1. YAZARLAR

  2. Mustafa ORAL

  3. İsmet Özel Bediüzzaman’ı okusaydı şiiri bırakmazdı
Mustafa ORAL

Mustafa ORAL

Yazarın Tüm Yazıları >

İsmet Özel Bediüzzaman’ı okusaydı şiiri bırakmazdı

A+A-

Şiir ve düşünce dünyamızın son elli yılına damga vurmuş şair İsmet Özel geçtiğimiz günlerde şiiri bıraktığını ilan etti. Buradan bakılınca Özel’i şiiri bırakma kararı aldıran süreci anlamak zor değil.

İsmet Özel bir devre imzasını atmış bir şair. Şiirleri farklı görüş ve düşüncedeki kişiler için uzun dönemde ufuk açı oldu.  Sağdan, soldan birçok kişi onun görüşlerinden etkilendi.

Özel, soldan sağa (!) gelen bir şairdi. Bununla beraber şiirinde ciddi bir değişiklik olduğunu söylemek zor. Şiirine renk veren “solduyu” sağduyuya dönüşemedi. Öte yandan Sezai Karakoç örneğinde olduğu gibi mümince bir sese de tam bürünemedi.

İsmet Özel hep kendine “özel” bir ses oldu. Nev-i şahsına münhasırdı. Bu kişilik onda böyle bir “özel” şiir kimliği oluşturdu. Bana kalırsa her mümin şairin ilanihaya döküleceği deniz imanî ve insanî bir okyanus olan Sezai Karakoç şiiridir. İsmet Özel’in şiiri bu anlamda imanî ve insani değildi. İsmet Özel soldan sağa/İslamî çizgiye gelse de şiiri “iman etmemiş” bir şairdi.

O şiirimize bir çok noktada İsrailiyat getirdi. İmanî ve insanî tekamülünü tamamlama istidadını zayıflatan nesillerde kafa karışıklığına neden oldu. Rilke örneğinde olduğu gibi şeytanları taşlarken zaman zaman melekleri ürküttü. Sesindeki sertlik, hafif enaniyet kokan halleri ondan bir Sezai Karakoç olmasını bekleyen nesilleri kendinden uzaklaştırdı. Bu durum beklenti içindekileri olumsuz etkilediği gibi İsmet Özel’i de olumsuz etkiledi. Şair ve okuyucu arasındaki kan dolaşımını engelledi. Okuyucu biraz daha sabırlı, İsmet Özel de biraz daha tevazu sahibi olabilseydi ihtimal ki bu gün İsmet Özel daha geniş çevrelerce tanınıyor olabilirdi.

İsmet Özel’in hatası Batı düşüncesine ayırdığı zaman kadar, bu topraklarda imanî ve insanî dilin en beliğ temsilcisi Bediüzzaman’a ve edebiyat medeniyetimizin en büyük temsilcisi Sezai Karakoç’a zaman ayırmamasıydı.

Hayatı tecritlerle, inzivalarla, savaşlarla geçen Bediüzzaman dünyanın geldiği ve gelebileceği noktayı çok iyi analiz etmişti. Barla’daki çiftçi Sıddık Süleyman’ın iman zaafını hissedebildiği gibi Dostoyevski'nin eserlerinden biri olan "Suç ve Ceza" romanının baş karakteri Raskolnikov'daki iman ağrısını da hissedebiliyordu. Bu kaygıları yedeğe alarak yazdığı 6000 sayfalık Risale-i Nur isimli eseri ile dünyanın dört bir tarafında milyonlarca insana üst bir edebi dil ile imanı ve insanı anlatabilmişti. Muhyiddin-i Arabi yüksek edebi dili ile ancak belirli bir kesim üzerinde etkili olabilmişken en az onun ayarında olan Bediüzzaman hayatı ve eserleriyle bir okul olmuş, Anadolu’daki bir köylüden, ABD’deki Profesöre kadar milyonlarca insanı kendine şakirt yapabilmişti.

