1. YAZARLAR

  2. Dursun SİVRİ

  3. Vicdan ve ilham
Dursun SİVRİ

Dursun SİVRİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Vicdan ve ilham

A+A-

Risale-i Nur külliyatının hem temsil adı hem temel eseri “Sözler” Ondokuzuncu Söz Risalet-i Ahmediye (asm) dair cümlesi ile başlar. Girişi de “Rabbimizi bize tarif eden üç büyük  külli muarif var” cümlesidir. Bunlar;

-Kâinat kitabı

-Kur’an-ı kerim

-Peygamberimz Muhammed (asm).

 

Mesnevi-i Nuriye’de, Nokta Risalesinde ise namütenahi (sayısız) külli tevhid delilerini dört ana başlıkta izah ediliyor.

 

Yukarıda bahsi geçen üç külli tarif edicilere bir de fıtrat-ı zişuur olan vicdanın da tevhid delili olduğunu tafsilatlı bir ders yer almaktadır. (Arapça Mesnevi-i Nuriye tam tercümesi, Nesil Yayınları s.467)

 

Bilindiği gibi Risale-i Nur’un birkaç yerinde “Cenab-ı Hakka vasıl olan tariklerin pek çoktur” cümlesi başlayan bölümde Risale-i Nur tarikının esası, “Acz, Fakr, Şefkat ve Tefekkür” deniliyor. “Namazı tadili erkânla kılıp arkasındaki tesbihatı yapmaktır” olarak uygulama şekli de tarif ediliyor.

 

Risale-i Nur’un bütünü marifette mertebe kazanılmasına en kestirme yolun ve yöntemin adresidir.

Risalelerden ders alanların ortak kanaati, Risale-i Nur’un öğretisi, dersi, ilmi, uygulama tarzı 12 tarikatın hülasası olduğu yönündedir. Yalnız bu kanaat tarikatlara muhalefet etmek ve yok saymak, külliyen yanlış bir yol gibi bir değerlendirme değildir. Yapabileni uygulayabilen tebrike şayandır.

 

Nokta risalesinde vicdan tevhid delili olması hususu yazımızın konusu. Üç külli tarif edici genel olarak her risale okuyucusunun bildiği temel bilgi cümlesindendir. Vicdanın Marifet-i Sani oluşu yaratıcıyı tanıtan delil oluşu dikkate değer bir husus.

 

Vicdan sanii unutamaz

 

“Akıl tatil-i eşkal etse de nazarını ihmal etse, vicdan Sanii unutamaz. Kendi nefsini inkâr etse de O’nu düşünür. O’na müteveccihtir. Hads –ki, şimşek gibi sür’at-i intikaldir- daima onu tahrik eder.”

Hadsin muzaafı olan ilham onu daima tenvir eder. Meyelanın muzaafı olan arzu ve onun muzaafı olan iştiyak ve onun muzaafı olan aşk-ı ilâhi onu daima marifet-i Zülcelâle sevk eder. Şu fıtrattaki incizap ve cezbe bir hâk,kat-ı cazibedarın cezbiyledir” (Arapça Mesnevi-i Nuriye, tam tercümesi, Nesil Yay, s.467)

 

Paragrafı kelime kelime ve cümle olarak açıklamak hem uzun sürer hem de okuyanın anlayışını sınırlamış olmayalım.

Akıl istifa edip görevi bıraksa vicdan yine Sanii’ni yaratıcısını unutamaz. Bu insan psikolojisinin bir gerçeğidir.

 

Burada vicdan ve ilham arasındaki münasebet dikkate değer.

İlham bir ikramdır, lütuftur, inayet-i ilahiyedir. Her insan ilhama mazhar olabilir mi? Bu bir sır. Allah’ın lütfu şüphesiz. Bize soracak değil herhalde. Ancak bildiğimiz odur ki, liyakat kesbetmek gerekir. Hikmetin gereği bildiğimiz; akıl, zihin, kalp ruh bakımından bir alt yapıya sahip olanlara nasip olabilir.

 

İlham öncesi aşama hadstir. “Hads –ki, şimşek gibi sür’at-i intikaldir- daima onu tahrik eder” ifadesi önemli.

 

Bir insanın zihninde şimşek gibi bir düşünce aklen, zihnen, kalben bir konuya yoğunlaştığı zaman çakar. Teknolojik keşifler de öyledir.

İlham ise şimşek gibi bir düşüncenin “muzaaf” bir üst versiyonudur.

 

Hads ve bir üst versiyonu ilhama giden yol meyelandan geçiyor. Meyelanı ise arzu ve istekle besliyor. Arzu ve isteklerin daha üst derece şiddetlisi aşk-ı ilâhidir. O aşktır ki insanı marifet-i Zülcelâle sevk ediyor. Yani aşık olmak da yoğun ve ısrarlı bir sürecin sonunda nasip olabiliyor. Dünyevi aşıkların “bir gördüm aşık oldum” şeklinde olmuyor elbette.

 

Başa dönecek olursak. Önce ne istediğimiz önemli. Sonra ne kadar istiyoruz? İstemenin başlangıcı niyetle başlar. İrade, karar, adım, ısrar, tekrar, sebat metanet süreçlerinden sonra hads vuku bulacak sonra Cenab-ı Hakk’ın lütfu ile ilhama mazhariyet nasip olacak.

Niyet ve nazar. Neye niyet edilecek? Niçin ne maksatla? Nasıl?

Mânay-ı harfiyle bakınca ilham ve marifete giden yola girilmiş oluyor.

 

Marifet miracına giden yollar

-İlham,

-Talim,

-Tasfiye ve

-Nazar-ı Fikri.

 

Bu dört yolu Hutbe-i Şamiyenin Zeylinde şöyle ifade ediliyor;

“Vicdan’ın anasır-ı erbası;

-zihin,

-irade,

-his ve

-lâtife-i rabbaniyedir.

 

Zihnin Marifetullah,

İradenin İbadetullah,

Hissin Muhabbetullah,

Lâtifenin Müşahedetullahtır.

Takva denilen ibadet-i kâmile dördünü birden tazammun eder.”

 

İşte Risale-i Nur tarikı (yolu) mesleği bu dört süreci eş zamanlı iç içe öğretiyor, yaşanmasına vesile oluyor.

Yirminci Mektub’un giriş cümlesinde; İman-ı billah, Marifetullah, Muhabbetullah, Lezzet-i ruhaniye süreci helezonik bir sarmal olarak hayatımızı kuşatıyor.

Yazıyı yine yeni Arapça tam tercüme edilen Mesnevi-i Nuriye’den şu cümle ile bağlayalım.

 

İbn-i Sem’undan alına şu üç cümle marifet yolunda mertebe kat etmeyi bir hayat biçimi haline getirmenin formülü;

-Zikirden hâli her söz lakırdı,

-Tefekkürden hâli her sükut sehiv

-İbretten hâli her nazar da levhiyattır

Risale öğretisi ve hayat pratiğini özetliyor. İlham da böyle bir süreç sonunda nasip olabilir belki.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum