1. HABERLER

  2. NUR TALEBELERİ

  3. Taassubun en büyük nedeni cahilliktir
Taassubun en büyük nedeni cahilliktir

Taassubun en büyük nedeni cahilliktir

İstikamet ve vasat yol ehl-i sünnetin yoludur

A+A-

Risale Haber - Haber Merkezi: 

RisaleHaber-DKM’de bu haftaki üniversite seminer konusu “Taassub” idi.

Sunumunu Tıp Fakültesi öğrencisi Recep BAKIR’ın yaptığı seminerde Taassubun tanımı, Taassuba götüren nedenler, Bir reçete; Taassubtan nasıl kurtuluruz?, Taassub ve sadakat arasındaki fark gibi başlıklara yer verilirken seminer dikkatle izlendi.

Seminerine taassubun tanımıyla başlayan Bakır, “Taasub a’sab dan köken almaktadır. Taassub, bir şeye veya kimseye taraflı olmak, din bakımından fazla salabetli olmak ki, salabet metanet, katılık, peklik, dayanma, sağlamlık, mukaddesatı korumak hususunda cesaret, metanet ve sebat gibi sıfatlarla muntasıp olmak gibi anlamları barındırır. Taassub kendi dinini çok üstün görme, haksız yere husumet etmek, bir düşünüşe bir inanışa körü körüne bağlanıp ondan başkasını düşünmeme hali gibi birçok anlamlar bulundurabilmekte olduğunu görebiliriz. Biz burada A’SAB tan köken alan taassubu ele almaya çalışacağız. Bu bağlamda ifade etmemiz gerekir ki, taassub hastalığı hayatın her alanında kendisini gösterebilmektedir. Gerek fikir ve gerekse fiillerimizde taassubtan söz etmek mümkündür.” dedi.

Taassuba götüren nedenlere açıklık getiren Bakır, “Çok nedenleri olabileceğini düşünüyorum.  Elimizden geldiği kadarıyla bazılarını zikretmeye çalışacağız.

Cahillik, en büyük neden olarak görülebilmekte olduğunu düşünüyorum. “Kişinin cahillik düzeyi ne kadar çoksa kelimelerindeki kesinlik ifadeleri de o derecede fazla olur.’’ İfadelerdeki kesinlik bile bence kişiyi taassuba götürebilir. İmani konularda hariç, çünkü böyle durumlarda taassup değil sadakat söz konusudur

Tam vakıf olamama durumu

Akıl yürütememe, kişi karşına gelen bilgileri akıl süzgecinden geçirmediği, “Emmim bilir. Ağam bilir.’’ mantığıyla karşılaması  

Fikri seviyeden, hoşgörüden yoksun olmak

Kendini bilmemek, kişi kendisinin kul olduğunu bilmediği ya da gaflete dalıp kendisini unuttuğu vakit bu dünyaya asıl geliş nedenini unutup Dünyanın aldatıcı yönüne kapılarak taassuba yakalanabilir.

Ölçülü davranamama, Bir şeyi aşırı derecede yapmanın sonucu zıttına varır.

Kendini geliştirme ihtiyacı hissetmeme

Şeytanın sağ taraftan yaklaşması

Hürriyetsizlik

Yanlış imamlar edinme

Dini yeterince öğrenmeme

Kendi aklına ve ilmine güvenme vs..

İnat

“….demek ki bizde de bir şey varki….” Allah kimine çok vererek, kimine az vererek imtihan eder. Kişi kendisine verilen nimetlere bakıp ‘’Allah bize şunları şunları verdi. Diğerleri ise hala kitap okuyor. E demek ki bizde de bir şey varki… dediği an taassub hastalığına yakalanma ile karşı karşıya gelebilir diye düşünüyorum.” dedi. 

Müslümanın üç özelliğine dikkat çeken Bakır, “Müslüman izzetlidir: Allah (cc)’a kul olduğunu bilir. Şefkatlidir, kendisinden daha alt seviyedeki insanlara merhametli davranır. Düşene tekme atmaz. Kadirşinastır, kıymetli şeyleri takdir eder. Hürriyet, izzet ve şefkatin bir arada olmasıyla oluşur. İzzzeti olmayan bir insan zillet içerisine girebilir. Başkasının minneti altına girmesi gerektiğini, başkasının korumasına muhtaç olduğunu hissedebilir.” dedi. 

img_6131.jpg

Bir reçete; Taasubtan Nasıl kurtuluruz?

Taasubtan kurtulmanın çaresi üzerinde duran Bakır, “Üstadımızın bildirdiğinden anladığım kadarıyla, Vicdana ışık tutan din ilimleridir. Aklın nuru ise fen ilimleridir. İkisinin bir araya gelmesi ile hakikat meydana geliyor. O iki kanat ile kişinin çabası kanatlanıyor. Eğer bunlar ayrılırlarsa birincisinde taassub, ikincisinde hile, şüphe doğar. Nitekim hem geçmişte hem günümüzde gerek kişi bazında ve gerekse toplum bazında olsun böyle durumlarla karşılaşıyoruz. Dolayısıyla, İnsan hem dini ilimlerle kalbini beslemesi hem de pozitif bilimlerle aklını güçlendirmesi faydalı olabilecektir. İnsan kendisini yenilemeye çalışabilir. İfrat hayata tefrit ise ölüme benzetilmektedir. Her inancımızda ve işimizde ifrat ve tefrite kapılmamak için istikamet ve vasat yol olan Ehl-i sünnete yapışmalıyız. Kul olduğumuzu ve bu dünyaya asıl gelme nedenimizi unutmamaya çalışabiliriz. Dini iyi yorumlamalıyız.” dedi.

 

Konuya tarihten bir örnek vererek devam eden Bakır, “Mısır'ın fethinden sonra esir Memluk kumandanlarından Kayıtbay Yavuz Sultan Selim'in huzuruna getirilmişti. Aralarında şöyle bir konuşma geçti:

  • Söyle bakalım Kayıtbay, cesaret ve kahramanlığın ne işe yaradı?
  • Cesaret ve kahramanlığım hâlâ var ey Sultan! Yalnız, bize ne yaptıysa ordunuzdaki toplar yaptı!
  • Anlamadım!..
  • Berberilerden biri, Venedik'ten top getirerek bize satmak istemişti de, Peygamberimizin, "ok ve kılıç kullanın" şeklindeki emrine aykırıdır diye satın almamıştık. O satıcı bize, "Yaşayan görecektir ki, memleketiniz top yüzünden elinizden çıkacaktır" demişti. Meğer doğruyu söylemişmiş!
  • Din kaidelerine böylesine bağlı idiniz de, Allah'ın, "Düşmanın silahına aynı silahla karşılık veriniz" emrine neden uymadınız? Bilmez misiniz ki, "Ok ve kılıç kullanın" demek "Başka silah kullanmayın" demek değildir. O zaman o silahlar varmış, şimdi de bu silahlar var!"” dedi.

Seminerine taassub ve sadakat arasındaki farkı anlatarak devam eden Bakır şunları söyledi:

Zahiren bakıldığında yakın gibi görünebilirler. Fakat gerçekte çok farklılardır. Taassub kısaca bir şeye körü körüne bağlanmak denilebilirken, sadakat için delil ve tahkik neticesinde savunduğu şeyi doğruluğunu ve haklılığını idrak eder ve ondan sonra ona canı pahasına tabi olur. Daha iyi anlaşılması için mutaassıb birisi ile sadakatli birisinin özelliklerini karşılaştırmak belki de daha iyi olacaktır.

Mutassıb kişi, taklide dayanır, sorgulamadan kabul vardır, kendi arzusuna uygun zayıf bir şeyi, delil gibi görebilir,  kendi görüşünde olmayanlara hoşgörülü davranmaz, meseleleri ihata edemez ve geniş bir açıdan yaklaşamayabilir, fanatizmdir, devamlılığı olmayandır. Cehaletin neticesidir.

Sadakatli kişi, Delil ve ispatın kuvvetine dayanır, kendi görüşünde olmayanlara saygı duyar, bazen hak muhaliflerin elinde bile olsa, onu inkâr etmez. Ona tabi olur, Kendi faziletini gösterir. Başkaların kusuru ile uğraşmaz, devamlılığı vardır, ilim neticesinde gerçekleşir

img_6129.jpg
 

Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.