1. YAZARLAR

  2. Ahmet AKCAN

  3. İman İntisabı
Ahmet AKCAN

Ahmet AKCAN

Yazarın Tüm Yazıları >

İman İntisabı

A+A-

Halık-ı Kâinatı tanımak ve O’na iman etmek gayesiyle bu dünyaya gönderilen insan; kalbiyle teslime, aklıyla tevhide, kalıbıyla ibadete mükellef kılınmıştır. Allah ile şerefli kulu insan arasında kurulan intisabın/bağın adı olan iman; kibir ve gururdan sıyrılan, acz ve fakrını derk edip iradesini sarf eden kulun kalbine indirilen bir nurdur…

Öncesinde aklın marifetini, kalbin sahabetini, sonrasında lisanın şehadetini, bedenin ibadetini lüzumlu kılan ve azim bir silsilenin ünvanı olan iman; Allah’a bağlanmanın (intisap), kudrete dayanmanın (istinad), rahmete sığınmanın (istimdat), hikmete güvenmenin adıdır (itimad).

İlim, ibadet, ihlâs ve takva unsurları üzerinde kemale yükselen iman; insani güzelliklerin menbaıdır. Allah namına, ahiret hesabına yapılan bütün güzel fiiller imana yaslanır, iman ise ilim ve marifetten beslenir.

Gövdesi tevhid ve itikad, belgesi itaat ve ibadet, nefesi dua ve muhabbet, sesi tebliğ ve davet olan iman; “emn” kökünden gelir. Bu itibarla mümin; emniyet duyan, emniyet duyuran, emniyet duyulan birisidir. Emniyet duyulmayan, emniyet duyurmayan bir imanın sıkıntılı olduğu muhakkaktır.

İnsanlar inanmadan, inandığına güvenip dayanmadan yapamaz; mutlu olamaz, huzur bulamaz! Hiçbir şeye inanmadığını söyleyen bir insan bile birçok şeye inanır da farkında olmaz! Mesela; gece yatınca sabah kalkacağına, uzun bir ömür yaşayacağına, sevdiğinin kendisini sevdiğine ve asla terk etmeyeceğine, kullandığı ilacın kendini iyileştireceğine, bindiği uçağın düşmeyeceğine, hayatının ölümle bitmeyeceğine inanır, inanmak ister. Çünkü insan inanmadan yaşayamaz...

İnanç yönüyle insanları altı başlıkta tahlil edebiliriz: İmana sırtını dönüp inkâr eden münkirler, imanına başka ilahlar katıp kirleten müşrikler, imanı dil ile kabul edip kalp ile reddeden münafıklar, büyük günahları işleyip tövbe etmeyen mücrimler, imanın kıymetini takdir edemeyip sırtında yük gören mirasyedi müminler, imana sancılı bir arayış ile ulaşan, ilim ve marifet, ibadet ve itaat ile imanı için bedel ödeyen hakiki müminler.

“Taklid”, “Taklidin Taklidi”, “Tahkik”, “Tahkikin Taklidi”, “Tahkikin Tahkiki” kavramları ile isimlendirebileceğimiz iman mertebelerini küfrün tarifinde kullanılan “Adem-i kabul”, “Kabul-ü Adem” ifadeleri gibi “İman-ı Kabul”, “Kabul-ü İman” başlıkları ile tahlil edebiliriz.

İman-ı kabul; taklidi iman, talimsiz tahmini iman, aşısız iman, imanı red etmeyen iman, taraftar olan iman, toplama iman, duran iman, varlığı ispat edilemeyen mücerred iman, yüreğe yük olan iman, talebi bura olan iman, varlıkla denenince şımaran, yokluk ile sınanınca bunalan imandır.

İman-ı kabul; bedeli ödenmeyen, aranmadan kucakta bulunan, sancı çekilmeden ulaşılan bir imanı temsil eder. Camiye girince derk, camiden çıkınca terk edilen, günün tazyiki altında ezilip çiğnenen bir iman sahibini cennete taşıyan bir binek olamaz! Allah yokmuş gibi konuşturan, ahiret yokmuş gibi dünyaya koşturan iman, yüreğe yük mefluç bir imandır. İman-ı kabul, velud olmayan ebter bir imandır.

Kabul-ü iman; tahkiki iman, talimli kesin iman, aşılı iman, imanı kabul eden iman, taraf olan iman, toplam iman, durduran iman, varlığı ispat edilen müşahhas iman, yük alan iman, talebi uhra olan iman, varlık ile sınanınca şükreden, zorluk ile denenince sabredip hamd eden imandır.

Kabul-ü iman; sancılı bir arayış ile ulaşılan, ilim ve marifet, itaat ve ibadet ile bedeli ödenen, takva ile korunan tahkiki bir imanı temsil eder. Kabul-ü iman; imkânsız görünenlere karşı meydan okuyan hakiki bir iman olup, aynı zamanda yeni iman yavrularını doğuran velud bir imandır.

Nimete hamd ve şükür, Mün’ime muhabbet ve hürmetin alametidir. Mün’ime muhabbet ve hürmet nimete berekettir. İman en büyük bir nimet, takva o nimete karşı en büyük şükür ve hürmettir.

İman nimetine takva ile hürmet gösteren müminlerin imanı yakin ile teyit ve tekit edilecek; binaenaleyh, yüreklerindeki imanın ağırlığı takip etmek isteyenler için silinmez bir iz bırakacaktır!

Elhasıl; kâinat insan merkezli olarak yaratıldı, insan iman merkezli yaşamak zorunda… Bir “ekmek” uğruna iman cevherini atan, kısa bir dünya hayatı için bu hazineyi satanlardan olmaktan Allah’a sığınmak lazım…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
4 Yorum