hüsn-ü mücerred (soyut sanat) anlayışına kadar günümüze kadar gelen birikimden faydalanarak güzelliği tanımlamaya ve anlamaya çalışacağız.

Güzellik maddi güzellik ve manevi güzellik olarak sınıflandırılırılabilir.

Maddi ölçüler ile tanımlanan ve beş duyumuzla algılanan güzelliklere maddi güzellik,

Madde ile tanımlanamayan ve manevi olan duygularımızla hissedilen güzelliklere de manevi güzellik denilebilir. 

‘’Herşey zıddı ile bilinir’’ (Lemalar) kaidesiyle güzellik kavramı zıddı olan çirkinlik ile derecelendirilebilir. 

Risale-i Nur’da güzellik bizzat güzellik veya dolayısıyla güzellik olarak ikiye ayrılır. Bundan yola çıkarak güzelliği direkt güzellik ve endirekt güzellik olarak sınıflandırmak mümkündür.  

''Herşeyde, hattâ en çirkin görünen şeylerde, hakikî bir hüsün ciheti vardır. Evet kâinattaki herşey, her hâdise ya bizzât güzeldir, ona hüsn-ü bizzât denilir. Veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn-ü bilgayr denilir. Bir kısım hâdiseler var ki, zahirî çirkin, müşevveştir. Fakat o zahirî perde altında gayet parlak güzellikler ve intizamlar var. '' (Sözler)

Herşeyin suretinde, görünüşünde, yüzünde görünen biçim, renk ve uyumun ortaya koyduğu güzelliğe bizzat güzellik veya direkt güzellik denilebilir. Herşeyin görünmeyen yüzünde dolayısı ile olan, başka güzelliklerin ortaya çıkmasına kaynak olan, insanın algısının ve ülfetinin dışında kalan, hikmetini bilemediği, çirkin zannettiği, klasik şartlanmışlığı yüzünden edebe, alışılmış güzelliğe aykırı zannettiği pekçok güzellik endirekt güzellik olarak tanımlanabilir.

Güzellik-çirkinlik, iyilik-kötülük, ışık-karanlık, sıcak-soğuk, tatlı-acı, yarar-zarar, güçlü-zayıf, artı-eksi gibi bütün zıtlıklar bu evreni oluşturan bütünlüğün simgeleridir. 

''Evet bu kâinatta hayır-şer, lezzet-elem, ziya-zulmet, hararet-bürudet, güzellik-çirkinlik, hidayet-dalalet birbirine karşı gelmesi ve içine girmesi, pek büyük bir hikmet içindir. Çünki şer olmazsa, hayır bilinmez. Elem olmazsa, lezzet anlaşılmaz. Zulmetsiz ziya, ehemmiyeti olmaz. Soğukla, hararetin dereceleri tahakkuk eder. Çirkinlik ile, hüsnün tek bir hakikatı, bin hakikat ve binler çeşit hüsün mertebeleri vücud bulur. '' (Asa-yı Musa)

Manevi güzellikleri soyut güzellik oldukları için madde ölçüleri ile tanımlamak ve derecelendirmek te doğru olmaz. Ancak herşeyi zıddı ile tanımlamak ve derecelendirmek mümkün olduğuna göre manevi güzellikler de zıtları olan manevi çirkinlikler ve negatif sonuçları ile tanımlanıp, derecelendirilebilirler. 

''Hem bir şeyin kuvvet ve za'fça meratibi, o şeyin içine zıddının müdahalesidir. Meselâ hararetin derecatı, soğuğun müdahalesidir. Güzelliğin meratibi, çirkinliğin müdahalesidir. Ziyanın tabakatı, karanlığın müdahalesidir.'' (Sözler)

Madddi güzellikler her nekadar maddi kalıplar ile biçimlendirilmişte olsa, aslında onları güzel kılan ölçü, uyum, armoni, ritm, hareket, düzen, kompozisyon, incelik gibi özellikler soyut bir güzelliğin yansımasıdır.

‘’Hem kâinatı bütün mevcudatıyla mizanı altına alan ve bütün ecram-ı ulviye ve süfliyenin müvazenelerini idame ettiren ve güzelliğin en mühim bir esası olan tenasübü veren ve her şeye en güzel vaziyeti verdiren ve her zîhayata hakk-ı hayatı verip ihkak-ı hak eden ve mütecavizleri durduran ve cezalandıran bir âdiliyetin haşmetli güzelliğine bak gör.’’ (Şualar)

Güzelliğin ortaya çıkması bir bilincin ve tercihin bu özellikleri bir araya getirmesiyle mümkündür. Bu yüzden modern estetik doğada var olan güzellikleri tanımlamakta aciz kalmıştır. 

Sanatın kaynağını estetik ve güzellikte aramak lazımdır. Estetik ve güzelliğin de bir kaynağı olmalıdır. Fiil varsa fiili yapan bir özne de olmalıdır. Güzelliğin sahibi bir öznenin varlığı da şarttır. 

