Afife ARTIK

Afife ARTIK

Yazarın Tüm Yazıları >

Sayha

A+A-

Haşr-i azamda diriliş bir sesle olacak. İsrafil Aleyhisselam’ın Sur’a üflemesi ile…

“Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.” (Yasin 36/53)

“derken (kulakları sağır eden) o şiddetli gürültü (Sûr’a ikinci üfürüş) geldiği zaman” (Abese 80)

“Halbuki o (diriliş), bir tek haykırışa bakar” (Naziat 79)

Tüm dirilmeler, uyanmalar, uyandırılmalar bir ses ile…

Adetullah kanunları birdir, değişmez. Baharda çekirdeklerin açılması da, şimşeklerin çakması ile, şiddetli bir gürültü ile. Haşirde kabirden kalkış bir ses ile. Kıyametin kopması bir ses ile. Çiçeklerin açılması bile, yüksek olmasa da, bir ses ile. Annenin doğum yapması iki ses ile; biri annenin çığlıkları diğeri bebeğin ağlayarak dünyaya teşrifi.

Geçmişte yaşamış azgın kavimlerin helaki de bir ses ile. Bunun misallerinden: “Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler” (Yasin 369)  “Zulmedenleri ise o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında yüzüstü serilip kaldılar” (Hud 117)  “(azap) emrimiz gelince, Şuayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.” (1194) Bunun daha çok misalleri var Kur’an’da.

İnsanın fıtratında derç edilmiş istidatların açılması da bir ses ile. İstidat çekirdekleri bir sesle çatlıyor, açılıyor. Zikrin, Kur’an okumanın sesli olmasının önemi de buraya da bakıyor. Namaz kılarken de en azından kendi işiteceğimiz bir sesle kıraatte bulunuyoruz.

Her bir namazın vakti de bir inkılabın başı ve her namaz vakti ezan ile ilan ediliyor. Kainattakitecellilerin farklılaştığı ezan ile hatırlatılıyor adeta.

Risale-i Nur’ların sesli okunmasındaki tesir bu kanuna da bakıyor. Hele hulus-u kalb ile dinlemek ve ihlaslı bir ağızdan dinlemek bambaşka açılımlara sebep. Fıtratımıza pek çok istidatlar derç edilmiş ve biz bu dünyada istidatlarımızı nemalandırmak için bulunuyoruz. (İşarat’ülİ’caz s.13) Demek bu istidat çekirdeklerinin açılması ve onların zararlardan muhafaza edilmesi bu dünyada en önemli işimiz. Öyle ise bu istidat çekirdeklerinin açılmasına sebep olabilecek sesleri çok çok dinlemeli ve onlara zarar verecek seslerden de kaçınmalı. Elbette istidatlarımızı açacak seslerin başında Kur’an gelmektedir ve Kur’an’ın imanî ayetlerini tefsir eden Risale-i Nur.

Risale-i Nur tahkiki imanı kazandırdığından ve bir nur olan tefekküre alıştırdığından istidat çekirdeklerinin açılmasında rolü çok ehemmiyetlidir. Adeta her kelimesi içimizde bir yerlere dokunur.

Taleplerin, hele ki şiddetli taleplerin bildirilmesi de bir ses iledir. Gecenin sessizliğinde hastaların inlemeler bir şifa talebi değil midir? Denizin ortasında boğulmakta olan kişi “imdat” diye bağırmaz mı? hayat sefinesinde sadece bir dümenci neferi olduğunu unutup hayatın ağır yükünü üstlenenler feryat etmezler mi?

Duyduğumuz, işittiğimiz her bir ses bizde bir şeyleri uyandırıyor. Adeta paydos etmiş bir fabrikanın işlemeye başlaması gibi. Fıtratlara ve mizaçların farklılığına göre bu etki farklı olabiliyor. Bu nedenle kimisi için haram olan sesler kimisi için helal olabiliyor. Mesela işitilen bir müziğin, bir çalgı aletinin kendisinde şehvanî hisleri uyandırdığı kişi için onu dinlemek haram. Aynı müzik ve ses, bir başka insanda ulvî hislerin uyanmasına sebep oluyor ise o kişi için onu dinlemek helal.

“nazar ile niyet mahiyet-i eşyayı tağyir eder”(Mesnevi-i Nuriye s.51)

Türk Sanat Müziğinin eski eserlerinin çoğunda aşkı anlatan eserleri Allah’ı düşünerek dinleyebilirsiniz mesela. Aynı parçaları bir insanı nazara alarak dinlediğinizde ise elbette farklı şeyler uyanacak içinizde.

İşitilen ve söylenen seslerin tekrar edilmesinin ise kuşkusuz derin izleri olacaktır. Mesela bir günde en azından kırk defa Fatiha Suresi’ni okumak fıtratımızdaki hangi çekirdekleri açıyor? Tesbihatta otuz üçer defa tekrarlanan kelimat-ı mübareke nerelerimize dokunuyor ve fıtratımızdaki hangi istidatların açılmasına sebep oluyor?

Madem söylediklerimiz işittiklerimiz bizde bir şeylerin açılmasına sebep oluyor, öyle ise ne dinlediğimize ve ne söylediğimize çok dikkat etmeli. Olumsuz kelimeleri dilinden düşürmeyen insanların simalarına ve sürekli olumlu ve müspet cümleler kuran insanların simalarına dikkat etmek, söylenen ve işitilenlerin insanın fıtratına nasıl tesir ettiğini anlamamıza yardımcı olur.

