Hoşgeldiniz! bugün 07 Eylül 2010 Salı
Allah (cc) şeytanı neden yarattı?
 
Gafil kafaya bir tokmak ve bir ibret dersi
 
Nurcuların yargılanması imanımı kurtardı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Belaların istilası duanın özel vaktidir
23 Haziran 2010 / 00:01
Günlük Risale-i Nur dersi...

Bismillahirrahmanirrahim

Hem, duâ bir ubûdiyettir; ubûdiyet ise, semerâtı uhreviyedir. Dünyevî maksadlar ise, o nevi duâ ve ibâdetin vakitleridir; o maksadlar, gàyeleri değil.

Meselâ, yağmur namazı ve duâsı bir ibâdettir. Yağmursuzluk, o ibâdetin vaktidir; yoksa, o ibâdet ve o duâ, yağmuru getirmek için değildir. Eğer sırf o niyet ile olsa, o duâ, o ibâdet hâlis olmadığından, kabule lâyık olmaz.

Nasıl ki, güneşin gurûbu, akşam namazının vaktidir; hem güneşin ve ayın tutulmaları, küsûf ve husûf namazları denilen iki ibâdet-i mahsusanın vakitleridir. Yani, gece ve gündüzün nurânî âyetlerinin nikaplanmasıyla bir azamet-i İlâhiyeyi ilâna medâr olduğundan, Cenâb-ı Hak, ibâdını, o vakitte bir nevi ibâdete dâvet eder. Yoksa, o namaz, açılması ve ne kadar devam etmesi, müneccim hesâbiyle muayyen olan ay ve güneşin husûf ve küsûflarının inkişafları için değildir. Aynı onun gibi, yağmursuzluk dahi, yağmur namazının vaktidir.

Ve beliyyelerin istilâsı ve muzır şeylerin tasallutu, bâzı duâların evkat-ı mahsusalarıdır ki, insan o vakitlerde aczini anlar; duâ ile, niyaz ile Kadîr-i Mutlakın dergâhına ilticâ eder.

Eğer duâ çok edildiği halde, beliyyeler def' olunmazsa, denilmeyecek ki, "Duâ kabul olmadı." Belki denilecek ki, "Duânın vakti, kazâ olmadı." Eğer Cenâb-ı Hak, fazl ve keremiyle, belâyı ref' etse, nurun alâ nur, o vakit duâ vakti biter, kazâ olur.

Demek duâ, bir sırr-ı ubûdiyettir. Ubûdiyet ise, hâlisen livechillâh olmalı. Yalnız aczini izhâr edip, duâ ile Ona ilticâ etmeli; Rubûbiyetine karışmamalı. Tedbîri Ona bırakmalı, hikmetine itimad etmeli, rahmetini ittiham etmemeli. (Sözler, Yirmi Üçüncü Söz. 287)

Bediüzzaman Said Nursi

SÖZLER:

AZAMET-İ İLÂHİYE : Allah'ın büyüklüğü.
BELÂ : Afet. Sıkıntı.
BELİYYELER : Belâlar, musibetler.
DEF' : Ortadan kaldırmak
DERGÂH : Allah'a ibâdet edilen yer; büyük bir huzura girilecek kapı; padişahların kapısı.
DÜNYEVÎ : Dünyaya âit, dünya ile ilgili.
EVKAT-I MAHSUSA : Husûsi, özel vakitler.
FAZL : Lütuf, bağış, ihsan, karşılıksız iyilik
GURÛB : Batma, batış, batıda görünmez olmak.
HÂLİS : Hilesiz, katıksız, saf, duru
HUSÛF : Ay tutulması, perdelenmek
İBÂD : Kullar.
İBÂDET-İ MAHSUSA : Herbir varlığın kendisine özel ibâdeti.
İLTİCÂ : Sığınma.
İNKİŞÂF : Gelişme, açılma
İSTİLÂ : Kaplama, yayılma, ele geçirme.
KADÎR-İ MUTLAK : Kudreti mutlak olan ve herşeye gücü yeten, sonsuz kudret sahibi Allah.
KAZÂ OLMADI :buradaki manası: Bitmedi
KEREM : Cömertlik, lütuf, ihsan, inâyet, izzet, şeref.
KÜSÛF : Güneş tutulması, Ay'ın dünya ile Güneş arasına gelerek Dünya üzerinde gölge yapması.
KÜSÛF VE HUSÛF : Ay ve güneş tutulması.
LÂYIK : (Liyakat. den) Yakışır ve yaraşır
MAKSAD : Ana fikir; kastedilmiş, istenilen şey.
MEDÂR : Sebep, vâsıta, vesîle.
MUAYYEN : Kesin olarak belli olan, belli, ölçülü, tâyin ve tesbit edilmiş olan.
MUZIR : Ziyan veren, zararlı, zarara sokan.
MÜNECCİM : Yıldızların hareket ve hâllerini incelemekle uğraşan, hareketlerinden mânâ ve hüküm çıkaran, astrolog.
NİKAP : Yüz örtüsü, peçe, perde, örtünme.
REF' : Kaldırmak. Hükümsüz bırakma.
SEMERÂT : Meyveler, faydalar, kârlar, menfaatler.
SIRF(E) : Sadece, yalnızca.
SIRR-I UBÛDİYET : Kulluk sırrı.
TASALLUT : Birini rahatsız etme, musallat olma, hükmü altına girme, tahakküm.
UHREVİYE : Ahirete âit.
HÂLİSEN : Hâlis olarak. Yalnızca Allah rızasını kazanmak arzusuyla.
LİVECHİLLÂH : Allah için, Allah nâmına, Allah aşkına, Allah rızasına.
RUBÛBİYET : Cenâb-ı Hakkın her zaman, her yerde ve her mahlûka muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onu terbiye etmesi ve idâresi altında bulundurması vasfı.

GoogleGoogle YahooYahoo FacebookFacebook DiggDigg Del.icio.usDel.icio.us
RedditReddit TwitterTwitter friendfeedfriendfeed myspacemyspace bloggerblogger
Tam zamanı
Ahmet Zobu
Hz. Üstan ne güzel söylemiş "Beliyyelerin istilâsı ve muzır şeylerin tasallutu, bâzı duâların evkat-ı mahsusalarıdır." Evet memleketimize belalar ve zararlı şeyler musallat olmaktadır. Kardeşler gelin hep beraber halisane dua ve niyaz edelim. Allah C.C. memleketimizden ve tüm islam beldelerinden belaları ve muzır şeyleri def ve ref etsin.
23 Haziran 2010 Çarşamba 08:30
DİĞER HABERLER
RisaleHaber Özel Arama
SON DAKİKA
Google Grupları
Risale Haber grubuna abone olmak için
E-posta:
Bu grubu ziyaret ediniz
ÇOK OKUNANLAR
GENÇ KALEMLER
RÖPORTAJ
ANKET
Referandumda kararınız nasıl olacak?
BASINDAN SEÇMELER
KARİKATÜR
Dağıstan Çetinkaya (Zaman)
HAVA DURUMU
Ankara
13 / 31
 
Antalya
21 / 31
 
Bursa
13 / 26
 
İstanbul
20 / 26
 
İzmir
19 / 31
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim