1. YAZARLAR

  2. Funda DEMİRER

  3. Serinliği isterken, selameti unutmak
Funda DEMİRER

Funda DEMİRER

Yazarın Tüm Yazıları >

Serinliği isterken, selameti unutmak

A+A-

İbrahim (as) ateşe atıldığında, ateşe  “İbrahim için serin ve selâmetli ol." [1] diye buyurmuştu İbrahim’i dost edinen Rabbi… Yalnız serin olması yetmiyordu demek ki ateşin. Ona sadece serin ol denseydi, aldığı emirle insanı donduracak bir serinliğe kadar gidebilirdi (Ateşin bir derecesi var ki, burûdetiyle (soğukluk)  ihrak (yakar) eder, yani ihrak gibi bir tesir yapar.[2]). Emir ‘serin ol’ un yanında ‘selametli’  olmayı da içeriyordu. İbrahim için güvenliği istiyordu Rabbi. Çünkü insan dışında yaratılan her şey emre itirazsız itaat ediyor, vazifesini yerine getiriyor ve karşılığını da alıyordu.

Tabi ki bütün bunlar İlahi senaryoda hikmetlerle dolu önemli ayrıntılardı. Ateşe emir verirken Cenab-ı Hak, nerde durduracağını da biliyordu şüphesiz. Peygamber hayatlarında onlara yapılan zulüm ve işkencelerin de, Onlar hak etmedikleri halde imtihan gereği olduğu ve bizlere örnek teşkil ettiği de malum.  Ama bu âyet dua etmenin yöntemiyle ilgili yeni kapılar da araladı dünyama. Bir dostum bana ‘kendin için tam dua et ki, başkalarının senin için ettikleri dualarda ki eksikleri tamamla’ der her zaman. Hakkıyla edemediğim aşikâr ama dua ile kavuştuklarım ve sakındırıldıklarımın izleri de hep hayatımdadır... Ve Risale-i Nur’ ların hayatıma kattığı dua zenginliklerinin de, dualarıma Esma-i Hüsnaları yerleştirmemin de önemini taze tutmaya çalışırım… Muhatap olduğum ilk günden bu yana Risale-i Nur denince beraberinde zihnime düşen ilk özellikler olmuştur, muhtevasında ki ‘dua ve Esma’ hassasiyeti...

Hz. İbrahim’le ilgili ayet,  istemenin bir şartını hatırlatıyor sanki. Sıkıntıdan kurtulmayı isteyeceğiz ama beraberinde başka bir sıkıntıya düşmemeyi de… Genel anlamda ‘hayırlı olan’ dediğimiz isteme şeklinin detayı gibi. Dua edişlerimizde düştüğümüz bir hata oluyor bazen, isteklerimizi tek tek sıralamak ya da dua da ısrar etmek yerine “hayırlıysa olsun” diye toptan bir söylem gerçekleştirmemiz... Oysa istemek verilmiş,  vermek istendiğinden sırrınca Varlığı ve verecekleri sonsuz olandan isterken niye kayıt koyalım ki? Varlığında hiçbir kuvvet ve zenginlik olmayanlardan talep ederken çekinmeyip, her dileği karşılayıp, her kapıyı açan Yaratıcımızdan isterken neden yarım yamalak, olsa da olur olmasa da gibi bir ifadeyle isteyelim ki?

Tabi ki hayırlısını isteyeceğiz imanın gereği olarak ama ‘asıl’ isteğimizi de,  bize bizden daha yakın olana izhar etmekte ki samimiyet anlarını da kaçırmamak gerek diye düşünüyorum… İsteyen de, istenilen de, istenilenin daha mükemmeli de tek bir Mucibe’d- de’avât’ın tasarrufunda… Ki dua etmeyi bize tarif eden Yirmi Üçüncü Söz’de de geçtiği gibi,  İkinci kısım, lisanla, kalble dua etmektir. Eli yetişmediği bir kısım metâlibi istemektir. Bunun en mühim ciheti, en güzel gayesi, en tatlı meyvesi şudur ki: Dua eden adam anlar ki, Birisi var, onun hâtırât-ı kalbini işitir, her şeye eli yetişir, her bir arzusunu yerine getirebilir, aczine merhamet eder, fakrına medet eder.[3]

İsteklerimiz, ihtiyaçlarımız bizim bildiklerimizden çok daha fazla… Öyle ki ne, serinliğe ne kadar, ne de serinlikte ki selamete ne kadar ihtiyacımız olduğunu bilmiyoruz çoğu vakit. Düştüğümüz ateşleri serinletemeyecek kadar aciziz, ateşin aldığı emirle bizi soğukluğuyla yakmasını engelleyecek kadar da fakir… Ne ateşten,  ne donmaktan kendimizi kurtaracak donanıma sahip değiliz… “Duâ bir sırr-ı azîm-i ubudiyettir. Belki ubudiyetin ruhu hükmündedir. [4], ifadesinden de anlaşılacağı üzere, ancak kulluk bizi serinlikte ki selamete ulaştıracaktır…

Âyetler dua etmemiz ve dualarımıza karşılık verileceği konusunda ısrarla dururken, bizim istemek noktasında zayıflık göstermemiz kim bilir hangi güzellikleri kaçırdığımızın işaretidir… Şüphesiz daha nice hikmetlerin saklı olduğu bu Kur’ânî dersten benim çıkarabileceğim neticelerden sadece bir tanesi idi;  serinliği isterken, selameti unutmamak…

Dipnotlar:
[1]Enbiya Suresi- 69
[2] Sözler - Yirminci Söz
[3] Sözler - Yirmi Üçüncü Söz
[4]  Mektubat - Yirmi Dördüncü Mektup

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
4 Yorum