1. YAZARLAR

  2. İsmail BERK

  3. Ölçü, ölçmek ve hesap-3
İsmail BERK

İsmail BERK

Yazarın Tüm Yazıları >

Ölçü, ölçmek ve hesap-3

A+A-

Şahsımıza ait muhasebe ve murakabe, bizi bağlar, ancak başkasına karşı sorumlu olduğumuz  konularda  bizi muaheze edecek, bizim de bunu peşinen kabulleneceğimiz performans/başarı  kriterleri tarafları bağlar. Böyle  olmazsa, ”Tevfiksizlik”/uygunsuzluk yaşanır ve keyfilik söz konusu olur.

Bir işin gereklilik prensipleri, diğer bir ifadeyle başarı kriterleri, ya bizi bağlar, ya da başkasını dağlar. Bu durumda; nefis yağlar, makul olan  ağlar. 

Bir işte sorumluluk alırken, ne yapacağını, nasıl yapacağını ve ne kadar sürede  neticelendireceğini beyan etmek, inanarak dua edip söz vermek ve fiilen teşebbüs etmek, olması gereken bir mukaveledir. Ahlaklı bir davranıştır.
Başta, taraflarca kabul edilebilecek makul bir muvaffakiyet  çizgisi başta belli olmalıdır, bilinmelidir.  Mesela, öğretmenseniz, sınıf ortalaması 2/5 ise, 3/5 yapacağınızı taahhüt edersiniz. Böylece çalıştığınız iş/hizmet/sektör, sizi ölçecek bir değerle hareket eder.

Açık beyan ve taahhüt yerine getirilmeyince, bedelini ödeme, ehliyeti kifayetsizse işten el çektirme, başarısızsa çare arama mümkün olur. Beşeriyet böyle terakki eder.
Manevi hizmetlerde de  böyledir. Bütün ibadetlerimizin sayısı, ölçüsü, miktarı bellidir. Asgari ve farz olan esaslara göre, ameli görürüz. Daha fazlası, takvası, içindeki şuur saikiyle faziletini izhar etmeden salih amelle manevi terakkisi ayrıca bir meziyettir.
Aynen ibadetlerdeki farzların ifası gibi, sünnetullah kısmında da yapacaklarımız, üstlendiğimiz  sorumluluklara ve karşılığını aldığımız maddi ve manevi ücretlere göre  değişmektedir. İster açık ve resmi taahhüt, isterse sözlü beyanla olsun, görevin hakkını verip veremediğini, o görevin gereklerini, inceliklerini, mesaisini, başkasınca memnuniyetini belirlemekle, bir hakkın teslimi  mümkün olur.

Bu noktada iş yapan, hizmet eden, diğer bir ifadeyle iş gören, hesap verme ve başarısı ya da başarısızlığı ile  değerlendirilmelidir.  Eğer bir iş karşılığında maddi ve manevi, kişinin şahsına ait olmayan kaynaklar, emanetler kullanılıyorsa, mutlaka vazifenin sadece tarifi değil, gereğinin yapılıp yapılamadığına bakacak bir  denetleme  mekanizması olmalıdır.
Yoksa keyfe mayeşa, sürekli kendini elde tutma, ona göre taktik geliştirme ve görevi dışında her şeyi kendine benzetme hırsı ve zafiyeti baş gösterir ki, kabile toplumların karakteristik özelliği budur. Adetullah’a zıt bir haldir. Çünkü, “İşi ehline vermeyi” gasp eder.

İnsan fıtratı, yaptığını savuma refleksleri ile sarılıdır. Yanlışını ve doğrusunu tefrik etmek, bir muaheze ve denetleme ile mümkün olur. Genel sözler,  toplu değerlendirmeler yerine işi bilenin bağımsız denetimi ile sonuç alınabilir. Sui istimalin önü ancak böyle kesilebilir. Aksi halde, burnumuzun hoş olmayan kokulara alışması veya alışmayıp reddetmesi, çözümü beraberinde getirmemektedir.
İnsaniyet, başarısızlıkları çözecek olan formüller geliştirdiğine göre, büyük insaniyet olan İslamiyet bunu fazlasıyla çözmüş ve tekamül ettirmiştir.

Bir iş/hizmet görülürken, takdir ve tekdir sistemi, önceden belli olmalı. Herkesi bağlamalı. Adalet ve ahlak ölçülerinde şeffaf ve eşit bir murakabe ve tarafsızlık akdi işlemeli. Dinimizin helal haram ölçüleri, hak etmekle/etmemekle  yakından alakalıdır. Hak edilmeyen haramdır. Ehil olunmayanı üstlenmek vebalden öteye inkırazdır. Maddi ve manevi çöküşün habercileridir.

Tevfik/uygunluk refik olacaksa, bunun şartları vardır. “Münasiptir” mührünü  hissedarların/paydaşların/mensupların/taraftarların/üyelerin çoğunluğundan ve tabanından almayan hiçbir faaliyet, Adetullah çarkını işletmeye uygun değildir. Hakkın rızası, aynı zamanda halkın rızasını ister yer yüzünde.

Tevfik ya da uygunluk, kalite demektir. Kalite, ölçülmeden nasıl ortaya çıkacak? Kıyas yapmak için ikisini ayrı ayrı bilmek, sonrada mukayese yapmak gerekir. Beşeri yolculuğun mümince kalitesi için yekdiğerine müzahir ve muavin olmak, ”İkaz edici” vasfını gerektirir.
“Sanat ve maharet” esaslı hayat okumalarını bize ders veren risalenin hükmü, salahatle mahareti yerli yerinde kullanmamızı gerektirmiyor mu?

berk@risalehaber.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.