1. YAZARLAR

  2. Dursun SİVRİ

  3. İç dizayn ve 'gözden geçirme' meselesi
Dursun SİVRİ

Dursun SİVRİ

Yazarın Tüm Yazıları >

İç dizayn ve 'gözden geçirme' meselesi

A+A-

“Gözden geçirme” içtimai, siyasi, iktisadi literatürde sık kullanılan kavramlardandır.

Birçok kavramın içi ticari reklam veya siyasi propagandanın malzemesi oluyor, sonra içi bir şekilde boşaltılıyor. Gerçekten işe yarayan faydalı bir aracın içi boş slogana dönüşmüş sonunda silikleşip etkisiz hale gelmesi. “Silik söz ticarette gezer” sözünü teyit ediyor.

Araçlar kullanılan amaçlara göre anlam kazanır.

Gözden geçirme” iyi bir şeydir. Murakebe, muhasebe maksadıyla her daim yapılması lazım geldiği halde yapılmamsının neticelerine dikkat çekmek istedim.

Ferdi ve şahsi dünyamızda “Nefis Muhasebesi” olarak hayatın içinde yer alınır/alınmalı. Başak bir deyimle “özeleştiri”  tabiri kullanılıyor ama tam olarak “nefis muhasebesi” ni karşılıyor mu bilemem. Bu muhasebe günlük, haftalık, aylık periyotlarda yapılır/yapılmalı.

İnsan günlük hayatta her Müslüman Hz. Ömer’in (r.a), “Bugün Allah için ne yaptın?” diye kendi kendine sorması kültürümüze yerleşmiş bir haslettir. Günahların çok cepheden saldırıları içinden geçip gün sonu vicdan mizanında günah-sevap kefesinin hangisinin ağır bastığını gözden geçirilir/geçirmelidir.

Muhtemelen günah virüsü bulaşmışsa virüs taraması “tövbe, istiğfar” getirilir/getirilmeli…

Yapılması gereken vazifelerin önem ve önceliklerinin doğru sırası ile ifa edilmesi; iman kuvvetini, takva derecesini, selabet ve metanet mertebesini gösterir…

İnsanın ferdi, şahsi hayatında ne kadar önemliyse, unsurları insanlardan teşekkül eden sosyal grupların, tüzel kişilik olan işletmelerin, hangi maksat için kurulursa kurulmuş olsun bütün müesseselerin yerine getirmesi gereken bir vazifedir “Gözden Geçirme” meselesi…

Kurum olma kriterleri; stratejik amaç ve hedeflere erişmek için doğru kararlar, prensipler, stratejiler, metotları uygulamak sürecin gereğidir. Kaynakların etkin kullanılması, kurumun faaliyetlerinden direk veya dolaylı etkilenen paydaşlara yansıması, algılanması gibi bir takım şartları vardır müessese(kurum) olabilmenin…

Fert için ahlâki hasletler ne ise kurumlar için de vazgeçilmez prensipleri, yeni deyimle etik değerleri çalışma hayatına yansıtmak aynıdır.

Sosyal sorumluluk maksatlı, hayır işleri, din iman ve Kur’an ‘a hizmet için teşekkül etmiş gönüllü kuruluşlar için de kurum olma kriterleri, vazgeçilmez prensipleri, kamu oyuna beyan ettikleri taahhütlerine uymak esas olmalıdır.

Kanuni şartlara göre kurulmuş olup Sivil Toplum Kuruluşları (STK) olarak zahirde hükmi şahsiyet (tüzel kişilik) hüviyetine sahip sivil toplum kuruluşlarının kurum olma kriterlerindeki belirsizlikler iç işleyişte ve harice karşı münasebetlerde bir takım problemlere sebep olmaktadır. Kurum olma kriterlerini yerine getirmemelerindendir.

Tüzüklerin metni ötesinde, formal kurallardan farklı informal kurallar, prensipler, informal hiyerarşiye göre yapılar vardır.  Hayaletle savaşmalara ve çatışmalara zemin oluştururlar. Bazı şahısların özgül ağırlık sınırları belirsiz ve tanımsız olduğundan “Etkili yetkisizlerle, yetkili etkisizler” karmaşası yaşanır.

Bazı gönüllü kuruluşlar –ki Risale-i Nur hizmeti, hareketi cemaatleri bu gruptandır -ulvi samimi maksat ve niyetlerle, uhuvvet, muhabbet, tesanüt sırlarına tabi olarak Allah için, ilay-ı kelimetullah için bir araya gelerek teşekkül etmişlerdir.

Cemaatler ve benzeri sosyal gruplarda genelde “gözden geçirme” kültürü yeterli işletilmemektedir. Bilhassa fazilet ve meziyetleri ile temayüz etmiş şahıslar etrafında teşekkül eden gruplarda bir nevi hata sevap sorgulaması sayılan “gözden geçirme” dünyevi ve uhrevi en büyük cürüm sayılır.

İnsan için kendini kusursuz görmek en büyük kusur olduğu gibi şahs-ı mâneviler için de, sosyal gruplar için de aynı realite geçerlidir.

Sosyal gruplara mensup şahısların kendilerini tevazu, mahviyet, ihlas ve samimiyet noktasında sorgulamalara açık olurken ait olduğu grubu hatasız kabul etmesi gibi bir ön kabul vardır ki, kutsiyet atfedilir. Grubun sorgulanması en hafif deyimi ile “ihanet”le karşılık görecektir. Bir derece ötesi “aforoz” benzeri kesin ihraç talebi ile hesaba çekmektir.

Sonrası “bu filmi görmüştük” kabilinden veya “biz bunu hep yapıyoruz” şeklindeki reklam cümlesine benzer ifade ile yapılan yanlışı iftihar olarak telakki etme garabeti süregelen arızalardandır…

Yine başa dönüyoruz. İçe dönük muhasebe. Nefis muhasebesini şahsilikten şahs-ı mânevi zeminine taşıyabilmek lazımdır.

Şahsi hayatında nefis muhasebesi alışkanlığı olmayan unsurlardan meydana gelen yapıların sağlıklı “gözden geçirme”, “muhasebe”, “murakebe” gibi kavramlarla daha fazla tanışma ve buluşmaya şiddetli ihtiyaç vardır.

Diğer bir husus ise “özgüven” ve “öz eleştiri” bir arada mülahaza edilmeli.

Öz güvene sahip olanlar öz eleştiri yapabilir. Olamayanlar bilakis

Gruba veya bir cemaate aidiyet ve mensubiyette samimiyet, feragat, sebat metanet makbul bir haslettir lazımdır.

Velayetin kerameti olduğu gibi niyet-i halisenin kerameti vardır. Samimiyetin dahi kerameti vardır. Bahusus lillah için bir uhuvvet dairesindeki kardeşlerin içinde ciddi samimi tesanüdün çok kerametleri olabilir. Hatta şöyle bir cemaatin şahs-ı mânevisi bir veliyy-i kâmil hükmüne geçebilir. İnayata mazhar olur.(Barla Lahikası 13.)

Nitelikli birliktelik şartıyla inayet-i ilahiye mazhar olmak mümkün olabiliyor.

Bir de madalyonun diğer yüzü var ki, unsurların “özne” hüviyetinden “nesne” seviyesine düşmesi. Zihnî tembellik mi denir?... Nemalazımcılık mı denir?... Aklını itibar ettiği kişilere teslim etmek mi denir?... Sıkıntı kaynağı bir durumdur.

Bir tarif yapmak zor ama bir gerçek bir tablo böyledir. Grubun kararlarına hâkim olan merci veya kişi/kişiler de grubun unsurlarını “özne” olarak değil de “nesne” olarak görmeyi davaya sadakat olarak telakki ediliyor ki sağlıklı bir durum değildir…

Sahabe hayatından bilinen Emirel Mü’minin Hz. Ömer’e karşı “Seni kılıncımızla doğrulturuz“ hassasiyetinden halifenin memnun olması hadisesi örnek almak gerekmez mi?

Bugün manzara ise, sual sormak bile edebe aykırı, davaya ihanet, sadakatte sınıfta kalmakla değerlendirilir. Kraldan çok kralcılar da kararı iştahla infaza hazırdır. “Kral çıplak” diyenin hakk-ı hayatı yoktur.

Evet sorma, sorgulama, müzakere, muhasebe, murakabe sağlıklı gelişim için şarttır. Maksat ve niyet halis olmak kaydıyla hem küçük dairede hem geniş dairede mutlaka “gözden geçirme” usulüne uygun düzenli aralıklarla yapılmalı.

“Nefsini ıslah edemeyen başkasını ıslah edemez” sözü fertler için de canlı organizmalar olan sosyal gruplar ve cemaatler için de geçerlidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum