1. YAZARLAR

  2. Abdulkadir MENEK

  3. Seyyidlik tartışmaları
Abdulkadir MENEK

Abdulkadir MENEK

Yazarın Tüm Yazıları >

Seyyidlik tartışmaları

A+A-

Bize Risale-i Nur’u tanıtan hocamız, Üstad’ı anlatırken, bu asrın Müceddid’i ve Kur’an’ı bu zamanın insanlarının anlayışına ve ihtiyacına göre anlatan büyük İslam âlimi olarak tanıtmış ve biz de başkalarına anlatırken, hep bunları nazara vermiştik.  Biz Üstad’ı böyle tanıdık ve böyle sevdik.

Aslında Risale-i Nur’un esas fonksiyonu budur. Üstad’ın da Risale-i Nur’da tekrar ile nazara verilmesinin istediği hususlar, bu çerçevede şekillenmektedir. Üstad’ın kendisinin Seyyid ve Mehdi olmadığına dair görüşleri de, Risale-i Nur’un esas görevi olan iman kurtarma gayesini nazara vermek içindir.

Üstad’ın Mehdiliğini nazara vererek, insanlara bu hakikatleri anlatmaya kalktığımız zaman, bugün elde edilen büyük başarıya, ne kadar ulaşabilecektik? Bence bu husus en önemli hayati noktadır. Üstad Said Nursi, şahsiyetini hep geri planda bırakmış, özellikle nazarlardan gizlemiş, ifa edilen büyük iman ve Kur’an hizmetini nazara vermiş ve diğer hususları da, bu büyük hizmetin önünde perde olmasınlar diye, özellikle gizlemeye çalışmıştır.

Prof. Dr. Ahmet Akgündüz’ün 35 senelik bir çalışmanın neticesi olarak ifade ettiği ve Üstad’ın yaşayan talebelerini de davet ederek, basın mensuplarına açıkladığı Üstad’ın seyyidlik şeceresi ile ilgili olarak başlayan tartışmalar maalesef tatsız bir zeminde devam ediyor.

Bu konuyu özellikle yazmak istemedim. Çünkü bu önemli meselenin bir tartışma zemininde gündemde kalmasından özellikle rahatsız oluyorum. Bu önemli meselenin bu şekilde tartışılmasından, Üstad’ın ruhaniyetinin de rahatsız olduğu kanaatindeyim. Üstad’ın seyyidlik ve Mehdi’lik konusundaki görüşleri ve yazdıkları, bu rahatsızlığın sebebi olabileceği gibi bir izlenim ediniyorum.

Öncelikle şu soruya cevap verelim: Ahmet Akgündüz Hoca’nın böyle bir konuyu, bu tarz bir sunum ile gündeme taşımasına gerek var mıydı? Ben kendi cevabımı hemen vereyim. Hiç gerek yoktu.

Risale-i Nur’u dikkatle okuyan bütün Nur Talebeleri için, Üstad’ın seyyidliği konusunda herhangi bir tereddüt yok. Zaten Risale-i Nur’da yer alan ve Üstad’ın da onayını alan birçok mektupta, bu konuya işaret eden önemli hususlara rastlamak mümkündür. Bu hususlar perdeli olarak nazara verilmiş, dikkatli Nur Talebelerinin feraset ve basiretine havale edilmişti.  Muhatabı olan herkes bunları bilir.

Risale-i Nur’ları okuyan, imanlarını kurtaran, Üstad’ın bu çok büyük vazifesinin idrakine varan herkes, bu mektupları okumaya başladığı zaman, aynı kanaate ulaşıyor ve doğrusunu söylemek gerekirse, bu güne kadar Nur Talebeleri arasında herhangi bir tereddüttün dillendirildiğine de şahsen şahit olmadım.

Herkes kendine göre bazı gerekçeler ifade ederek, iddiasını ispatlamaya çalışıyor.  Akgündüz Hoca’nın basın toplantısında ifade ettiği söylenen ‘’Karakeçili aşireti ne kadar Kürt ise, Said Nursi de o kadar Kürt’tür’’ sözünün maksada hiç hizmet etmediğini ve ben dâhil birçok insanı rahatsız ettiğini söyleyebilirim. Bu sözün, bu şekilde ifade edilmesi hiç uygun olmamıştır.