Maalesef İsmet Özel batıdaki bir akademisyen veya entellektüelin Bedüzzaman’a ayırdığı kadar Bediüzzaman’a zaman ayırmadı. Bunda bizlerin de sorumluluğu olduğunu da unutmamak gerekiyor. Biz maalesef  Risale’nin entelektüel derinliğini ortaya koyan eserler üretemedik. Yine de bu durum İsmet Özel’in Risale’ye ilgisizliğine mazeret olamaz. Özel, Risale’ye biraz yoğunlaşabilmiş olsaydı, kendini Risale’de test etme imkanı bulacaktı. Bu etkileşim onu Sezai Karakoç gibi bir pozisyona taşıyabilecekti. Bu durumdan topyekun İslam kültür ve düşünce hayatı kazançlı çıkacaktı.

Sezai Karakoç münzeviydi. Çağının kirlerine çok fazla bulaşmamıştı. Doğunun mistizmine kendini emanet etmişti. Şiiri İslam medeniyetine dayanıyordu. Tek başına bir medeniyeti diriltmeye, asr-ı saadetteki şiirimsi hayatı yeniden inşa etmeye çalışıyordu.

İsmet Özel ise soğuk savaş dönemi şairiydi. Sesi de dönemi gibi soğuktu. Çağının kirini hepimiz gibi üzerinde taşıyordu. Kirin farkındaydı ve bundan arınmak istiyordu. Bizim Çarşı’da ise bu kiri temizleyecek malzeme satan yoktu. Bundan dolayı soldan üzerine sinen kirlerin kokusu uzun süre üzerinde kaldı. Soldan sağa geldiği zaman da yalnızlığını gideremedi. İsmet Özel’in bu günkü durumu bu anlamda yadırganmamalı. Bizler de böyle bir geçmişe sahip olsaydık benzer bir ses ve tavır ile ortaya çıkardık.

İsmet Özel bana biraz Fransız düşünür Roger Garaudy’i hatırlatıyor. Onun gibi sansasyoneldi. Garaudy doğuya (İslam) batıdan bakıyordu. Garaudy’i gibi Özel’in de kalbi mümindi ama aklı tamamen iman etmemişti. Bundan dolayı bizim asırladır inandığımız değerlere zıt tavırlar içinde bulunabiliyordu.

Muhyiddin-i Arabi için “her muhdi hadi değildir” denir. Yani hidayete gelen her kişi eserleriyle hidayet verici olmayabilir. Bu durumu bilen Muhyiddin-i Arabi çok sonraları “bizim makamımızı bilmeyen bizi okumasın” demiştir. 

İsmet Özel bu anlamda biraz da Muhyiddin-i Arabiye benziyor. Özel, şiirlerinde kendince imanî anlamda tutarlı bir hayatı olduğunu iddia etse de, bir kısım okuyucunun bunu tam olarak idrak etmesi mümkün değildi. Özel bize kendince Ay’ı gösteriyordu. Ama biz parmağına bakıyorduk. Zaten Ay’ı görebilecek kadar gözlerimiz keskin değildi. Bundan dolayı İsmet Özel’e ya “sorunlu tipler” yaklaştı veya ona yaklaşanların çoğu bir süre sonra “sorunlu tipler”e dönüştü. Buradan bakılınca  İsmet Özel’in şiiri bırakması isabetli oldu. Umulur ki, bu “sorunlu tipler” artık daha çok Sezai Karakoç’a zaman ayırabilirler. Biraz da Karakoç’un rahlesinde diz çökerler.

Şiir bir iktidar alanıdır. Şiirden emekli olunmaz. İsmet Özel’in bundan sonra köşesine çekilip kalbine (ailesine) zaman ayırmasını beklemek zor. O yine aklını imar ve inşa çalışmalarına devam edecektir. Ama gelişmeleri bizler ile ne kadar paylaşır bilemeyiz. Bakarsınız, siyasetten emekli olan bir kısım siyasetçilerin tekrar siyasete dönmesi İsmet Özel şiire tekrar döner. Ama bence dönerse hoş olmaz. İşi tadında bırakmak lazım.

İsmet Özel şiiri ve duruşuyla Alper Tunga gibi destanımsı bir hayat yaşadı. Her mümin gibi kulağımıza kar suyu kaçıran bazı hatalar yaptı. Ama biz yine de onu şiirimize ve düşünce dünyamıza kattığı iyilikler ve güzellikler ile hayırla yad edelim. Onu Alper Tunga Destanından mısralarla uğurlayalım.

İsmet Özel öldü mü?

Issız acun kaldı mı?

Felek öcün aldı mı?

Şimdi yürek yırtılır?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
20 Yorum