Çok zikreden insanları simalarından bilebilirsiniz. Namaz kılan ve kılmayanların simaları ayrı ayrıdır. Hatıralarda geçer; trende bir Ağabeye ihtiyar bir adam “sen nereden geliyorsun, kimi ziyaret ettin” diye sorar. Ağabey, Bediüzzaman hazretlerini ziyaretten geliyordur. Demek nazar da ses de insanda değişimlere sebep oluyor.

“Sohbette inikas ve insibağ vardır.” (Yirmi Yedinci Söz)

Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam’ın sohbetinde bulunan bu inikas ve insibağ, derecesine göre Allah’ın anıldığı, Resulünün öğretilerinin paylaşıldığı her sohbette vardır. Risaleler hem ilim, hem ibadet, hem zikir hem de tefekkürdür. Okunan kelimeleri insanda işlediği, fıtrattaki çekirdekleri çatlattığı gibi imanî meselelerini tefekkürü de insanda farklı açılımlara sebep olur.

Öyle ise işittiğimiz sesler konusunda çok seçici olmalıyız. Zira hepsi içimizde bir şeyleri açmakta ve bazı duygularımızı harekete geçirmekte. Elbette reklamlarda ve dizilerde kullanılan seslerin bizde olumlu bir şeyleri harekete geçirmediğini söylemeye gerek bile yok. Veya alış-veriş merkezlerindeki müziklerin satın alma hırsını tetiklediği de bilinen bir gerçek.

Eğer işittiklerimiz konusunda seçici değilsek anlam veremediğimiz davranışlarımız da çoğalacaktır. “şimdi neden bunu yaptım ki” diye düşünüp dururuz. Bunu düşündüğümüz noktalarda bakabiliriz, “ben bugün ne dinledim, kimlere kulak verdim?”

Televizyonlarda tartışma programlarının çok revaçta olduğu dönemler, sokaktaki insanların da aynı o birbirine sataşan tartışmacılar gibi konuştuklarına şahit olmuşsunuzdur. Ya da seçim öncesi yaşanan kavgaların herkesin diline ne tarz cümleler doladığına…

Evet bu asrın çarşısında siyaset ve dünya hayatının temini en çok ehemmiyet verilen meseleler. Yalan ve doğruluk arasındaki çizgi çok ince, aynı ağızdan hem yalan hem doğru çıkabiliyor. Eğer müseylime-i Kezzab şu gün gelse “bu yalancıdır” diye açıkça diyemeyebilecek bir haldeyiz. Bu umumi havadan herkes hissesini alıyor, zira hava sayfasına ekilen kelime tohumları meyveler veriyor. Havaya salıverilen her bir yalan, kin ve nefret kokan, düşmanlık işmam eden her bir kelime sümbülleniyor. Bu nedenle nefes almak isteyen ruhlar Allah’ın zikredildiği mekanlara müncelib oluyorlar. Bulundukları mekanlarda Allah kelamını ve Allah’tan bahseden kelimeleri çoğaltmaya gayret ediyorlar.

Risale-i Nur’da üç aylar geçtikten sonra manevi havanın bozulduğu ve az çok herkesin bundan etkilendiği ve Nur Talebelerinde de bu dönemlerde geçici bir fütur gelebileceğinden bahsediyor Bediüzzaman Hazretleri. Demek üç aylarda ve hususen Ramazanda manevi hava temiz oluyor. En çok Kuran okunan, camilerin en çok dolu olduğu ayda elbette manevi hava temiz oluyor çünkü bir harfi en az on cennet meyvesi veren Kur’an kelimeleri hava tarlasına ekiliyor.

Bu umumî alem içinde her birimizin hususî bir alemi var. Öyle ise gelin hususî alemlerimizin  havasını temiz tutalım. Mübarek kelimeleri bulunduğumuz ortamlarda hava tarlasına ekelim. Hava tarlası o kadar verimli o kadar verimli ki bir anda ektiğimiz bir tohumdan hiç zaman geçmeden anında sümbüllenmiş, meyve vermiş bir ağaç çıkabilir ve çıkıyor da. Bir yandan bu mübarek kelime tohumlarını ekerken bir yandan da ayrık otlarına müsaade etmeyelim. Şevk kıran, moral bozan, yaşama sevincimizi azaltan ve hayatla bağlarımızı zayıflatan kelimelere yol vermeyelim ki ağzımızdan çıksın. Elbette alışkanlıkları terk etmek kolay değil. Bunun en etkili bir yolu da böyle olan insanlar ile bir arada bulunmak. İnsan duya duya alışır ve kendisi de olumlu cümleler kurmaya başlar.

Bunu başarmanın bir yolu da Risale-i Nur’ları devamlı okumaktır. Risalelerde şevk kıracak bir cümle bulamazsınız “şevk-i mutlak”ı esas alır. Her cümlesi eyleme, pozitif eyleme teşvik eder. Kendi olumsuz bakış açımızla yanlış mana verdiklerimiz müstesna.

İçinde bulunduğumuz üç ayların güzel havasından daha dolu dolu solumak ve bu güzel havaya sürekli katkıda bulunmak bizi kendimize getirecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.