Üstad’ın seyyidliği, Kürt olmasına engel değildir. Üstad’ın kendisi tarafından da Kürt olduğunu defalarca ifade ettiği halde Kürt olmasından rahatsız olduğu anlamına gelecek bu tür sözlerin ifade edilmesi asla kabul edilemez.

Doğu ve Güneydoğu şehirlerinde yaşayan, aslen seyyid olan on binlerce Kürt vardır. Bunların arasından da çok büyük âlimler çıkmışlar ve isimlerine ‘’Kürdi’’ yi de ilave etmişlerdir. Evet, Cumhuriyet tarihi boyunca bu ülkede Kürt olmanın ayıp, suç ve hatta günah olduğunun propagandası yapılmış ve beyinler yıkanmıştır. Bu propaganda, büyük ölçüde dindar insanları da etkilemiş, sanki herkesin Türk olmasının, dinin bir gereği olduğu gibi yanlış bazı uygulama ve sözleri de beraber getirmiştir.

Biz zaman zaman camiamız içinde de çok değerli ve önde olan bazı abilerimizden, bu konuda bazı haksız hücumlara maruz kaldık. Hatta bu yüzden veya Türkçe bilmeyen annesi ile telefonda Kürtçe konuştuğu için hizmet merkezlerinden çıkarılan kardeşlerimizi bilirim. Bunlardan bazılarının da aks-ül amel olarak, yanlış bazı yollara saptığını da maalesef üzüntü ile müşahede ederek geldik.

İşte bu durum, Kürtlerin biraz daha ötekileştirilmesine ve İslam dışı ideolojilerin kucağına atılmasının da maalesef yolunu açmıştır. Bugün Kürtler, eğer böyle örgüt ve ideolojilerin eline daha kolay düşüyorlarsa, onlara kolay bir yem olabiliyorlarsa, bu konuda bütün vatandaşların ve özellikle dindarların ciddi bir özeleştiri yapması gerekmektedir.

Emeviler tarafından baskı ve hücumlara maruz kalan çok sayıda ehl-i beyt, fırsat buldukça Kürtlerin yaşadığı bölgelere göç etmişler ve burada büyük bir hürmet, alaka ve muhabbet ile karşılaşmışlardır. Bu şekilde İran bölgesine göç eden çok sayıda seyyid ailesi de bulunmaktadır. Bu yerleşim neticesi, ehl-i beyt ile Kürtler adeta iç içe girmiş ve kaynaşmışlardır.

Bunun neticesi olarak da elbette yıllar geçtikçe bu mübarek insanlar Kürtleşmiş ve bu bölgenin dilini ve kültürünü benimsemişlerdir. Bunlar dünyanın her tarafında yaşanan sosyal olaylar olarak her zaman karşımıza çıkabilmektedir. Bu insanlar nesebi köklerini ve manevi bağlarını muhafaza etmek şartıyla, aradan geçen yüzyılların sonunda, artık yerleştikleri bölgedeki insanların milleti ile anılmaya başlanmışlar ve daha doğrusu, artık o milletten olmuşlardır.

Bunu başka türlü ifade etmeye, bu sosyal gerçeği değiştirmeye veya başka tarafa çekmeye gerek yoktur. Özellikle Üstad’ı çok seven ve O’na gönülden bağlı olan Kürt kardeşlerimizde bazı istifhamların doğmasına vesile olabilecek bazı teşebbüs ve sözlerden hep beraber kaçınmak zorundayız.

Huzur ve kardeşliğe bir adım daha yaklaştığımız bu günlerde, Nur Talebelerinin de; bu güne kadar başarı ile yapmış oldukları hizmeti ve canlı tuttukları ‘’Tevhid’’ ruhunu zedeleyebilecek her türlü sözden uzak durmaları gerekir.

Nur Talebeleri Üstadımızı, yapmış olduğu cihanşümul ve muhteşem iman hizmeti için seviyorlar, Üstad olarak kabul ediyorlar ve bu durum kıyamete kadar böyle devam edecek. Hiç bir şekilde bizim Üstadımıza olan muhabbetimiz ve bağlılığımız bir dirhem azalmaz veya artmaz.

Hizmete hiçbir fayda vermesi mümkün olmayan tartışma ve teşebbüslerden herkesin kaçınması lazım ve elzemdir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
8 Yorum