1. YAZARLAR

  2. Ediz SÖZÜER

  3. Kıymetine paha biçilmez bir hakikat: Ebedî hayat
Ediz SÖZÜER

Ediz SÖZÜER

Yazarın Tüm Yazıları >

Kıymetine paha biçilmez bir hakikat: Ebedî hayat

A+A-

Risale-i Nur eğitim programımızın “Öldükten Sonra Dirilişin ve Ebedî Hayatın Varlığının İspatı” isimli bölümünün bir parçası olan yazımızı okumakla beraber; sunulan hakikatlerin tam olarak hissedilerek pekiştirilmesi için, eser metnini de içeren görsel destekli ders videosunu da yazının sonundaki adresten izlemenizi tavsiye ediyoruz.

Kıymetine Paha Biçilmez Bir Hakikat: Ebedî Hayat (Onuncu Söz-Haşir Risalesi İzahı-Giriş Metni- Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı Dersleri-49)

Ebedî bir hayatın var olduğunu kesin olarak bilseydiniz ne yapardınız?

Sonsuza kadar yaşayacağınızı bilmeniz hayata bakışınızı nasıl etkilerdi?

Peki ya ebedî hayatınızdaki rahat ve mutluluğunuzun bu geçici dünya hayatındaki davranışlarınıza göre belirleneceği bilgisine -geceden sonra gündüzün, kıştan sonra baharın geleceğinden emin olduğunuz ve iki kere ikinin dört ettiğini bildiğiniz kesinlikte- sahip olabilseniz, acaba hayatınızda neler değişirdi?

Kıymetine paha biçilmez böyle bir hakikatin bilgisine, sadece eğitim programımıza ait yazı dizimizi dikkatle okuyarak ulaşabileceğinizi size haber verseydik, heyecanlanmaz mıydınız?

Sizlere izah metinlerini takdim ettiğimiz ve orijinal metnini muhakkak okumanızı istediğimiz Onuncu Söz (Haşir Risalesi), tüm bunları ve daha fazlasını vaad eden ömürlük bir eser. Yani hayat boyu usanç vermeden tekrarla okunabilen ve okunmasına olan iştiyakın hiç azalmadığı canlı bir kitap.

Şimdi yazı dizimize giriş yapmadan önce bazı temel bilgileri vermek istiyoruz ki, esere daha sağlıklı bir gözle bakabilelim ve içindeki delilleri doğru değerlendirebilelim. Öncelikle eğitim programımızın önceki derslerinde de ortaya koyduğumuz bir temel bilgiyi hatırlayalım:

İman ile ilgili bütün hakikatlerin aslı ve kaynağı Allah’a imandır. Tüm iman esasları Allah’a imanın zarurî gereği olarak gerçekleşir, ispatlanır ve ancak Allah’a iman hakikatinin parlak ışığı altında tam olarak anlaşılabilir.

Ebedî bir hayatın varlığı ve devamlı kalınacak bir mekâna gidileceği konusu da tamamen bu kaynaktan beslenir ve Allah’ın varlığından bağımsız olarak incelenmesi veya delillendirilmesi söz konusu olmaz. Çünkü hayatı yaratan kim ise, ölümün ardından ikinci bir ebedî hayatı getirecek ve o hayatı devam ettirecek de ancak O’dur. Bu dünya ve içindekileri yapan ve işleten kim ise, ölümünün ardından dünyayı yeniden âhiret suretinde diriltecek ve fâni dünyanın kapısını kapatıp, bâki diğer bir âlemin kapılarını bizlere açacak yine O’dur, başkası olamaz. O zaman bu mesele O’nun varlığından bağımsız değerlendirilemez ve ancak O’nun varlığının ve -eserleriyle özelliklerini gösteren- sıfat ve isimlerinin zarurî bir gereği olması noktasından ele alınabilir.

İşte Onuncu Söz’ün yaptığı da budur: Esas olarak Allah’ın varlığı ile isim ve sıfatlarının temel gerekleri üzerine diriliş meselesini bina etmek ve onlara dayandırarak ispatlamak. Fakat burada ifade etmemiz gereken çok önemli bir nokta vardır. Sakın zannedilmesin ki, Allah’ın sıfat ve isimleri üzerine bina edip, onlara dayandırarak dirilişi ispatlama özelliği nedeniyle Haşir Risalesi, yaratıcıyı inkâr eden ateist bir insana hitap etmez. Çünkü Onuncu Söz, özellikle “Hakikatler” bölümünde bütünsel bir yaklaşımla ve üçlü bir delillendirme metoduyla meseleleri ele almıştır. Yani her bir “Hakikat”te hem Allah’ın varlığını, hem isim ve sıfatlarını, hem de bunlara dayandırarak âhiretin varlığını ispat ediyor. Risale-i Nur’un Mektubât eserinin Yirmi Sekizinci Mektubunun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi’nde bu mesele izah edilirken şu ifadelere yer veriliyor:

“Hakikatlerde, mevcudâta, âsâra nazarı çeviriyor. Der ki: Bunlarda muntazam ef’al var. Muntazam fiil ise fâilsiz olmaz. Öyleyse bir fâili var. İntizam ve mizanla o fâil iş gördüğü için, hakîm ve âdil olmak lâzım gelir. Madem hakîmdir; abes işleri yapmaz. Madem adaletle iş görüyor; hukukları zayi etmez. Öyle ise bir mecma-ı ekber, bir mahkeme-i kübrâ olacak. İşte Hakikatler, bu tarzda işe girişmişler. Mücmel olduğu için, üç dâvâyı birden ispat ediyorlar. Sathî nazar fark edemiyor. Zaten o mücmel Hakikatlerin her birisi, başka risaleler ve Sözlerde kemâl-i izahla tafsil edilmiş.”

Anlaşıldığı üzere önce eşya üzerinde gözle görünen fiil ve eserler gösterilerek, bunlar üzerindeki düzenliliğin fark edilmesi isteniyor. Bu noktadan hareketle, bu muntazam işlerin işleyicisiz olamayacağına hükmediliyor. İntizamla iş gören bir şahsın ise, fayda ve gayeleri takip eden hikmetli biri olması gerektiği ve ölçülü iş yapan ve her hayat sahibine hayat hakkını mükemmelen veren bir kişinin ise adalet sahibi biri olması lüzumu ifade ediliyor. Daha sonra ise, bu sıfat ve ünvanların temel özelliklerine zıt olan ‘neticesiz, faydasız, anlamsız iş yapmak’ ve ‘hukukların çiğnenmesine ve haksızlıklara izin vermek’ manalarının kalıcı ve sürekli olarak gerçekleşmesine müsaade etmeyeceği çıkarımıyla, bu ünvanların gereği olan bir büyük mahkemenin yapılacağı ve her şeyin anlam kazanacağı bir yere gidileceği hakikatine intikal ediliyor.

İşte işin mantığının sinematik bir temsille verildiği ‘On İki Suret’ ve Allah’ın ve peygamberliğin kısaca ispatlandığı, insanın vazifesine ve haşrin delillerinin mahiyetine kısaca işarette bulunulan ‘Dört İşaret’ten sonra gelen ‘On İki Hakikat’te bu çoklu delillendirme yöntemi kullanılıyor. Özlü olarak ifade edildiği ve birbiri içine girdiği için fark edemeyebileceğimiz üç yönlü delillere bu gözle bakmalı ve yüzeysel bakışla her üç noktadan yapılan ispatları gözden kaçırmamaya çalışmalıyız. Zaten Risale-i Nur Eğitim Programı’mızın temel/kaynak kitabı olan “Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur Eğitim Programı” kitabımızın Tabiat Risalesi’ne ait izah metinlerinde Allah’ın varlığı ile ilgili deliller tüm detaylarıyla incelenmiş ve ortaya koyulmuş olduğundan, bu meselelerin tam izahlarını oraya havale ediyoruz.

Son olarak şöyle bir bakış açısını da paylaşalım sizinle ki, ebedî hayat delillerine bu yönden de bakmanızı sağlamış olalım. Eserin sonunda da ifade edildiği gibi âhiretin varlığı, Allah’ın varlığı ile o kadar sıkı sıkıya bağlı ve irtibatlı bir hakikattir ki, yaratıcının varlığına ait bir delile, farklı bir açıdan bakarsanız, o delil aynen âhiretin varlığına da parlak ve kesin bir şekilde delil olur.

Mesela canlılar üzerinde görülen incelikli sanatlar, faydalı fonksiyonlar, göz alıcı güzellik, karmaşık tasarım ve o canlıların leziz nimetlerle güzelce beslenmeleri; bu faaliyetlerin ancak bu eserleri meydana getirecek özelliklere sahip birinin yani hikmet, ilim, kudret, rahmet, adalet sahibi bir zâtın elinden çıktığını gösterirler. Bununla birlikte bu sıfatların kapsamlılıkları ve azametleriyle beraber, o sıfatların kendilerini gösterdikleri canlıların çok kısa yaşadıklarına ve o güzelliklerin, sanatların ölüm ile ziyan olup gidiyor gibi görünmelerine ve bunun ise ciddî bir tezat olduğuna dikkat edildiğinde, âhiretin varlığı ve gerekliliği kendini açık olarak gösterir.

Diğer bir misal: Bir sanat eseri gibi inşa edilen insan vücudu, bir yaratıcının varlığına delil olduğu gibi; çok zahmet ve masraflarla yapılmasına ve geniş kabiliyetlerle donatılmış olmasına rağmen, kısa zamanda toprak olup çürümeye terk edilmiş gibi görünmesinin tezatlığı; o kapı ardından ebedî âleme gidilecek bir diğer kapının açılacağını ve bu durumun geçici olup, öyle kalmaya devam etmeyeceğini gösterir ve parlak bir şekilde, gelecek ebedî bir hayata delil olur.

Şimdi en büyük bir dâhî kabul edilen İbn-i Sina’nın “Akıl buna bir yol bulamaz” dediği ve anlamasında aczini itiraf ettiği ve bu meşhur âlimin dehâsıyla yetişemediği diriliş meselesinin hakikatlerini herkese ve çocuklara bile bildiren ve kâinatın iki büyük tılsımından (Allah’a ve âhirete iman) ikincisinin kapısını açan ve anahtarını elimize teslim eden Haşir Risalesi’nden içeriye merakla giriyoruz.

Bakalım bizleri neler bekliyor?

Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı Ders Videosu: (Kıymetine Paha Biçilmez Bir Hakikat: Ebedî Hayat) 

https://youtu.be/Oijl3OfCC6A

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.