‘’Nurun gelmesi elbette nuraniden ve vücud vermesi her halde mevcuddan ve ihsan ise gınadan ve sehavet ise servetten ve talim ilimden gelmesi bedihî olduğu gibi, hüsün vermek dahi hasenden ve güzelleştirmek güzelden ve cemal vermek cemilden olabilir, başka olamaz. İşte bu hakikata binaen iman ederiz ki: Bu kâinattaki görünen bütün güzellikler öyle bir güzelden geliyor ki; bu mütemadiyen değişen ve tazelenen kâinat, bütün mevcudatıyla âyinedarlık dilleriyle, o güzelin cemalini tavsif ve tarif eder.’’ (Şualar)

Bu kâinattaki görünen bütün güzellikler öyle bir güzelden geliyor ki; sinema perdeleri gibi sürekli değişen ve yenilenen her sahne bir güzellik sahibinin güzelliğini yansıtır ve tanımlar. 

Nasıl ki güzel kelimesini güzel kılan yanyana gelen haflerin dizilmesi değil, kelimenin taşıdığı anlamdır. Bir gülü güzel kılanda onun hafleri hükmünde olan atomları veya molekülleri değil, belki biçimiyle, rengiyle ve kokusuyla birçok kelimeden oluşan bir cümlenin, güzellik, mükemmellik ve sevgi gibi anlamlarla yüklenmesidir. Kelimenin ve cümlenin ruhu hükmünde olan bu kavram, güzeli ve güzelin kaynağı olan soyut güzelliği tanımlar. 

Herşeyde görünen güzellik farklı farklı olabilir. Göz ile hissedilen bir güzellik görselliğin alanıdır. Kulak ile duyulan bir güzellik musıki alanını oluşturur. Akıl ile algılanan bir güzellik anlam alanıdır. Dil ile tadılan bir güzellik lezzet, burun ile duyulan güzellik koku, el ile hissedilen bir güzellikte doku aleminin soyut anlamlarını yansıtmasıdır.

Bu farklı farklı güzelliklerin taşıdıkları anlamlar bir soyut güzelliğin yansımasıdırlar.  

‘’Malûmdur ki; herşeyin hüsnü, kendine göredir, hem binler tarzda bulunur ve nevilerin ihtilafı gibi güzellikleri de ayrı ayrıdır. Meselâ; göz ile hissedilen bir güzellik, kulak ile hissedilen bir hüsün bir olmaması ve akıl ile fehmedilen bir hüsn-ü aklî, ağız ile zevkedilen bir hüsn-ü taam bir olmadığı gibi.. kalb, ruh vesair zahirî ve bâtınî duyguların istihsan ettikleri ve güzel hissettikleri güzellikler, onların ihtilafı gibi muhteliftir. Meselâ: İmanın güzelliği ve hakikatın güzelliği ve nurun hüsnü ve çiçeğin hüsnü ve ruhun cemali ve suretin cemali ve şefkatin güzelliği ve adaletin güzelliği ve merhametin hüsnü ve hikmetin hüsnü ayrı ayrı oldukları gibi, Cemil-i Zülcelal'in nihayet derecede güzel olan esma-i hüsnasının güzellikleri dahi ayrı ayrı olduğundan, mevcudatta bulunan hüsünler ayrı ayrı düşmüş.’’ (Şualar)

Aynı şekilde manevi güzelliklerden olan inanma güzelliği, gerçeğin güzelliği, ruhun güzelliği, şefkatin güzelliği, adaletin güzelliği, sevginin güzelliği, aşkın güzelliği, düşüncenin güzelliği, masumluğun güzelliği, affetmenin güzelliği, ihsanın ve ikramın güzelliği, paylaşmanın ve yardımlaşmanın güzelliği ayrı ayrı güzellikleri gösterirler ve tanımlarlar.  

''İmanın güzelliği ve hakikatın güzelliği ve nurun hüsnü ve çiçeğin hüsnü ve ruhun cemali ve suretin cemali ve şefkatin güzelliği ve adaletin güzelliği ve merhametin hüsnü ve hikmetin hüsnü ayrı ayrı oldukları gibi, Cemil-i Zülcelal'in nihayet derecede güzel olan esma-i hüsnasının güzellikleri dahi ayrı ayrı olduğundan, mevcudatta bulunan hüsünler ayrı ayrı düşmüş.'' (Şualar)

Fiilin güzelliği, sıfatın güzelliği, ismin güzelliği ve öznenin güzelliği güzelliğin kaynağını tanımlar.  Bütün bu güzellikleri yansıtan madde ve mana alemleri sinema perdesi gibi soyut güzelliklerin aynalarıdırlar. 

Sanat eserinde görünen güzellik sanatkarının güzelliğinin yansımasıdır. Ancak bu sanatçının özündeki güzelliğin sadece anlık bir yansımasıdır. Her yeni sanat eseri yeni bir güzelliğe ayna olmaktadır. Sanatçı ortaya yeni yeni eserler koydukça aynada yansıyan güzellikler de tazelenmektedir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum